Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1943 E., 2025/1455 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/1943 E., 2025/1455 K. (13.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1943
Karar No
2025/1455
Karar Tarihi
13.03.2025
Konu
Tapu

7. Hukuk Dairesi 2024/1943 E. , 2025/1455 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/4190 E., 2024/324 K. DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : Çifteler Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/111 E., 2023/208 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 43.316 m² alanlı 148 ada 23 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, komşu- bitişiğinde bulunan 50.753 m² alanlı 148 ada 24 parsel sayılı tarlanın ise davalılara satıldığını, sınırdaş tarım arazilerinde arazi maliklerinin ön alım hakkı olduğunu ve bu hakkı kullanmak istediğini ancak davalıların şufa hakkını önlemek için bedeli yüksek gösterdiğini, bu nedenle tapudaki satış bedelinin gerçeği yansıtmadığını belirterek, davalılar adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tarlanın davalı tarafından satın alınmadan önce hisseli olduğunu, davalılardan ...’ın tamamını satın aldığını, diğer müvekkilleri ... ve ...’ın dava konusu taşınmazda mülkiyet veya başkaca bir ayni hak sahibi olmadıklarını, bu nedenle taraf sıfatı yokluğundan haklarındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin her ne kadar dava konusu tarlaya sınırdaş tarlası bulunmasa da söz konusu tarla ile birlikte aynı satıcılardan aldığı tarlalar ile birlikte bir tarımsal bütünlük söz konusu olduğunu ve bu durumun Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Hakkında Kanunundaki ön alım hakkı kapsamı dışında kaldığını, davacının düşük bedel iddialarını kabul etmediklerini belirterek davalı ... ve ... hakkındaki davanın tefrik edilerek onlar yönünden davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine, davalı ... hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın tarla niteliğinde ve 50.706,55 m² alana sahip olduğu, taşınmazın 5403 sayılı Kanunun 8. maddesinde belirtilen asgari tarımsal arazi büyüklük miktarı ile hedeflenen miktarın çok üzerinde olduğu, yasal düzenlemenin getiriliş amacı nazara alındığında bu taşınmaz hakkında ön alım hakkı kullanılması için haklı bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın subüt bulmaması nedeniyle reddine; davalılar ... ve ... yönünden ise akit tarafı olmadıklarından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinin de hükme esas aldığı Yargıtay kararının da hatalı olduğunu, çünkü bu hakkın Kanun’dan kaynaklandığını, haklı olup olmadığı ya da kötü niyetli olup olmadığının tartışılamayacağını, b.Kanunda alan sınırlaması bulunmadığını, aksi değerlendirmenin Kanunu kullanılamaz hale getirdiğini, Yargıtay yorumunun hatalı olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sınırdaş parsel malikinin ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) K A R Ş I O Y Dava, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda 6537 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe dayalı, tarımsal arazilerde satış halinde sınırdaş tarımsal arazi malikinin önalım hakkına ilişkindir. Dava konusu 24 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmaz 11.10.2018 tarihinde satışa konu olmuş, sınırdaş tarımsal arazi maliki davacı tarafından süresi içerisinde belirtilen yasanın 8/i maddesi gereğince yasal önalım hakkı dava açılarak kullanılmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın asgari tarımsal bütünlük miktarı ile hedeflenen miktarın çok üzerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf isteği esastan reddedilmiştir. 5403 sayılı Kanun'da 6537 sayılı Kanun ile 30.04.2014 tarihinde değişiklik yapılarak, arazinin parçalanarak bütünlüğünün bozulmasını engellemek amacıyla sınırdaş arazi malikine önalım hakkı tanınmıştır. Kanunun metninde ve gerekçesinde önalım hakkı ile ilgili Türk Medeni Kanunu hükümlerine atıf yapılmış, farklı bir şart getirilmemiştir. Bu nedenle tarımsal arazinin devri hâlinde sınırdaş tarımsal arazi malikleri dava yolu ile önalım hakkını kullanabileceklerdir. Önalım hakkını kullanan birden fazla sınırdaş tarımsal arazi malikinin bulunması hâlinde, tarımsal bütünlük arz eden sınırdaş arazi malikine tarımsal arazinin devrine karar verileceği Kanunun 8/İ-2. bent son cümlesi ile belirtilmiş ise de; önalım hakkını kullanan sınırdaş tarımsal arazi malikinin birden fazla olmaması hâlinde tarımsal bütünlük oluşturması gerektiğine dair bir şart konulmamıştır. Bunun yanında, anılan kanun hükmünde önalım hakkını devir yolu ile kullanan davacıya ait taşınmazın ve önalıma konu taşınmazın yeter gelirli arazi büyüklüğünün altında olması gerektiğine dair bir şart da öngörülmemiştir. Bu nedenle, kanunun metninden anlaşılmayan hususta genişletici yorum ile taşınmaz asgari bölünmez büyüklüğü üzerinde kaldığından önalım hakkının kullanılamayacağı şeklindeki kararın onanması yönündeki sayın çoğunluk kararına katılmıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a7b604cbdd0fd966 e0992b521ebb31b5

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı