6. Hukuk Dairesi 2025/1537 E. , 2025/2222 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/215 E., 2025/322 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/718 E., 2024/1411 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. TALEP Talep eden vekili dilekçesinde; talep eden şirketin sermayesinin 5.000.000,00 TL, ödenmiş sermayesinin ise 666.470,73 TL olduğunu, ... ve ...'nın şirkette % 50 ile ortak olduklarını, şirketin modüler mobilya üretimi ve üretilen malların yurt içi ile yurt dışında satışı üzerine çalıştığını, üretim faaliyetlerinin herhangi bir kısıtlama olmaksızın devam ettiğini, satış yapılan yurt içi firmaların borçlarını ödeyememesi nedeniyle ekonomik olarak zorlandığını, şirketin ekonomik olarak yük getiren faaliyetleri durdurduğunu, genel yönetim giderlerinde tasarruf sağladığını, şirket ortaklarının aile harcamalarını azalttığını, kullanılmayan makinelerin satışa çıkarıldığını, çalışan sayısında azalmaya gidildiğini, yurt içi ve yurt dışında yaşanan ekonomik ve küresel gelişmeler nedeniyle ödemelerde zorlanıldığını, borçların 1 yıl ödemesiz dönemden sonra 2 aylık taksitler halinde 48 ay vadede ödenebileceğini belirterek geçici mühlet kararı ve kesin mühlet kararı verilmesinden sonra konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
II. BEYAN Konkordato talebinde bulunanlardan alacaklı olan bir kısım müdahiller talebin reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda bilgileri yazılı kararı ile talep eden şirketin faaliyetlerine devam edebilmek ve mal varlığını koruyabilmek için konkordato talebinde bulunduğu, verilen geçici mühlet içerisinde talep eden şirketin nakit akışındaki sıkıntılarını gideremediği, personel maaşlarını, komiser heyet ücretlerini, işletmenin faaliyetinin yürütülmesi için gerekli elektrik, su ve kira borçlarını ödeyemediği, revize edilen projenin uygulanabilirliğine ilişkin somut verilerin bulunmadığı, mevcut hali ile konkordatonun başarıya ulaşma imkanının bulunmadığı, rayiç değer bilançosuna göre ise borca batık olmadığı gerekçesiyle konkordatonun tasdiki talebinin reddine, talep edenin iflasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Talep eden vekili temyiz dilekçesinde; konkordato mühleti verilmesi ve tasdikine ilişkin şartların sağlandığını, talep eden şirket hakkında kesin mühlet kararı verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, iflas kararı verilmeden önce talep edenin dinlenilmesinin gerektiğini, talep eden şirketin borca batık olmadığını, iflasa tabi bulunmadığını, duruşma açılarak talep eden temsilcilerinin dinlenilmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Talep, İcra ve İflas Kanununun 285 ve devamı maddeleri uyarınca konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, talep eden vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Temiyz harcın peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Talep, konkordato mühleti verilmesi ve konkordatonun tasdikine ilişkindir. Mahkemece, İİK m. 292/1-b gereği talep eden şirketin iflâsına karar verilmiştir. Hukukî sorun, İİK m. 292/1-a, b'de yer alan hâllerin konkordato geçici veya kesin mühleti içerisinde tek başına borçlunun iflâsına yol açıp açmayacağı noktasında toplanmaktadır. İcra ve İflâs Kanunu’nun m. 287/5 atfı gereği, kesin mühlet içerisinde borçlunun iflâsına karar verilebilecek hâlleri düzenleyen İİK m. 292/1 hükmü, geçici mühlet içerisinde de uygulanmaktadır. Şüphesiz, dört bent hâlinde düzenlenen bu sebepler, geçici veya kesin mühlet içerisinde borçlunun iflâsına karar verilmesine yol açan özel iflâs sebepleridir. Ancak söz konusu iflâs sebepleri arasında yer alan borçlunun malvarlığının korunması amacıyla iflâsın açılması (İİK m. 292/1-a) ve konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması (İİK m. 292/1-b) hâlleri, konkordato kurumuyla amaçlanan duruma ve konkordatonun ruhuna uygun olarak yorumlanmalıdır. Özellikle, bu hâllerde borçlunun iflasının açılması açısından farklı bir doğrudan doğruya iflâs sebebinin (İİK m. 177, 178, 179, TTK m. 376, 377, Koop. K. m. 63/son) varlığının aranması, hukukî güvenlik ilkesi ve iflâsın son çare olarak düşünülmesinin de doğal bir sonucudur. Nitekim doktrinde konkordato projesinin başarıya ulaşamaması durumunda ayrıca doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması gerektiğini ancak bu halde iflas kararı verilebileceğini belirten yazarlar vardır (Budak, Ali Cem/Kale, Serdar, Öztek - Konkordato Şerhi, m. 308, no:4; Sarısözen, Serhat, Konkordato, 2024, s. 276). Somut olayda, mühlet hükümleri içerisinde İİK m. 292/1-b gereği iflâsına karar verilen borçlu, alacaklılara zarar veren hileli davranışlarda bulunmamış, mal kaçırmamış, komiser talimatlarına aykırı davranmamıştır. Borçlu sermaye şirketi olup, borca batık durumda da değildir. Salt bu hâliyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi yanında, İİK m. 292/1-b hükmü hatalı şekilde yorumlanarak borçlunun iflâsına karar verilmesi, cebri icra hukukuna hâkim olan ölçülülük ilkesini olabildiğince zedelemektedir. Diğer yandan bu durum, konkordatoya başvurarak borçlarını tasfiye edip, malî durumunu yeniden yapılandırma hedefi taşıyan dürüst borçluyu, farklı bir şekilde cezalandırmaya da yol açmaktadır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, konkordato talebinin reddiyle yetinilmesi gerekirken, borçlunun iflâsına da karar verilmesi doğru olmamıştır. Sayın çoğunluğun bu konudaki görüşüne katılmamaktayız.