6. Hukuk Dairesi 2024/584 E. , 2025/606 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1187 E., 2023/1316 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/172 E., 2022/476 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin The ...oteli, ......oteli ve Gaziantep'te bulunan ... Hotel'in inşası sürecinde kendi iştigal alanında davalı ile yapım anlaşması akdettiğini ve edimlerini yerine getirdiğini, 07.11.2019 düzenleme tarihli 058464 numaralı 729.240,00 TL bedelli faturanın davalı tarafından kısmen ödendiğini, 327.131,08 TL'lik bakiye alacağının kaldığını ve diğer ayrıca yapılan iş bedellerinin ödenmediğini bunun üzerine Gaziantep 4. Noterliği'nce keşide edilen 17.06.2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, 06.10.2020 düzenleme tarihli EDT2020000000023 numaralı 795.899,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, ancak davalının ödemede bulunmadığını, davalı aleyhine başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu iş ilişkisine istinaden yapılan işler neticesinde gerekli ödemeleri yaptığını, müvekkilinin davacı ile ticari ilişkisini ibra ve feragatname almak suretiyle basiretli bir tacir olarak bitirerek ticari ilişkisini noktalandırdığını ancak davacının fatura alacaklarının ödenmediğinden bahisle ihtarname gönderdiğiNİ ve akabinde 06.10.2020 tarihli fatura düzenlediğini, müvekkilinin bu faturayı iade ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, takibe konu edilen her iki faturanın da davacının ticari defterlerine kayıtlı olduğu, 06.10.2020 tarihli faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, 07.11.2019 tarihli faturanın davalı defterinde kayıtlı olduğu ancak davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, davalı tarafın ibraz etmiş olduğu ibranamenin altındaki imzanın davacı tarafça inkar edilmemiş olduğu bu ibranamenin davalının hilesi ile davacı tarafından imzalandığı ve buna ilişkin Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/33691 Esas sayılı soruşturma dosyasında suç duyurusunda bulunulduğu ileri sürülmüş ise de basiretli bir tacirin ibranamenin hile yolu ile imzalattırıldığı iddiasının dinlenmemesi gerektiği bu nedenle bekletici mesele yapılamayacağı, 31.01.2020 tarihli ibranameden önce düzenlenmiş olan 07.11.2019 tarihli faturadan dolayı davalı tarafın herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacının beyanına göre dava konusu işin 28.06.2019 tarihinde tamamlandığı, takibe konu 06.10.2020 tarihli faturaya konu işin davalı tarafa teslim edildiğine dair davacı tarafça başkaca bir delil ibraz edilemediği, davacı tarafın davalı taraftan herhangi bir alacağının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/33691 soruşturma numaralı dosyasının bekletici mesele yapılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, b. Tanık dinletme taleplerinin reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı, c. Keşif yapılmaksızın karar verildiğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “bekletici sorun” ve “ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olup olmadığı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Bekletici sorun” başlıklı 165. maddesinde; “ (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme gereğince bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, o davanın sonuçlanması beklenmek üzere yargılama ertelenebilir. Hâkim, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir. Bilindiği üzere ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesinde görülmekte olan davaya etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. Maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücü ve yükletilme yeterliğinin ve illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabul bulunması hâlinde, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf 07.11.2019 tarihli faturadan kaynaklı alacağından dolayı davalının ödeme yaptığını iddia ettiği Anadolubank A.Ş. Taksim Şubesine ait 8539291 çek numaralı 7.08.2019 vâde tarihli, 300.000,00 TL bedelli, Denizbank A.Ş. Gayrettepe Şubesine ait 3391680 çek numaralı 11.12.2019 vade tarihli 950.000,00 TL bedelli çekler ve çek çıkış bordroları ile bu kapsamda davacıdan alınan ibra ve feragatnameye ilişkin sair belgelerin hukuka aykırı ve konusu suç teşkil edecek şekilde temin ve tahsil edildiğini ileri sürerek davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/33691 Soruşturma numaralı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş, mahkemece basiretli bir tacirin ibranamenin hile yolu ile imzalattırıldığı iddiasının dinlenmemesi gerektiği gerekçesiyle, talebi reddedilmiş ise de; davalı hakkında, yürütülen soruşturma dosyası getirtilerek iş bu dava ile ilgisinin bulunup bulunmadığının tespiti, ilgisi varsa sonucunun beklenmesi uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. 2. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, (1) no'lu bentte açıklanan sebeple İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) no'lu benttte açıklanan sebeple davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının talep halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.