6. Hukuk Dairesi 2023/4117 E. , 2025/883 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/372 E., 2023/431 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında, 04.06.2012 tarihinde itfaiye aracının yapımı ve teslimi konusunda sözlü anlaşma yapıldığını, bunun üzerine müvekkili tarafından bu davalıya teminat olarak 375.000,00 TL bedelli bir adet çek verildiğini, bu çek karşılığında müvekkiline her hangi bir fatura kesilmediğini, sözleşme konusu aracın da süresinde yapılmaması üzerine, müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini ve çekin iadesini istediğini, davalının çeki ciro edip diğer davalı ...Ankara Ltd. Şti'ye teslim ettiğini, davalı ...Ankara Ltd. Şti. tarafından da bu çeke dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin dava konusu çekten dolayı her iki davalıya da borçlu olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine, takibe konulan çekin iptaline ve davalıların %20 tazminatla cezalandırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasındaki sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle, ayrıca çekin bedelsiz (sebepsiz) kalması nedeniyle de diğer davalı ...Ankara Ltd. Şti.'ye borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin bu çek nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 457.152,99 TL.nin de ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte istiradına, takibe konulan çekin iptaline ve davalıların %20 tazminatla cezalandırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl ve birleşen davada davalı ...Ankara Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin iyi niyetli hamil konumunda olduğunu, bu çek karşılığında ve icra takibinden sonra davacı tarafından sadece 100.000 TL. ödendiğini, davacının başka hiç bir ödeme yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Asıl davada davalı ... vekili; müvekkili ...'nin çeki aldıktan sonra diğer davalı ...Ankara Ltd. Şit'den bütün malzemeleri satın alarak imalat sürecine başladığını, aldığı 375.000,00 TL'lik çeki de malzeme bedeli olarak ...Ankara Ltd. Şti.'ye ciro edip devrettiğini, çek karşılıksız çıktığı için aracın teslim edilmediğini, ...Ankara Ltd. Şti. ile de sorunlar yaşadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 09.01.2019 tarihli kararı ile bozmaya uyularak, asıl dava yönünden davalılardan ...Ankara Hidrolik Mak. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden kabulü ile davacının ...’ye borçlu olmadığının tespitine ve çek bedelinin 100.000,00 TL'sinin, 07.03.2013 tarihinde diğer davalı ...Ankara Hidrolik Mak. San Tic. Ltd. Şti'ye ödenmiş olması ve davanın kendiliğinden istirdada dönüşmesi nedeniyle, ödenen 100.000 TL.'nin ödeme tarihi olan 07.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 09.01.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 23.01.2020 tarihli ve 2019/1759 Esas, 2020/210 Karar sayılı kararıyla; Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/273 Esas sayılı dosyasında davalı şirket avukatı olan sanığın mahkumiyeti halinde, davacı takip dosyasındaki borcun, kabul edilen 100.000,00 TL dışındaki kısmının da ödendiğine dair maddi vakıayı kanıtlamış olacağından, söz konusu davada verilecek karar sonucu eldeki davayı etkileyeceğinden, beraat kararı verilmesine rağmen kesinleşmediğinden, kesinleşmesinin beklenmesinde zorunluluk bulunduğu, bu kısım talep edilmesine rağmen az yukarıda esas-karar numaraları ve sanığı belirtilen ceza davası sonucu verilen kararın HMK'nın 165. maddesi gereğince bekletici sorun sayılarak kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği gerekçeleriyle kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak, asıl dava yönünden davalılardan ...Ankara Hidrolik Mak. San. Tic. Ltd. Şti. Yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden kabulü ile davacının ...’ye borçlu olmadığının tespitine ve çek bedelinin 100.000,00 TL'sinin, 07.03.2013 tarihinde diğer davalı ...Ankara Hidrolik Mak. San. Tic. Ltd. Şti'ye ödenmiş olması ve davanın kendiliğinden istirdada dönüşmesi nedeniyle, ödenen 100.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 07.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl ve birleşen davada davacı vekili vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...Ankara Şirketi ve vekilinin gerçekleşen dolandırıcılığı normalleştirmeye ve üstünü kapatmaya çalıştıklarını, mahkeme son hükmü gerekçesinin son kısmında sehven ve iş yoğunluğu nedeniyle bu hükmünde de yanlış karar verdiğini yazarak bu kararın da bozulmasını garantilediğini beyan etmektedir. 2. Asıl davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının 100.000,00 TL haricindeki ödemeyi de elden yaptıklarını iddia ettiğini, fakat iddialarını ispat edemediğini, kötü niyetli davrandığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 1. Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2. maddesinde ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. HGK'nın 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas, 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur”. Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm kısmı ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Mahkemece, gerekçeli kararda; "Ceza mahkemesinin tespitleri ve bu tespitlere ilişkin 07.03.2023 tarihli sözleşmedeki ibra nedeniyle davacı ... Ltd. Şti'nin, davalılardan ...Ltd. Şti'ye karşı da davasının menfi tespit davasının kabulü ile ...Ltd. Şti'ye karşı da borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken sehven ve iş yoğunluğu nedeniyle bu husus mahkememizce gözden kaçırılmış ve sadece bu sözleşmede ödemeye ilişkin açık bir bedel yazmadığı düşüncesiyle asıl davanın ...Ltd. Şti. yönünden reddine karar verilmiştir. Gerekçeli karar ile kısa kararın uyumlu olması zorunluluğu nedeniyle gerekçeli kararda da ...Ltd. Şti'ye açılan asıl davanın reddine ilişkin hüküm kurulmak zorunda kalınmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denmiştir. Mahkemece kısa kararda davalı ...Ltd. Şti'ye açılan asıl davanın reddine karar verildiğinden bahisle gerekçeli kararda da bu ifadeye yer verilerek kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VII. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemeci kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcın talep halinde ilgililerine iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.