Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/137 E., 2025/4937 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/137 E., 2025/4937 K. (24.11.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/137
Karar No
2025/4937
Karar Tarihi
24.11.2025
Konu
Tapu

7. Hukuk Dairesi 2025/137 E. , 2025/4937 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2835 E., 2024/2914 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Terme 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/93 E., 2024/284 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ... ile davalı vekili Avukat ... .... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaşı bulunduğu 4 21... parsel sayılı taşınmazların diğer paydaşlarının paylarını 28.03.2022 tarihinde davalıya sattığını, davalı tarafından ..... Noterliği 20.02.2023 tarihli yapılan ihtarname ile müvekkilinin satıştan haberdar olduğunu, satıştan kısa bir süre sonra ise dava konusu taşınmazın imar uygulaması ile 4 33... -3-4-5 parseller ile 3 78... parseller ile DOP payının oluştuğunu, imar uygulamalarının hukuka aykırı olduğunu, satış bedelinin müvekkilinin önalım hakkını kullanmasını önlemek amacıyla yüksek gösterildiğini ileri sürerek ön alım hakkına dayalı olarak 4 24... parsellerden oluşan 4 33... -3-4-5 parseller ile 3 78... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı taraftan çıkar sağlamak amacıyla eldeki davayı açtığını, dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğunu, ön alım hakkının kullanılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazda yapılan imar uygulamasının da fiili taksim esas alınarak yapıldığını, davacının bedelde muvazaa iddiasının yerinde olmadığını, satış bedelinin piyasa şartlarına göre belirlendiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada bir kısım tanıkların davacının kullandığı belli bir yer olduğunu beyan ettikleri ancak adli ve idari yargı mercilerine yansımış olaylar ile bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının söz konusu yerleri uzun bir süredir fiili taksim kapsamında kullanıyor olduğu hususunda kanaat oluşmadığı, taşınmaz üzerindeki hissedarlar arasında taşınmazın kullanımına yönelik anlaşmazlığın bulunduğunun sabit olduğu, taşınmazın büyük bir kısmının Fikri Danışman tarafından nizalı olarak kullanıldığının tespit edildiği, taşınmaz üzerinde fiili taksimden söz edilemeyeceğini, davacıya satış öncesi hisselerin satılacağına yönelik kanunun öngördüğü bir biçimde bildirim yapılmadığı, davacının önalım hakkının kullanmasının mümkün olduğu, dava konusu satıştan sonra taşınmaz üzerinde imar uygulaması yapıldığından kök parselden imar işlemi sonucunda oluşan parseller olan 4 33... parsel ile 3 78... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında tapu kayıtları ve fen raporuna göre eski 4 21... parsel sayılı taşınmazda tarafların paydaş olduğu, davalının bu parselde 28.02.2022 tarihinde dava dışı kişilerden pay satın alarak taşınmazda paydaş olduğu, bahsi geçen taşınmazda 20.03.2023 tarihli imar çalışması ile 4 33... , 4 34... -4-5 ve 3 78... parsellere gittiği, davalının ise 4 33... parselde tam hisse ile, 3 78... parselde ise Hazine ile birlikte paydaş olduğu, davalının maliki olduğu bahsi geçen taşınmazlarda ise davacının paydaşlığının bulunmadığı, hem dava tarihi olan 10.04.2023 hem de davadan önceki tarih olan 20.03.2023 imar tarihi itibarıyla hakkında davanın kabulüne kara verilen 4 33... ve 3 78... parsel sayılı taşınmazlarda davacının paydaşlığı bulunmadığından davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi isabetsiz bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda yapılan imar uygulamasının müvekkilinin ön alım hakkının kullanılmasının önlemek amacıyla Belediye ile davalı arasında yapılan işbirliği sonunda yapıldığını, hukuka aykırı imar işleminin iptali için İdare mahkemesine dava açıldığını ve derdest bulunduğunu, bu hususta ayrıca savcılığa şikâyette bulunulduğu, savcılıkta alınan bilirkişi raporuna göre yapılan imar uygulamasının zemindeki kullanıma göre düzenlenmeyerek usulüne uygun olarak düzenlenmediğinin tespit edildiğini, dava konusu taşınmazlardaki paydaşlığın müvekkilinin isteği ve iradesi ile kalkmadığını, müvekkilinin paydaşlığı sürdürmek gayretinde olarak paydaşlığın devamı için davalar ikame ettiğini, imar uygulamasının ön alım hakkını elinden alamayacağı, imar uygulmasının iptali için açılan davanın kabulü hâlinde ise durumun daha da karmaşık hâle geleceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3451d39879e9407a 5503845d684f9776

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı