7. Hukuk Dairesi 2024/4960 E. , 2025/3222 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/197 E., 2024/67 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... karşı taraftan davacı asil ile vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, tarafların ortak murisi ...’in 14.10.2000 yılında vefat ettiğini ve bir kısmının murisin babasından bir kısmının ise eşinden kalan ve dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlarda pay sahibi olduğunu, paydaşları ile rızai taksim yaparak kullandığı, murisin ölümünden sonra ise müvekkilinin miras payına düşen 130.387 m2’lik yerin davalı kardeşi ... tarafından kullandığını, 2000-2010 yıllarındaki ecrimisil talebi için açılan 2013/97 Esas sayılı davanın halen devam ettiğini belirterek 2011 yılı için 35.000,00 TL, 2012 yılı için 40.000,00 TL, 2013 yılı için 45.000,00 TL, 2014 yılı için 5.000,00 TL, 2015 yılı için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili, müvekkilinin 72 yaşında hasta ve bekar bir kadın olduğunu, kendi adına olan tarlalarını kardeşlerinden ... ve ....'in kullandığını, bu durumun ÇKS kayıtlarında da yer aldığını, dava konusu taşınmazlarda toplulaştırma işleminin yapıldığını ve tarlaların kullanıma göre ayrıldığını, ayrıca tarafların murislerinin ölümünün ardından rızai taksim yaparak taşınmazları kullanmaya başladıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2015/215 Esas, 2017/302 Karar sayılı kararıyla 228.035,92 TL tazminatın 130.000,00 TL'sinin dava, bakiye 98.035,92 TL'sinin ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 22.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dava dilekçesinde belirtilen gerekse bilirkişi raporunda hesabı yapılan tüm taşınmazların keşifte gezilmediği, taraf tanıklarının keşif mahallinde dinlenilmesine rağmen, davaya konu edilen taşınmazlardan davalının kullanımında olanların tek tek saptanmadığı ve ayrıntılı beyanlarının alınmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı ...’ye annesinden intikal eden hisse miktarı 128.833,85 m2 olarak tespit edilmiş, ürün bazında 2011-2015 yılı için belirlenen kiralama rayiç bedelleri tespit edilerek bu yüzölçümü üzerinden tüm taşınmazlar için toplam 228.035,92 TL ecrimisil bedeline hükmedildiği, ancak dava konusu edilen taşınmazların bir hayli fazla olduğu göz önüne alındığında, dava konusu tüm taşınmazların kullanılan alanları, kullanım şekilleri tek tek tespit edilmeden, taşınmazların tamamı üzerinden sadece davacının tapu kayıtlarındaki toplam m2 hissesi belirlenerek hesap yapılmasının denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda davaya konu taşınmazda davalı ile davacı arasında kira sözleşmesi veyahut başkaca bir hukuki ilişki bulunmadığı, her ne kadar davalı taşınmazı kendisinin değil dava dışı abisi ...in kullandığını iddia etse de dinlenen tanık ve alınan taraf beyanlarından davalının taşınmazın kullanımından düzenli gelir elde ettiği yani semerelerinden faydalandığının anlaşıldığı, ÇKS kaydı ve resmi işlemlerde de davalı adının yer aldığı, davalı taraf ortada bir rızai taksim olduğunu belirtse de keşif sırasında dinlenen tanık beyanlarından ve davalı ikrarından taşınmazın tamamının davalı tarafından kullanıldığı, rızai taksim de bulunmadığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 228.035,77 TL tazminatın 130.000,00 TL'sinin dava, bakiye 98.035,77 TL'sinin ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 22.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; davacının davasını ispatlayamadığını, taşınmazların davalı tarafından kullanıldığının sabit olmadığını, hatta bir kısmının davacı tarafından kullanıldığının belirtildiğini, taşınmaz sayısının fazla olması nedeniyle keşfin iki bölüm halinde yapıldığını bazı mahalli bilirkişilerin keşfin ikinci bölümüne katılmadıklarını, ..... sayılı parseller ile ilgili keşif yapılmadığını, müvekkilinin hayatı boyunca hiç çiftçilik yapmadığını, karşı tarafın tanıkları dahi bu şekilde beyanda bulunduğunu, bozma ilamının gerekleri yerine getirilmediğini ve taşınmaz kullanımının tek tek belirlenmediğini, bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını bozma öncesi verilen raporun aynısının düzenlendiğini, eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir. 1. Dava konu taşınmazda taraflar elbirliği halinde maliktir. Taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamına) 2. 6100 sayılı HMK’nin 190. maddesine göre; ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı TMK’nin 6. maddesinde ise, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmektedir. Somut olayda davacı, dava dilekçesinde murisinin babasından ve eşinden kalan 94 taşınmaz bulunduğunu, babasından kalan miras paylarının 6 adet taşınmazda (... köyü .... ve ... Köyü ... parsel), eşinden kalan miras payının 11 adet taşınmazda (... Köyü .... nolu parsel) toplandığını belirtmiş, 08.09.2022 tarihli dilekçede ise annesinin 6 adet babasının 13 adet taşınmaz dışında kalan 75 taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılıp yapılmayacağı hususunu mahkemenin takdirine bırakmıştır. Mahkemece 94 taşınmazın başında ayrı ayrı keşif yapıldığı belirtilmiş, fen ve ziraat bilirkişi raporunda ise 62 adet taşınmaz üzerinden hesap yapılmış, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları farklı olduğu halde hangisine üstünlük tanındığı ve gerekçesi belirtilmeden yazılı şekilde karar verilmiştir. Kural olarak, mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmemiştir. Mahkemece yapılması gereken iş, davacıya HMK’nin 31. maddesi uyarınca dava dilekçesi ve 08.09.2022 tarihli dilekçe doğrultusunda talebini açıklattırmak, sonrasında sadece dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılarak dava konusu döneme ilişkin davalının kullanımı olup olmadığı, davacının kullanabileceği yer bulunup bulunmadığı tespit edilerek Yargıtayın paydaşlar arası davalara ilişkin yukarıdaki ilkeleri doğrultusunda sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1bce1404ba4e0243 01ba36bd1a0563ab