Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/1856 E., 2025/4734 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1856 E., 2025/4734 K. (06.11.2025) – Nafaka

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1856
Karar No
2025/4734
Karar Tarihi
06.11.2025
Konu
Nafaka, Tapu, Miras

7. Hukuk Dairesi 2025/1856 E. , 2025/4734 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/113 E., 2024/325 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 1. 06.11.2010 tarihinde vefat eden tarafların ortak murisi ve annesi ...'in sağlığında diğer mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla ve davalının manevi baskısı sonucunda davalıya karşılıksız kazandırmalarda bulunduğunu beyanla; 2. Muris ... tarafından 5 59... parsel sayılı taşınmazın 1/4 hissesi ile 15 04... parsel 23 bağımsız bölüm sayılı taşınmazın 1/4 hissesinin davalıya danışıklı olarak devredildiğini, davalıya devredilen hisselerin iptali ile mirasçılar adına eşit oranlarda tapuya tesciline, kabul edilmediği takdirde dava tarihindeki rayiç bedelinin davacılara düşecek miktarının yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, 3. Murise ait 5 26... parsel 24 bağımsız bölüm sayılı taşınmazın satışından elde edilen 40.000,00 TL'nin davalıya verildiğini, miras payı oranında davacılara ödenmesi gereken kısmın satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 4. Murise ait 5 59... parsel sayılı taşınmazın 2006-2009 yıllarına ilişkin toplam 8.500,00 TL kira bedelinin davalıya verildiğini, miras payı oranında davacılara ödenmesi gereken kısmın yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara miras payları oranında ödenmesine, 5. 5 84... parsel sayılı taşınmazda yer alan 8 numaralı bağımsız bölümün geldisi olan kooperatif hissesinin murise ait iken danışıklı ve bedelsiz olarak davalıya devredildiği, taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin davacılara düşen kısmının yasal faizi ile davalıdan tahsili ile miras payları oranında davacılar ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Yargılama sırasında; 20.04.2017 tarihli celsede 5 59... ve 15 04... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş; diğer talepler yönünden tefrik kararı verilmiş olup; temyiz incelemesine konu davadaki talep; 5 84... parsel 8 sayılı bağımsız bölümün geldisi olan kooperatif hissesinin gerçekte murise ait iken danışıklı olarak ve bedelsiz davalıya devredilmesi nedeniyle bağımsız bölümün dava tarihi itibarıyla belirlenecek rayiç bedelinin miras payları oranından davacılara ödenmesi ve murise ait 5 26... parsel 24 sayılı bağımsız bölümün satışından elde edilen 40.000,00 TL ile 5 59... parsel sayılı taşınmazın 2006-2009 yıllarına ilişkin toplam 8.500,00 TL kira bedelinin davalıya verilmesi nedeniyle bahsi geçen kazandırmaların davalıdan alınarak davacıların miras payları oranından davacılara ödenmesine, uygun görülmezse; belirtilen tasarrufların terditli tenkisine ilişkindir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kiraların miras bırakan tarafından toplandığını ve tedavi giderlerine harcandığını, kooperatif hissesinin müvekkiline ait olduğunu, miras bırakanın bakım ve tedavi masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkilinin sağlığında davacılara karşılıksız kazandırmalarda bulunduğunu, miras bırakanın müvekkiline herhangi bir karşılıksız kazandırmada bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5 84... parsel 8 numaralı bağımsız bölümün 08.02.2002 tarihinde ölen kök muris ...'den kaldığı; ancak çok zaman geçtiği, iddianın muris ... ile bir ilgisi bulunmadığı; 5 59... parsele ilişkin kira paralarının davalı tarafından alındığının ispatlanamadığı; 24 sayılı bağımsız bölümün satışından elde edilen 40.000,00 TL'nin anılan bağımsız bölüm alınırken davalı veya eşi tarafından çekilen kredi ile alınmış olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli kararı ile; bağışlama olgusu kanıtlanamadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2. Davacılar vekilinin 18.09.2020 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı temyiz etmeleri üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2020 tarih ve yukarıda sayısı belirtilen ek kararıyla; miktar itibarıyla temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli kararı ve 13.10.2020 tarihli ek kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "1. Öncelikle davadaki belirsiz alacak niteliğindeki tenkis talebi yönünden kararın kesin olduğunu söyleyebilmek mümkün olmadığından Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin davacılar vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin 13.10.2020 tarihli ek kararının kaldırılması gerekmiştir. 2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Somut olayda, davacılar vekili dava dilekçesinde muris muvazaası nedeni ile alacak talebinde bulunmuş olup davacının alacak talebi yönünden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uygulanamaz. Bu nedenle davacının öncelikli alacak talebinin reddi yerindedir. 4. Davacılar vekilinin 8.500,00 TL kira bedeline ilişkin terditli tenkis talebine gelince, dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde davacılar, 8.500,00 TL kira bedelinin davalı tarafından alındığını ispat edemedikleri için mahkemenin bu yöndeki tespiti yerindedir. 5. Davacılar vekilinin 24 parselin satış bedeli olan 40.000,00 TL'ye ilişkin terditli tenkis talebine gelince, dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiası 40.000,00 TL'nin davalının eşi ....'a verildiği yönündedir. Davalının eşi .... ise davada taraf kılınmamıştır. Sonuç itibari ile muris tarafından davalıya yapılan karşılıksız bir kazandırma söz konusu olmadığı için mahkemenin bu yöndeki kabulü de yerindedir. Öte yandan ağırlıklı tanık beyanları, özellikle davacı tanığı .... beyanı ile davacı asil .... beyanı birlikte değerlendirildiğinde satış bedelinin verilmesi karşılıksız kazandırma da sayılmayacağından tenkis hesabı yapılırken bu değer, tereke kapsamına dahil edilmemelidir. 6. Davacılar vekilinin 5 84... parsel 8 bağımsız bölüm sayılı taşınmazın geldisi olan kooperatif hissesinin davalıya bedelsiz devrine ilişkin terditli tenkis talebine gelince, dosyada mevcut kooperatif yevmiye defterinde üyeliğin murise ait iken davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemenin kabulü dosyada mevcut delillerle uyumlu görülmemiştir. Muris tarafından kendisine ait bir taşınmaz davalıya devredilmediği için buradaki iddia, murisin davalıya para bağışında bulunduğu yönünde kabul edilmeli; murisin bağışladığı para miktarı tespit edilmeli ve para bağışına ilişkin yukarıda açıklanan hesaplama yöntemi benimsenmelidir. Öte yandan tasarruf tarihi de dikkate alınarak Türk Medeni Kanunu'nun 565 inci maddesinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yöndeki talep yönünden yukarıdaki ilkeler uyarınca araştırma yapılması ve koşulları oluşmuşsa tenkisine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmediği " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilâmı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. 5 84... parsel üzerine kurulu binalardan A Blok, 8 No.lu bağımsız bölümün 2006, 2007, 20 08... yıllarına ait 8.250,00 TL kira bedelinin davalıya ödendiği iddiasıyla, davacıların hisselerine düşen miktarın hesaplanarak yasal faizi ile birlikte tazmini isteminin davalıya ödeme yapıldığı- kira paralarının davalıya ödendiği ispat edilemediğinden reddine, 2. 6 26... parselde kain 24 No.lu bağımsız bölümünün satışından elde edilen 40.000,00 TL'nin davalıya verildiği iddiasına ilişkin talebinin, satıştan elde edilen 40.000,00 TL’nin davalının eşine (davalının eşi ...’a) verildiği ve ....’ın da davada taraf olmadığı, dolayısı ile muris tarafından davalı mirasçıya bir kazandırma yapılmadığı gerekçesiyle reddine, 3. Murisin, 5 84... parsel üzerinde yer alan kooperatifin üyesi olduğu ve aidatlarını ödediği, muris tarafından 8 No.lu bağımsız bölümün tapusunu üzerine almadan davalıya devrettiğinin kabulü ile; bozma ilâmı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda her bir davacı yönünden 11.540,00 TL tutarında saklı paylarının ihlal edildiği, dolayısıyla bu miktarın tenkise konu edilmesi gerektiği gerekçesiyle bu yöndeki talepleri sübut bulduğundan kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, b. Murisin davalıya kooperatif ile edinilen daireyi bedelsiz olarak devrettiğini, dairenin bugünkü değerinin en az 2.000.000,00 TL olduğunu, kararda hükmedilen değerin hakkaniyete aykırı olduğunu, c. 6 26... parselde kain ....No.lu bağımsız bölümünün satışından elde edilen 40.000,00 TL'nin davalının eşine verildiği gerekçesiyle bu talebin reddinin hatalı olduğunu, eşler arasında mal ortaklığı bulunduğundan davalının eşine yapılan ödemenin davalıya yapıldığının kabulünün gerekeceğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, b. Davacının kooperatife ilişkin alacağının zamanaşımına uğradığını, c. Mahkemenin kooperatif aidatı olarak ödenen bedeli tespit etmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin kooperatif hissesi devredildikten sonra aidat ödediğini, bu nedenle bitmiş tamamlanmış taşınmaz değeri üzerinden hesap yapılamayacağını, d. 5 84... parsel, A Blok, 8 No.lu bağımsız bölüme ilişkin hangi gerekçe ile 31.500,00 TL talep edildiğinin anlaşılamadığını, e. Müvekkilinin dava konusu kooperatif hissesini babası ...'den satın aldığını, bu kooperatif hissesinde muris ...'in 1/4 hissesi olduğunu, tenkis hesabının hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, muris muvazaası nedeni ile alacak, uygun görülmemesi durumunda terditli tenkis istemine ilişkindir. Mahkemece davacının kooperatife konu bağımsız bölüm yönünden talebinin kabulüne, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s. Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17). Mirasbırakan 01.01.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 01.01.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tâbi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Miras bırakanın TMK'nın 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tâbi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nın 565. maddesinin 1, 2 ve 3. bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nın 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tâbi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü, 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir. Somut olaya gelince, Mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde hüküm kurmaya yeterli araştırma ve incelemenin yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hâl böyle olunca, davacının tenkis talebi hakkında önceki bozma ilâmında belirtilen hususlar da göz önüne alınarak değerlendirme yapılması, kooperatif ortaklığı için murisin ne kadar bedel ödediğinin tespit edilmesi ve ödenen bedelin mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değerinin, paranın satın alma gücündeki değişimlerin usulünce belirli kriterler dikkate alınmak suretiyle hesaplanması, murisin malvarlığının aktif ve pasifinin belirlenmesi, net terekenin saptanmasında murisin temlik dışı kalan taşınmazlarının tespiti, saklı pay ve tasarruf nisabının belirlenmesi, hesaplama yapılarken yargılama sırasında tefrik edilen taşınmazların da tereke hesabına dahil edilerek tenkis hesabının değerlendirilmesi, murisin ölüm giderlerinin tespitiyle pasif terekesi içeresinde gösterilmesi, bu şekilde belirlenen pasif terekenin aktif terekeden indirilmesi suretiyle bulunan net tereke üzerinden tenkis hesabı yapılması suretiyle açıklanan hususları da kapsayacak şekilde uzman bilirkişilerden hükme ve denetime elverişli rapor alınması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Murisin devrettiği kooperatif üyeliğinin devir sonrası bir ödeme borcu yoksa, burada bağışlanan sadece kooperatif üyelik ödemeleri değil, daire getirili kooperatif üyeliğidir. Bu nedenle tenkis hesabında murisin ölüm tarihinde dairenin değerinin esas alınması doğrudur. Dosya içeriğinden, kooperatif üyeliğinin devir tarihi itibarıyla ilave ödemesi olup olmadığının tespiti gerektiğinden bu husus araştırılmadan hesaplama yapılması doğru değildir. Sayın çoğunluğun bu yöndeki bozma gerekçesine katılamıyorum.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı