7. Hukuk Dairesi 2025/2345 E. , 2025/3307 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/144 E., 2022/389 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; adli yardım talebinin kabulüne karar verildikten; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu .... ve ... parsel sayılı taşınmazların birbirine bitişik olup 40 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız davacının zilyetliğinde bulunduğunu, her iki taşınmaz üzerine müvekkili tarafından bina inşa edilmiş ve 35 yıldır ailesiyle birlikte müvekkilinin kullanımında olduğunu, davalı Hazineden önceki kayıt maliklerinin 40 yıldan fazla süredir ölü olduğunu, dava konusu taşınmazların Hazine adına tescil edilmeden önce davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca taşınmazların mülkiyetini iktisap ettiğini, davacının taşınmaz üzerine yaptığı binanın değeri zemin değerinden fazla olduğundan TMK'nın 724. maddesine göre de tescil isteme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde tapu kaydının bina ve kullanım alanı miktarında iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların idaresi için 1999 yılında kayyım atandığını, TMK'nın 588. maddesine dayalı açılan davalar ile dava konusu taşınmazların 2010 yılında Hazineye devrine karar verildiğini, TMK'nın 713/2 ve 724. maddelerinde yazılı tescil şartlarının davacı yönünden oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.11.2016 günlü 2014/22700 Esas, 2016/15208 Karar sayılı ilâmına uyularak 04.05.2017 günlü 2017/80 Esas, 2017/162 sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma kararı Mahkemenin 04.05.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli ve 2017/15989 Esas, 2020/3559 Karar sayılı ilâmında özetle; ".. dava konusu ... nolu parselin 1/2 hisse ile ... oğlu ... ile .... oğlu ... adına, 1865 nolu parselin: 1/2 hisse ile ... kızı ... ve ... kızı ... adına kayıtlı iken 3561 sayılı Kanun kapsamında Hazine'nin hak ve menfaetlerinin korunması için ... Defterdarının yönetim kayyımı atandığı, kayyım ile yönetim süresinin 10 yılı doldurması üzerine ise Hazine tarafından TMK'nin 588. maddesi kapsamında açılan dava neticesinde her iki taşınmazında Hazine adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Kadastro Kanunu'nun 18/2. maddesine göre kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğinden davacının TMK'nin 713/2. maddesi kapsamındaki tapu iptali ve tescil talebinin şartları oluşmadığından bu yönü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı, davasını terditli olarak açmış olup asıl talebinin kabul edilmemesi halinde TMK'nın 724. maddesi kapsamında temliken tescil talebinde bulunmuştur. Ne var ki; Mahkemece, davacının TMK'nin 724. maddesi kapsamında temliken tescil talebinin incelenmediği anlaşılmakla iş bu talep yönünden inceleme yapılarak olumlu olumsuz bir karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının asıl istemi olan TMK'nın 713/2 hükmüne dayalı tapu iptali ve tescil talebinin Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli ve 2017/15989 Esas, 2020/3559 Karar sayılı ilâmında yazılı gerekçeyle reddine, davacının terditli temliken tescil isteminin; dava konusu ... ve ... parsel sayılı taşınmazların 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15 ve 16. maddeleri gereğince tevhit edilerek 2 kısma ifraz edilmesinin mümkün olduğu, taşınmazda yer alan yapının imar yoluna tecavüzlü olması ve imar planında belirtilen Taks: 0.50 değerini aşması nedeniyle mevcut yapıların yapı ruhsatına bağlanamayacağı, dava konusu taşınmazlardaki yapının kaçak olduğu ve yapı ruhsatının bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili adli yardım istemli temyiz dilekçesinde özetle; 1.Dava konusu ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda davacıya ait ev bulunduğunu, zilyetliğin yaklaşık 45 yıldır kesintisiz ve ihtilafsız şekilde devam ettiğini, 2. Davacı tarafından 1970 - 1972 tarihlerinde yapılan meskenin bugüne kadar kullanıldığını, 3.Dava konusu taşınmazların önce kayyım ile idaresine sonra da TMK'nın 588. maddesi gereğince Hazine adına tesciline karar verildiğini, 4.Tapu kayıt maliklerinin bilinmeyen ve tanınmayan kişiler olduğunu, 5.TMK'nın 713/2 ve 724. maddelerdeki şartların oluştuğunu, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, 6.Davalı yararına fazla vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, TMK'nın 713/2 hükmüne yer alan “ … maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa temliken tescil istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'nun geçici 3/2 atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kununu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle dava konusu yerin ifrazının mümkün olduğu bildirilmiş ise de 1864 ve 1865 parsel sayılı taşınmazların 1930 yılında çapa bağlandığı, çaplı taşınmazda iyiniyet iddiasının dinlenemeyeğinin anlaşılmasına göre davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f0887536dac36c1f 8461835e646ea6dd