6. Hukuk Dairesi 2024/1209 E. , 2025/1498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1470 E., 2024/268 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/924 E., 2023/96 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davalı vekili Avukat ...’ın gelmiş olmasıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... projesi olarak adlandırdığı ve konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve yüksek kâr marjlı projesini içinde bulunduğu şartlar nedeniyle ifa edemeyeceğini öngördüğünü ve devredebileceği bir firma arayışına girdiğini, projeyi 08.11.2016 tarihinde davalı ... Tic. A.Ş'ye devrettiğini, projenin satış bedelinin protokolün 2. maddesinin (d) bendinde belirtilen 4.500.000,00 TL ile (g) bendinde belirtilen 1.680.000,00 TL olmak üzere toplam 6.180.000,00 TL olduğunu, davacı şirketin aktifine girecek olan bu bedele KDV eklenerek 7.292.400,00 TL bedelli, 23.06.2017 tarihli fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafından bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, bakiye 1.132.176,02 TL bedel kaldığını, tekrar ve şifahen davalıdan talep edildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı aleyhine Kocaeli 2. İcra Dairesi'nin 2017/8040 E. sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlattıklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 08.11.2016 tarihli protokol uyarınca ödemeyi taahhüt ettiği toplam bedelin 6.180.000,00 TL olduğunu ve bu bedele KDV’nin dahil olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 08.11.2016 tarihinde mutabık kalınan toplam bedele KDV'nin dahil olup olmadığı konusunda olduğunu, protokolün hiçbir maddesinde KDV'nin hariç tutulduğuna ve ayrıca ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını ve bu bedele KDV'nin dahil olduğunun kabulünün gerektiğini, davacı tarafın sözleşmeye aykırı olarak bu bedele KDV ekleyerek 7.292.400,00 TL olarak fatura düzenlenmesinin hukuki bir sonucunun olmadığını ve bu faturaya itiraz edilmemesinin davacı tarafa bir hak vermeyeceğini, TTK'nın 21/2. maddesi hükmünde faturayı alan kişinin 8 gün içerisinde fatura içeriğine ilişkin bir itirazda bulunmaması durumunda faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiş olmasına rağmen yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda faturayı keşide edenin bu hükümden faydalanabilmesi için fatura konusu mal hizmetin ifa ettiğini ispatlaması, faturadan alıcı tarafın durumunu ağırlaştıran tek taraflı kayıtlarının bulunmaması, faturanın taraflar arasında anlaşmaya uygun şekilde düzenlenmiş olması gerektiğini, taraflar arasındaki protokole aykırı şekilde yapılmayan ve şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan mutabakatın hukuken bir hükmü bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında 08.11.2016 tarihli protokol düzenlendiği, protokolde KDV’nin ayrıca belirlenmediği, KDV'nin bedele dahil olup olmadığı vergi hukukuna ait bir sorun olmayıp, borçlar hukukuna ilişkin bir konu olduğu, KDV'nin bedele dahil olup olmadığı sözleşmede kararlaştırılmış ise buna göre toplam bedelin belirleneceği,sözleşmede bu konuda açık bir kararlaştırma yok ise KDV'yi yatırmakla yükümlü ve bunun sonucunda kendi ödediği KDV'yi indirme hakkına sahip olan mal veya hizmeti verenin, ödemek zorunda olduğu KDV'yi de ekleyerek bedeli belirlediği ve karşı tarafa bu bedeli bildirdiğinin kabulünün gerektiği, bu nedenle ayrıca KDV istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının 6.180.000,00 TL’ye KDV alacağı da eklemek suretiyle davalı adına 7.292.400,00 TL bedelli 23.06.2017 tarihli fatura düzenleyerek bakiye alacağını talep ettiği, esasen taraflar arasında düzenlenen protokolde KDV’nin bedele dahil olup olmadığı hususunda açık bir kararlaştırma bulunmaması nedeniyle bu bedelin KDV'yi de içerdiğinin kabulü gerekmekte ise de, tacir olan tarafların defter ve kayıtlarının bilirkişice incelenmesi neticesi sunulan rapora göre, dava ve takip konusu 7.292.400,00 TL bedelli 23.06.2017 tarihli faturanın davalı kayıtlarına 11.07.2017 tarihinde borç olarak kaydedildiği, sonrasında davalı tarafça aynı tutarda 07.09.2017 tarihinde iade faturası düzenlenmişse de TTK’nın 21/2 maddesi uyarınca faturaya davalı tarafça 8 gün içerisinde itiraz edilmediğinden ve taraflar arasında akdi ilişkinin de çekişmesiz olduğundan fatura içeriği ve bedelin davalı aleyhine kesinleştiğinin kabulünün gerekeceği, kaldı ki, davalı tarafından fatura defterine kaydedildikten sonra anılan faturaya ilişkin iade faturası kesilmesinin alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacağı, alacağın sırf faturaya dayalı olması onu likit kılmaz ise de, alacağın likit sayılabilmesi için faturaların borçluya tebliğ edilmesi ve yasal 8 günlük süre içerisinde itiraza uğramaması, ya da davalı borçlunun faturaları ticari defterlerine kaydetmiş ve yasal süresi içinde iade faturası kesmemiş olması gerekeceğinden kabul edilen alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulü ile itirazın 1.112.301,02 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren takip talebinde talep edilen faiz türü esas alınarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen asıl alacağın %20’sine tekabül eden 222.460,20 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının, davalı müvekkil şirket ile muhasebe nezdinde sonradan KDV eklenerek düzenlenen faturaya itiraz edilmediğini öne sürerek anlaşma sağlandığını beyan etmiş de iş bu iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu çünkü davacı tarafın sözleşmeye aykırı şekilde tanzim etmiş olduğu 7.292.400,00 TL bedelli faturaya istinaden 07.09.2017 tarihinde iade faturası düzenlenmiş olup davacı tarafça da yasal süresi içerisinde bu faturaya itiraz edilmediğini, b. 08.11.2016 tarihli protokolün hiçbir maddesinde ayrıca KDV talep edileceği hususunda bir açıklama bulunmadığını, protokolde açıkça her şey dahil bedelin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, c. Taraflar arasındaki sözleşmeye uygun düzenlenmeyen faturalara itiraz edilmemesi durumunda faturaya itiraz etmeyen tarafın sözleşmeye uygun düzenlenmeyen fatura ile sorumlu olmayacağını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin devrine ilişkin taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davacı yararına duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1082d2e9d093172e a22cdd753647162e