7. Hukuk Dairesi 2024/486 E. , 2025/652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3404 E., 2023/3571 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/207 E., 2023/310 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ..., karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 197 ada 8 parselde 1000/3000 hisse sahibi olduğunu, fiili taksimin bulunmadığını, ... ve ...’in payını davalıya sattıklarını belirterek ön alım hakkı nedeniyle davalı payının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davanın süresinde açılmadığını, davacının kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, davacı ve diğer paydaşlarla satış için önce anlaştıklarını ancak satış günü davacının vazgeçerek bedeli artırmaya çalıştığını, müvekkilinin satış için altın bozdurduğunu bu nedenle zarara uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu payların dava dışı satıcılar ... ve ... tarafından davalıya satışından önce davacı ve davalının, gerek aracılar vasıtasıyla ve gerekse doğrudan iletişim kurmak suretiyle uzun görüşmeler yaptıkları, dava dışı satıcıların davalıya devrettiği payları kendisinin alabileceğini teklif etmelerine mukabil davacının bunu kabul etmediği, buna göre dava konusu payların davalıya satışı hususunda davacının satıştan evvel ayrıntılı bilgisi olup buna yönelik bir itirazı olmadığı gibi davalıya devri hususunda açık rızasının da bulunduğu, hatta davacının kendi hissesinin dahi davalıya satışı hususunda tarafların haricen anlaştıkları, bu yönüyle davacının kendi payının devri bakımından bedelin kararlaştırılmasına yönelik davacı ve davalı arasında pazarlıklar yapıldığı ve 4.000.000,00 TL üzerinden anlaşmaya varıldığı, tüm bu süreçte davacının sözlerine ve davranışlarına güvenen davalının dava dışı satıcılar ... ve ...’ün dava konusu paylarını devraldığı, bu haliyle taraflar arasında sözlü akit ortada iken davacının kendi payını daha yüksek bir bedelle satmak üzere haricen ve davalıdan habersizce bir takım araştırmaya giriştiği, sürecin sonunda ülke geneline yayılan gayrimenkul fiyatlarındaki fahiş artışın da etkisiyle bu durumu fırsata çevirmek isteyen davacının kendi payını davalıya devretmekten vazgeçtiği gibi davalıya devredilen paylar yönüyle de eldeki ön alım hakkından kaynaklı davayı açtığı ve davalıya devredilen payları tapudaki bedel üzerinden satın almak istediği dosya kapsamından ve aşamalarda bilgilerine başvurulan davalı tanıklarının anlatımından özellikle davacının yeğeni olan tanık ...'in anlatımından anlaşıldığı, davacının eldeki davaya esas ön alım hakkını kullanırken dürüstlük kuralına uygun davranmadığı, diğer paydaşlara ve davalıya verdiği güvene aykırı tutum sergilediği dosya kapsamı ile belirgin olup davacının iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili duruşmalı temyiz dilekçesinde özetle; a. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin bulunmadığını, b.Mahkemece verilen kararın kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, davalının değiştirilmiş savunmasına itibar edilerek hüküm kurulduğunu, cevap dilekçelerinde önce davacı ile nasıl anlaşamamış olduklarını anlatan davalının, sonradan değiştirdiği savunmaları ile bu kez davacıyla anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşmaya güvenerek diğer paydaşlardan satın alma işlemini yaptığını iddia ettiğini, hukuka aykırı deliller nazara alınarak hüküm kurulduğunu, mahkemenin gerekçeleri ve kabullerinin de hatalı olduğunu, c. Mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı ile davalının uzun görüşmeler yapmış olması veya diğer paydaşların davalıyla pazarlık yapmaları ve anlaşmalarını müvekkilinin bilmesinin ön alım hakkının reddi için bir gerekçe olamayacağını, müvekkilinin, dedesinin babasından kalma, adeta aile yadigarı denilebilecek bu gayrimenkulü satmaya niyetli olmadığını, bu satışa rıza göstermediğini, rıza göstermediğini ve kendi payını da satmayı düşünmediğini diğer paydaşlara bildirdiğini, davalının diğer paydaşlardan paylarını aldıktan sonra davacıyı satışa zorlayabileceğini düşünerek hareket ettiğini, d.Davalı tanık beyanlarının çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkı sebebiyle davalıya satılan payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup TMK’nın 2. maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uyması zorunluluğu getirilmiş, uyulmamasının yaptırımı olarak da hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı, hakkın açıkça kötüye kullanıldığı tüm hâllerde dürüstlük kuralına da aykırılık söz konusu olacağından davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) K A R Ş I O Y Paydaşın ön alım davasına konu taşınmazın satışından önceki zamanda payın satın alınması için kendisine teklifte bulunulduğu ve satış öncesi kendi hissesinin de satışı hususunda mutabakat sağlandığı, tüm bu hususlara rağmen paydaşın ön alım hakkını kullanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Türk Medeni Kanununun 734. maddesi gereğince, ön alım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Yasa koyucunun önceki 743 sayılı Türk Kanuni Medenisinden farklı düzenleme yapmasının amacı, uygulamada görülen sakıncaların giderilmesi içindir. Hem ön alım hakkı sabinin hem de satıcıların dava dışı irade açıklamaları ile ön alım hakkının kullanılması yeni kanuni düzenleme karşısında mümkün değildir. Çünkü ön alım hakkının kullanılması yetkisi ancak satış işleminden sonra doğacaktır (Emsal: Y 6. HD 23.10.1995, 10107/10197 – 07.02.1996 960/1139 – 27.10.1994, 10634/10923). Açıklanan nedenlerle, davacının satış öncesi beyan ve davranışları dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediğinden, hükmün bozulması gerekmektedir.