7. Hukuk Dairesi 2025/388 E. , 2025/1197 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/85 E., 2023/373 K. Mahkeme kararı bir kısım davalılar vekili, davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili ve davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından duruşma istemsiz, davacılardan ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, davacı ... vekilinin duruşma isteminin duruşma giderinin yatırılmaması nedeniyle reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... Köyü 2, 3, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazları davalılar murisinden haricen satın aldıklarını, taşınmazların tapuda ........... ile ... çocukları ..., ..., ............... adına kayıtlı olduğunu, tapuda bu isimlerinin soyisimlerinin olmadığını, yapılan araştırmada davalılar murisi ...’in ... ve ...’den olma 1876 doğumlu ... ... olduğunu tespit ettiklerini, davalıların ise bu şahsın mirasçıları olduğunu, haricen satım tarihinden beri davacıların taşınmazlara 25-35 senedir malik sıfatıyla zilyet olduklarını, taşınmazlara muhtelif ağaçlar dikerek tasarruf ettiklerini, tapu maliklerinin öldüklerini, tapu kaydının intikal görmediğini, ölüm tarihinden dava tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında kazandırıcı zamanaşımı koşullarının davacılar için oluştuğunu, TMK'nın 713/2. maddesi gereğince kayıt malikinin ölüm sebebine dayalı dava açtıklarını ve öncelikli taleplerinin bu olduğunu ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına eşit oranda tescilini, bu talep kabul görmezse davacıların dava konusu taşınmazlar üzerine dikip yetiştirdiği ağaç bedellerine ilişkin alacaklarının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar, Anayasa Mahkemesinin TMK'nın 713/2 maddesindeki “ölmüş” ibaresini iptal ettiğini ve davacı tarafın dayandığı yasa hükmünün olmadığını, davacıların davalı murisinden taşınmazları satın alma imkanı olmadığını, zira muris ... ... ’nin 1930 yılında öldüğünü, davalıların meslekleri gereği sık olarak taşınmazları kullanamadıklarını, aralıklı olarak bu yere gelip dava konusu taşınmazlarla ilgilendiklerini, bu nedenle davacıların aralıksız, fasılasız zilyetliklerinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.01.2016 tarihli ve 2013/386 Esas, 2016/13 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazların 1960-1970 yıllarında harici senet ile keşifte tanık olarak dinlenilen ........ ve amcaları ile ........ ve ....... olmak üzere beş ortak tarafından maliklerinden satın alınıp beş parçaya bölerek kullanıldığı, taşınmazların daha sonra parça parça davacılara ayrı ayrı satıldığı ve davacılar tarafından herhangi bir müdahale olmaksızın kullanıldığı ancak tapu kayıtlarının yazılı malikler adına bulunduğu, bu parsellerle ilgili tapulamanın 10.09.1955 tarihinde yapıldığı, daha sonra tapu maliklerinin mirasçılarının davada davalı olarak gösterilen şahıslar olduğunun ortaya çıktığı, davacıların önceki satın alan malikler ile birlikte zilyetliklerinin 35-40 yıldan fazla olduğu, zilyetliğe bir itiraz ve müdahale olmaması nedeni ile ayrıca kayıt maliklerinin ölümü nedeni ile tapunun hukuki değerini kaybettiği, bu nedenle tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına mevcut kullanım durumu itibari ile tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 10.11.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarihli ve 2015/14648 Esas, 2018/2738 Karar sayılı kararıyla; "tapu maliklerinden ...’nin UYAP’tan alınan nüfus kayıt örneğine göre sağ olduğu anlaşıldığına göre, bu tapu maliki hakkında açılan davanın sağ olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerektiği, tapu maliklerinden ...........’nin 2002 yılında, ...’in 2006 yılında, ...’in ise 2002 yılında" vefat ettikleri dosya içerisindeki mirasçılık belgeleri ve nüfus kayıtlarından anlaşılmakla ölüm tarihlerinden itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek bu paydaşlar aleyhine açılan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği, tapu maliklerinden ... isimli kişinin tapu kaydında düzeltim davası sonucu ...............isimli kişi ile aynı kişi olduğu ve bu kişinin ölü olduğu anlaşıldığından paydaşlar ... ve ... (... ...) bakımından ise bu kişilerin ölüm tarihleri dikkate alınarak bu paydaşlar aleyhine 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu dikkate alınarak diğer koşullar yönünden araştırma ve inceleme yapılması" gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 20.12.2023 tarihli ve 2021/85 Esas, 2023/373 Karar sayılı kararıyla, davacıların tapu iptal tescil talebinin Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli kararına aykırılık oluşturduğu, tapu maliklerinden...nin 2002 yılında, ...’in 2006 yılında, ...’in ise 2002 yılında vefat ettikleri dosya içerisindeki mirasçılık belgeleri ve nüfus kayıtlarından anlaşılmakla ölüm tarihlerinden itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, ağaç bedellerine ilişkin tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz başvurusunda, tapu maliklerinden .........., .......... (...), .........., ... (... ...)'in ölüm tarihleri dikkate alındığında 20 yıllık süre şartının oluştuğunu, ........'in 7/28 hissesi, .......... (...'in) 3/28 hissesi, .........'un 3/28 hissesi, ... (... ...'nün) 3/28 hissesi yani toplamda 16/28 hisse bakımından müvekkillerin uzun yıllardır söz konusu taşınmazları iyi niyetli olarak kullandığı sabit olduğundan tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, taşınmazlar kamulaştırılmış olduğundan 16/28 hisse yönünden taşınmaz bedelinin 12/28 hisse yönünden ağaç bedellerinin müvekkilerine ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davacı ... vekili temyiz başvurusunda, müvekkili lehine tapu iptali ve tescil kararı verilmesi gerekirken ağaç bedeline hükmedilmesinin esasa ve oluşa aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 3.Davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz başvurusunda, mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, tarafların hak sahipliği durumunun belirlenmediğini, vefat eden bir çok taraf yönünden sebep olmadıkları biçimde alacak ve faize hükmedildiğini, ayrıca davalı müvekkiller dahi bu kadar hak almadığını ve faiz konusunda dahi bir alacakları olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali tescil, terditli olarak alacak istemine ilişkindir. Davalılar murisleri olan kayıt malikleri ....., .......... (...), .......... ve ... (... ...) ile ilgili tapu iptali ve tescil talebi yönünden, mahkemece her ne kadar TMK'nın 713/2. maddesinde belirtilen "maliki ölmüş" sebebi ile ilgili Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli iptal kararı gerekçe gösterilerek ret kararı verilmiş ise de, ilgili iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolması hâlinde mülkiyet kazanılmış olacağından bu gerekçe yerinde değildir. Ancak, Mahkemece davacı tarafa 21.11.2011 tarihli celsede delillerini bildirmeleri için 2 hafta kesin süre verildiği, 19.01.2012 tarihli celsede davacı tarafın sunduğu delil listesinin süresinde olmadığı hususunun tutanağa yazıldığı, davalılar vekilinin de davacı tarafça süresinden sonra tanık bildirilmesine muvafakat etmediğini bildirdiği gözetildiğinde; davacı tarafın zilyetlik koşulunun gerçekleştiğini dosya kapsamı ile ispat ettiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Mahkemece kayıt malikleri ............. (...), ........., ve ... (... ...) payları yönünden davanın bu gerekçe ile reddi gerekmekte ise de, sonucu itibariyle tapu iptali ve tescil talebinin reddi doğru olmuştur. Öte yandan, davacı tarafın muhdesat bedeline ilişkin terditli talepleri de davalı tarafça kabul edilmiş değildir. Dosya kapsamına göre zilyetlik koşulunda olduğu gibi muhdesatın davacı tarafça dikildiğinin ve yetiştirildiğinin de yöntemince ispat edildiği söylenemez. Hâl böyle olunca, muhdesat bedeline ilişkin terditli talebin de reddi gerekirken Mahkemece yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacıların temyiz itirazlarının reddine, davalıların temyiz itirazının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı oy) K A R Ş I O Y Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak alacak talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın kabulüne karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince bazı paydaşlar yönünden yirmi yıllık kazandırıcı zaman aşımı süresinin dolmadığı, ancak bazı paydaşlar yönünden sürenin dolduğu dikkate alınarak diğer koşullar da oluşmuş ise buna göre kabul kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozma kararından sonra İDM'ce davanın reddine karar verilmiştir. Bu hükmün temyizi üzerine Dairemizin bozma kararında davalılar murisleri olan kayıt malikleri .............., ............... (...), ............, ve ... (... ...) ile ilgili tapu iptali ve tescil talebi yönünden, İDM'ce her ne kadar 4721 sayılı Kanun'un 713/2. maddesinde belirtilen "maliki ölmüş" sebebi ile ilgili Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli iptal kararı gerekçe gösterilerek ret kararı verilmiş ise de, ilgili iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolması hâlinde mülkiyet kazanılmış olacağından bu gerekçenin yerinde olmadığı belirtilmiştir. Dairimiz bozma kararında İDM'ce davacı tarafa 21.11.2011 tarihli celsede delillerini bildirmesi için iki haftalık kesin süre verildiği, 19.01.2012 tarihli celsede davacı tarafından sunulan delil listesinin süresinde olmadığı hususunun tutanağa yazıldığı, davalılar vekilinin de davacı tarafça süresinden sonra tanık bildirilmesine muvafakat etmediğini bildirdiği gözetildiğinde davacı tarafın zilyetlik şartının gerçekleştiğini dosya kapsamı ile ispat ettiğini söyleyebilme olanağının bulunmadığı belirtilmek suretiyle davacı tarafın davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Kararda bu tespit yapılmakla birlikte sonucu itibariyle İDM'ce tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle bu hüküm yönünden bir bozma yapılmamıştır. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca yukarıda belirtilen gerekçeye bağlı olarak muhdesat bedeline ilişkin terditli talebinin de reddi gerekirken İDM'ce yazılı şekilde terditli talebin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Kanaatimizce de İDM'ce Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli iptal kararı gerekçe gösterilerek ret kararı verilmesi yerinde değildir. Ancak Dairenin Sayın Çoğunluğunun aksine bozma kararında belirtildiği üzere davacının sunduğu delil listesinin süresinde olmaması nedeniyle davacının zilyetliğini ispatlamak için tanık deliline başvuramayacağının kabulü ile davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki görüşe iştirak etmek mümkün değildir. Zira davacı tarafın delil listesini iki haftalık kesin süreden sonra verdiği ve bu nedenle dilekçesine itibar edilemeyeceği kabul edilse bile davacının daha "dava dilekçesinde" somut olarak belirlenebilecek şekilde tanıklarını gösterdiği anlaşıldığından davacı tarafın delil göstermediğini söylemek mümkün değildir. Bu çerçevede davacı tarafın dava dilekçesinde "aynı taşınmazla ilgili olarak Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2005/212 Esas ve bozmadan sonra 2008/309 Esas, 2008/377 Karar sayılı dosyanın delil olarak dosyamız arasına alınmasına ve buradaki delillerin ve tanıkların delil ve tanık olarak dosyamızda değerlendirilmesine" denmek suretiyle kendisine kesin süre verilmeden önce açıkça somut olarak belirlenebilecek şekilde tanıklarını ve delilini gösterdiği, dolayısıyla İDM'ce bu tanıklar ve dosya delili değerlendirilmek suretiyle bir sonuca ulaşılması gerektiği ve İDM kararının Sayın Çoğunluğun belirttiği gerekçe üzerinden değil bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. Açıklanan nedenlerle Dairemizce Anayasa Mahkemesi kararının sonucuna ilişkin İDM'ce yapılan yanlış değerlendirme gerekçe gösterilmek ve davacı tarafın dava dilekçesinde dayandığı tanık ve diğer deliller nazara alınarak bir karar verilmek üzere İDM kararının bozulması gerekirken yukarıda belirtilen nedene dayalı tesis edilen bozma kararına iştirak edilememiştir. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8762dfdd6f364a0d 87726b590af9ba6f