Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2022/5199 E., 2025/1593 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/5199 E., 2025/1593 K. (27.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5199
Karar No
2025/1593
Karar Tarihi
27.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2022/5199 E. , 2025/1593 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/682 E., 2022/78 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle; Çorum ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan 233 ada 12 parsel sayılı taşınmaz orman sayılan yerlerden olmasına rağmen, ... oğlu ... adına tarla olarak tapuya tescil edildiğini, 13.06.1991 tarihinde ihtiyati tedbir talepli olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığını, yapılan yargılama sırasında dava konusu parselin bulunduğu ilçede adliye teşkilatı kurulduğundan 1991/227 Esas ve 1991/536 Karar sayılı ilam ile yetkisizlik kararı verildiğini, dosyanın Uğurludağ Adliyesine devredilmiş olduğu ve taşınmazın da Çorum Orman İşletme Müdürlüğü görev alanında kaldığı ve davanın Çorum Orman İşletme Müdürlüğü tarafından takip ediliyor düşüncesiyle dosyanın taraflarınca takip edilmediğini, Uğurludağ ilçesinde Adliye teşkilatının kaldırıldığını ve bu ilçenin davalarının yeniden İskilip Adliyesine devredildiğini, bu arada 1914 doğumlu davalı ...'un da 1994 senesinde vefat ettiğini, evlatlarının dahili davalı olarak davaya katılmalarını talep etiklerini belirterek, dahili davalılara tebligatın yapılarak davanın kaldığı yerden devamına, yapılacak yargılama sonucu davanın kabulüyle Uğurludağ ilçesi 233 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede, 1989 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) gereğince yapılan arazi kadastrosu çalışmaları, 2007 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışmaları, 2019 yılında 3402 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin 13 üncü fıkrası gereğince yapılan düzeltme çalışmaları ve 2012 yılında 3402 sayılı Kanun gereğince yapılan 22/A çalışması bulunmakta olup, arazi kadastrosu çalışmalarında Çorum ili Uğurludağ ilçesi ... Mahallesi 233 ada 12 parsel sayılı 11.525,00 metrekare yüzölçümlü taşınmazın, tarla vasfıyla ... oğlu ... adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, 1944 tarihli 517 numaralı ve 40 Ar miktarlı vergi kaydına dayalı olarak tespit edildiği, 11.02.1989 ile 13.03.1989 tarihleri arasında askı ilanı yapılarak tespitin itirazsız kesinleştiği ve 2012 yılında yapılan 3402 sayılı Kanun' un 22/A maddesi çalışmalarında taşınmazın yüz ölçümünün 11.525,00’den 11.301,04 metrekareye düştüğü, ancak ada ve parsel numarasının değişmemiş olduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2013 tarih, 2012/271 Esas ve 2013/374 Karar sayılı önceki kararıyla, "... dava konusu 233 ada 12 parsel sayılı taşınmazın orman alanı durumunda ve orman içi boşluk durumunda olduğu, 6381 sayılı Kanun'un 2/B kapsamında kalmadığı, 4785 sayılı ve 5668 sayılı Kanunlar ile bir ilişiğinin bulunmadığı, 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) göre de orman olduğu 27.05.2013 havale tarihli Orman mühendisi bilirkişinin de raporunun bu hususları teyit ettiği, dosya arasına alınan dava konusu taşınmaza ait hava fotoğrafları ile 1/10.000 ölçekli haritaların da incelenmesi ve yapılan 22.05.2013 tarihli keşif neticesinde arazinin orman vasfına haiz olduğu, her ne kadar mahalli bilirkişiler davalılara bu arazinin babaları ...'dan kaldığını, yaklaşıkta 60-70 yıl evvelinden beri hububat ekmek suretiyle kullandıklarını ifade etmişler ise de, orman vasfındaki arazilerin kazandırıcı zamanaşımına konu olamayacağı ..." gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve Çorum ili ... ilçesi ... Mahallesi Başkışla mevkii 233 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... oğlu ... adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin hüküm, dahili davalı ...' un temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.01.2016 tarih, 2015/15266 Esas ve 2016/1114 Karar sayılı ilamıyla; "... eksik inceleme ve yetersiz orman bilirkişisi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu açıklanarak, dava konusu 233 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tespitine dayanak Başkışla mevkii 1944 tarih ve 517 numaralı vergi kaydı ile dava konusu taşınmaza komşu 233 ada 3, 11 ve 13 parsellerine ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları ve dayanak vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili mahkeme hükümleri bulunduğu yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden keşif yapılarak en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ile amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 14.10.2019 tarihli teknik ve orman mühendisi bilirkişileri tarafından taşınmazın 'memleket haritasındaki A ve B ile ayrılan kısımlar haricinde orman sayılmayan arazilerden olduğunun tespit edildiği" yönünde rapor ibraz edildiği, bozma öncesinde yapılan keşif sonrasında ibraz edilen bilirkişi raporunda dava konusu edilen yerin orman sayılan alanlardan olduğu yönünde, bozma sonrası bozma ilamı doğrultusunda yapılan keşiften sonra ibraz edilen orman mühendisi bilirkişi raporunda 'A ve B ile gösterilen kısımları haricinde orman sayılmayan arazilerden olduğu' yönünde rapor ibraz edildiği için raporlar arasında çelişki doğduğundan farklı bir uzman orman mühendisi bilirkişiden rapor aldırıldığı, üçüncü orman mühendisi tarafından sunulan 05.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda 'memleket haritasındaki A ve B ile ayrılan kısımlar haricinde orman sayılmayan arazilerden olduğunun tespit edildiği' yönünde görüş bildirildiği, belirtilen alanların krokide gösterilmesi için fen bilirkişisinden 25.01.2022 tarihli rapor alındığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınmış olan 05.04.2021 tarihli ve 14.10.2019 tarihli orman mühendisi bilirkişi raporlarında, dava konusu edilen ve memleket haritasında (A) ve (B) ile gösterilen kısımların orman vasfında bulunup, 6831 sayılı Kanun'a göre orman sayılan sahalardan olduğunun tespit edildiği, 05.04.2021 tarihli ve 14.10.2019 tarihli orman mühendisi bilirkişi raporunda incelenen en eski 1956 tarihli hava fotoğrafında bu kısımda sürüm izi olduğunun tespit edildiği, o tarihten itibaren bu kısım üzerinde kullanım amacına uygun zilyetliğin var olduğunun anlaşıldığı, 05.04.2021 tarihli ve 14.10.2019 tarihli orman mühendisi bilirkişi raporuna itibar edilerek, 25.01.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile yeşil boyalı olarak gösterilen 1521,34 metrekarelik alanın ve (A) harfi ile mavi boyalı olarak gösterilen 3056,63 metrekarelik alanın orman sayılan alanlardan olduğu ve sonradan imar ihya edilerek kazandırıcı zamanaşımı ile özel mülkiyete konu olamayacağı, sarı boyalı olarak gösterilen 6723,07 metrekarelik alan ise kullanım amacına uygun zilyetliğin var olduğu ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine ve davalıların murisi ... adına kayıtlı Çorum ili Uğurludağ ilçesi ... Mahallesi Başkışla mevkii 233 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 25.01.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile yeşil boyalı olarak gösterilen 1521,34 metrekarelik alanın ve (A) harfi ile mavi boyalı olarak gösterilen 3056,63 metrekarelik alanın "orman" vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmın, sarı boyalı olarak gösterilen 6723,07 metrekarelik alanın, muris davalı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin karara mesnet yaptığı bilirkişi raporunun birçok yanlışlıklar ve çelişkiler içerdiğini, 27.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda incelenmiş olan 1965 tarihli memleket haritasında sahanın genel itibarıya yeşil renkle belirtilen alanlarda olduğu ve devamında ise geniş yapraklı ağaç-ibreli ağaç harita kenar simge işaretlerinin yer aldığı belirtildiğini, 14.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda incelenmiş olan 1960 tarihli memleket haritasında ise sahanın sadece 4310 metrekaresinin yeşil renkle gösterildiğinin belirtildiğin ve bu raporda dava konusu yerle ilgili orman içi açıklık incelemesi/değerlendirilmesi yapılmadığını, aradan geçen 5 yılın orman oluşması için yeterli bir süre olmadığı ve raporlarda çelişki olduğunu, incelenen 1992 ve 2008 tarihli memleket haritalarında taşınmazın tamamının orman sayılmayan arazilerden olduğunun belirtildiğini, bunun da dava konusu sahanın kötüniyetli ormandan açıldığını ispat ettiğini, 3 bilirkişi raporunda da 1973 tarihli hava fotoğrafının farklı yorumlanmasının da çelişki oluşturduğunu, hükme esas alınan son iki bilirkişi raporunda orman erozyon sahası araştırması yapılmadığını ve sahanın toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığının incelenmediğini, bozmadan evvelki bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde meşe türleri ve çok yıllıklı çalı bulunduğu açıklanmasına rağmen bozma sonrasında yapılan keşif sonucu bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda ise taşınmazın üzerinde bulunan ağaçlara ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamadığını, taşınmazın vatandaşlar tarafından orman içerisinden açıldığı ve zaman içerisinde de genişletildiğini, taşınmazın orman ile bütünlük arz ettiğini, taşınmazın tarla vasfı ile tescil edilmesi halinde orman bütünlüğünün bozulacağını, çelişkilerle dolu rapora dayanarak karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 233 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 25.01.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile yeşil boyalı olarak gösterilen 1521,34 metrekarelik alanın ve (A) harfi ile mavi boyalı olarak gösterilen 3056,63 metrekarelik alanın "orman" vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, sarı boyalı olarak gösterilen 6723,07 metrekarelik alanın muris davalı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; hükme esas alınan 25.01.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunda, (B) harfi ile yeşil boyalı olarak gösterilen 1521,34 metrekarelik alanın orman kadastrosunda orman sınırları içinde kaldığı ve (A) harfi ile mavi boyalı olarak gösterilen 3056,63 metrekarelik alanın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan alanda kaldığı belirtilmiş olmasına rağmen, orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmalarına ait işe başlama çalışma ve sonuçlandırma tutanakları ayrı ayrı getirtilmemiş ve bu çalışmalara göre taşınmazın hukuki durumu değerlendirilmeden eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiştir. Ayrıca, taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamına alındığı belirtilen kısmı yönünden, orman olduğu gerekçesiyle tapu kaydının iptali ve orman olarak tesciline karar verilmiş ise de, bu kısma ilişkin dava yönünden Hazinenin davada taraf olması gerektiği de düşünülmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan tüm orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, 2019 yılında 3402 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin 13 üncü fıkrası gereğince yapılan düzeltme çalışmalarına ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile 2012 yılında 3402 sayılı Kanun gereğince yapılan uygulama kadastrosu (22/a) tutanak sureti ve ekleri ile uygulama kadastrosuna ilişkin ada raporu dosyaya getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; taşınmaz içerisinde, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışarısına çıkartılan alanda kalan yer bulunduğunun belirlenmesi halinde 6831 sayılı Kanunu' nun 11. maddesi uyarınca Hazine davaya dahil edilerek yöntemince taraf teşkili sağlanmalı ve bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda sunacakları tüm deliller birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı ... İdaresinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c8a38e6333f6addb 30712d52df0a9905

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı