7. Hukuk Dairesi 2024/1977 E. , 2025/2849 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/282 E., 2024/646 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/165 E., 2021/140 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin maliki olduğu 486 ve 562 parsel sayılı taşınmazlardan çıkan kaynak suyunu, fabrikasında “...” ve “...” markasıyla şişeleyerek sattığını, kaynak sularının kökeninin yeraltı suyu olduğunu, davalının bu suyu ticari amaçlı olarak kullandığını, mevzuata göre doğal kaynak sularının kiralama işlemlerinin belediyeye bağlı su idareleri tarafından yapılması gerektiğini, davalıya gönderilen ihtara rağmen davalının dava konusu suya müdahale etmeye devam ettiğini belirterek; davalının 486 ve 562 parsel sayılı taşınmazlardaki su kaynaklarına el atmasının önlenmesine ve şimdilik 20.000,00 TL ecrimisilin faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyetinin ve davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının davadan önce ihtarname keşide etmemesi nedeniyle ecrimisil isteyemeyeceğini, müvekkilinin ilgili kurumlardan gerekli izinleri alarak faaliyet gösterdiğini, dava konusu suların debisinin yüksek olmadığını, davacının isteminin hukuki dayanağının olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının ilgili mevzuat gereği aktif dava ehliyetinin bulunduğu ancak dava konusu suyun yer altı suyu olmayıp, özel su niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; suyun şişelenerek satılmasının faydalı kullanış ve davalının bu kullanımının kişisel ihtiyaç olmadığını, kaynak sularının yer altı suyu olmadığı yorumunun hukuka aykırı olduğunu, davacının taşınmazlarından çıkan suyun ihtiyacından fazla olduğunun bu suların satışının yapılmasından açıkça anlaşıldığını, suyun debisinin ruhsata göre değerlendirilmesi gerektiğini, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiğini ifade ederek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; suya el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen 4721 sayılı Kanun'un 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." Gerek 4721 sayılı Kanun'un 718. maddesi gerekse 756/2 hükmünde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabii ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/Eren/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara, 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması hâlinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tâbidir. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera,orman vb) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tâbi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa el atma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 756/2 hükmü gereğince "Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur" hükmü doğrultusunda kaynak hakkı ancak tapuda düzenlenecek resmî senetle tapu malikinin rızası ile kurulabilir. Yine benzer şekilde 4721 sayılı Kanun'un 837. maddesi de "Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Bu hak, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer. Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az 30 yıl için kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Madde hükmünde belirtildiği üzere, kaynak irtifakı doğrudan kişiye bağlı olarak kurulabileceği gibi başkalarına devri de kararlaştırılabilir. Bağımsız ve daimi hak olarak tesis edildiğinde tapu kütüğüne ayrı bir sayfaya kaydı da mümkündür. Kaynak hakkının kazanılmasına ilişkin kanunda açık bir hüküm olmamakla birlikte eşyaya bağlı diğer irtifakların kazanılması hükümleri uyarınca 4721 sayılı Kanun'un 780. maddesinden kıyasen yararlanarak taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (m.704/2). Bu durumda kaynak hakkının, resmî şekilde düzenlenecek sözleşme ile tapu siciline tescil ile kazanılması mümkündür. Gerçekten 4721 sayılı Kanun'un 756/2 ve 837. maddesinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su özel su olup genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez. 5/1465 sayılı Yeraltı Suları Tüzüğü'nün 15. maddesi gereğince yeraltı suyunu kullanacak arazi veya kuyu sahibinin veya işletmecilerinin faydalı su ihtiyacı; sırasıyle içme, temizlik, belediye hizmetleri, hayvan sulaması, zirai sulama ve maden ve sanayi suyu, sportif ve benzeri tesislerin faydalı kullanış miktarı gözönünde bulundurularak tahsis edilecek maksada göre ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle Devlet Su İşleri Bakanlığı tarafından tespit edilir. Faydalı ihtiyaç için ayrılacak su miktarı hiç bir zaman yeraltı suyu deposunun emniyetli veriminden daha yüksek olamaz. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Dosya içeriğinden; davalının kayden maliki olduğu 486 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan kaynak suyunun 27 km uzunlukta isale hattına döşenen borularla, 562 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan kaynak suyunun ise 30 km uzaklıkta isale hattına döşenen borularla yine davalıya ait kaynak suyu tesisine gitmekte olduğu, davalı tarafın da kabulünde olduğu üzere dava konusu suların davalının tesislerinde şişelenmek suretiyle satılarak ticari amaçla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, kaynaklardan çıkan suyun debisinin davalının ihtiyacından fazla olması hâlinde bu su artık özel mülkiyete konu olamaz. Diğer taraftan; 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu'na, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'na dosya içerisinde yer alan yargısal kararlara göre dava konusu suyu kiralama hakkı davacıya aittir. Bu durumda, davalı tarafından ticari amaçla kullanılan davaya konu suların genel su niteliğinde olduğunun ve davacının el atmanın önlenmesi isteğinde bulunmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığının kabulü gerekir. Öte yandan; davacının, kiralama hakkı kendisine ait suyla ilgili olarak; hak sahibi zilyedin, kötü niyetli zilyedden isteyebileceği tazminat olan ecrimisil isteminde bulunması da mümkündür. Ancak, bu istem bakımından zilyedin iyi veya kötü niyetli oluşu, her somut olayın özelliği dikkate alınarak takdir edilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, değinilen hususlar gözardı edilerek dava konusu suyun genel su niteliğinde olması nedeniyle davacının el atmanın önlenmesi talebinin kabulüne karar verilmesi ve ecrimisil isteminin değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davalının su ihtiyacının taşınmazların fiili kullanım durumları esas alınmadan belirlenen bilirkişi raporlarına dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ff4d91f6356da8fe 9555e9a1bc5f45a5
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1977 E., 2025/2849 K. (27.05.2025) – Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1977
- Karar No
- 2025/2849
- Karar Tarihi
- 27.05.2025
- Konu
- Tazminat, Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2222 E., 2025/2844 K. 27.05.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1715 E., 2025/2846 K. 27.05.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/2018 E., 2025/2847 K. 27.05.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4661 E., 2025/2850 K. 27.05.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2359 E., 2025/2854 K. 27.05.2025
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2257 E., 2025/2855 K. 27.05.2025