6. Hukuk Dairesi 2023/1923 E. , 2025/459 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/500 E., 2023/243 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/38 E., 2021/42 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı temyiz edilmek istenmişse de; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Ankara ... Projesi Ankara İli, ... İlçesi, 29288 ada, 6 parselde kain gayrimenkul üzerine Kaba ve İnce İşlerin İnşası işine ilişkin sözleşme imzalandığını, yapılan ek sözleşmeler ile sözleşme kapsamının daraltılması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak feshedilen ve kapsamdan çıkarılan işler nedeniyle genel gider ve kâr kaybının tazmini için 5.000,00 TL, davalı tarafın kusuru nedeni ile işin gecikmesinden kaynaklı genel gider kaybının tazmini için 5.000,00 TL, muarazanın giderilmesi ile işin 05.08.2016 tarihi itibarı ile kesin kabule hazır olduğunun ve müvekkili şirketin garanti süresinin bu tarih itibariyle başladığının tespitini, kesin hakediş alacağına mahsuben 5.000,00 TL, haksız yere iade edilmeyen nakit teminatlarının ve cari alacağının tazmini için 5.000.00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, iş kazaları teminatı olarak alınan iki adet teminat mektubunun bedelsizliğinin tespiti ile müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının mutabık kaldığı ve sözleşme imzaladığı bir konuda talepte bulunamayacağını, sözleşme ekinde belirtilen keşif tutarı içinde bütün dairelerin dekorasyonlu yapılacağına ilişkin bir keşif bedeli olmadığını, teminat mektuplarının ve nakit teminatların müvekkili şirket tarafından bu teminatların alınış amacına uygun olarak yüklenici davacının müvekkili şirkete yapmayı taahhüt ettiği ve risklerini temin ettiği işler için tutulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme konusunun daraltılmasında taraflar arasında bir mutabakat olduğu, ana sözleşmede, 03.03.2013 tarihli ek sözleşmede ve 16.01.2015 tarihli zeyilnamenin eklerinde yer alan tablolarda ince işlere, bir kısım mekanik ve elektrik tesisata ilişkin imalât kalemlerine yer verilmediği, geçici kabul tutanağının herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan davacı tarafça imzalanmış olması karşısında kabullerin gecikmesinden kaynaklanan gelir kaybı zarar talebinin yerinde olmadığı, hakediş raporlarının davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla imzalandığına ilişkin itiraz dilekçeleri verilmiş ise de kanıtlayan belgelerin olmadığı ve bu nedenle davacı şirketin kesin hakediş alacağı isteminin yerinde olmadığı, taraflar arasında cari hesap mutabakatının bulunmadığı bu nedenle davacının cari hesap alacak isteminin yerinde olmadığı, bilirkişi incelemesi sonucu dava tarihindeki mahalli duruma ilişkin gözlem yapılamadığı ancak yerinde incelemenin yapıldığı tarihteki projenin kesin kabule uygun olduğunun belirtildiği, banka teminat mektuplarının üçüncü kişinin edimini sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesine hizmet eden bir tür garanti sözleşmeleri niteliğinde olduğunu, davalı şirketin 17.06.2016 tarihli yazışmasıyla kesin kabul işlemine başlanılabilmesi için alt yüklenicilerin geçici kabul tutanaklarının hazırlanarak sunulması, diğer alacakların faturalandırılarak ödenmesi ve ısıtma ve sıcak su sistemi ve daire önü kat istasyonlarındaki tamir ve değişim işlemlerinin tamamlanması gerektiğinin bildirildiği, geçici kabul ile teslim edilen bağımsız bölümlerdeki daire önü kat istasyonlarında tesisatlarda patlama olduğunun belirtildiği, davacı alt müteahhidi olan tarafından davalı şirkete toplam 905.252,34 TL bedelli 3 ayrı dava açıldığı, davacının sorumluluğu altındaki işçilerle ilgili iş kazalarından kaynaklı davaların olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7. ve 29. maddeleri düzenlemeleri kapsamında, sözleşme konusu iş nedeniyle davacının işçileri ve taşeronu tarafından açılmış ve devam eden hukuk ve ceza davalarının bulunması nedeniyle gerek tutulan hakediş bedelinin ödenmesi gerekse nakdi teminatların iade koşullarının dava tarihi itibariyle oluşmadığının anlaşılmasına göre istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf mahkemesi gerekçesine göre kararın kaldırılıp davanın zamansız açılan dava nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, zira istinaf mahkemesinin müvekkilinin davalıdan alacağı olduğunu kabul ettiğini, ancak davanın talep hakkının henüz doğmadığından reddi gerektiği kanısına vardığını, kararın bu haliyle kesinleşmesi halinde müvekkilinin 1.456.618,09 TL alacağı olduğu kabul edilmesine rağmen bu alacağına kavuşamayacağını yeniden dava açması halinde kesin hüküm itirazı ile karşılaşacağını, alınan raporda müvekkilinin davalıdan 1.456.618,09 TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından müvekkilinin hakedişlerinin nakdi teminat hesabına aktarıldığını, böylece müvekkilinin alacağının sadece teminat alacağı olarak görülerek henüz talep etme hakkının doğmadığının kabul edildiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemlerine ilişkindir. 28.11.1956 gün, 15 E, 15 K. sayılı içtihadı birleştirme kararında da belirtildiği üzere her davanın açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerekir. Diğer yandan 18.02.2022 tarihli ve 2019/5 Esas, 2022/1 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da ifa zamanı gelmemiş (vadesi gelmemiş, muaccel olmayan, müeccel) bir alacak için açılmış davada, mahkemece ifa zamanının henüz gelmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararları ile adli yargı mahkemeleri bağlı olup dava tarihinde istenebilir (muaccel) olmayan alacakların tahsili için açılan davanın bu nedenle reddi halinde esastan red olarak anlaşılabilecek ve tereddüte neden olacak biçimde davanın reddine karar verilmeyip davanın usulden reddine şeklinde hüküm kurulmalıdır. Davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz sebeplerine bağlı olarak yapılan inceleme sonucu; dava dilekçesindeki talep kalemleriyle ilgili olarak mahkemece verilen kararın hüküm kısmı 6. maddesinde 2.500,00 TL miktar için davaya konu hakedişlerden kesilen nakit teminatların iadesi talebi yönünden, hüküm kısmı 7. maddesinde ise yine 2.500,00 TL miktar için davaya konu edilen teminat mektuplarının iadesi talebi yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Davalının aleyhine delil teşkil eden ticari defter kayıtlarında 1.454.290,81 TL teminat borç kaydı bulunmakta ise de, dava tarihinde teminatların geri istenmesi koşullarının bulunmadığı, bu nedenle henüz istenebilir hale gelmemiş diğer ifadeyle muaccel olmayan teminat alacakları için dava açılmış olduğu anlaşılmıştır. Dava tarihinde muaccel olmayan alacak için dava açılmasında hukuki yarar olmadığı için bu konuda davaya konu olan taleplerin usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının hüküm kısmının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “talebin reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “talebin usulden reddine” ibaresinin yazılması ile (7) numaralı bendinde yer alan “talebin reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “talebin usulden reddine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.