Yargıtay Kararları › Yargıtay 5. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/4235 E., 2025/14010 K.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4235 E., 2025/14010 K. (03.11.2025)

Mahkeme
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4235
Karar No
2025/14010
Karar Tarihi
03.11.2025

5. Hukuk Dairesi 2025/4235 E. , 2025/14010 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1060 Esas, 2025/135 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/175 Esas, 2021/381 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu daimi ve geçici irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakların davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Hatay ili, ..., ... Mahallesi 1482 parsel sayılı taşınmazda 2096,46 m²lik kısmının daimi, 945,57 m²lik kısmının 2 yıllık geçici irtifak kamulaştırma bedelinin tespitine ve bu hakkın davacı idare lehine tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; acele kamulaştırma dosyasında kamulaştırma bedelinin gerçek bedeli yansıtmadığını, sökülen ağaç sayısın 91 adet olduğunu, taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, taşınmazın tarla olarak hesaplanması nedeniyle kamulaştırma bedelinin hatalı olduğunu belirterek kamulaştırma bedelinin yeniden tespitini ve kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davacıdan tahsilini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma konusu daimi ve geçici irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, kapitalizasyon faiz oranı %4 olarak alınmasının hatalı olduğunu, objektif değer artışı oranının yüksek belirlendiğini, kapitalizasyon faiz oranının tespitinde dikkate alınan unsurların mükerrerlik oluşturacak şekilde objektif değer artış oranının tayininde de esas alındığını, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3’ünden az olamayacağı hususunun gözetilmediğini, geçici irtifak bedelinin kira gelirine göre hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunda kamulaştırma işlemi dışında zarar hesabı yapıldığını, kapama bahçe hesabı yapıldığında araziye ayrı ağaçlara ayrı değer biçilmemesi gerektiğini, kamulaştırma bedelini 3 er aylık vadeli hesaba yatırılıp karar kesinleştiğinde nemalandırılarak davalıya ödenmesine karar verildiğini, yine aynı fark bedele 4 aylık süre de davanın sonuçlanmadığından bahisle dört aylık süre sonundan karar tarihine kadar yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiğini, bu şekilde aynı bedelin iki defa faizlendirilerek davalıya ödenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının usul ve kanuna aykırı olduğunu, üretim masraflarının, brüt gelirin 1/3’ünden fazla olmayacağının kuralının mutlak uygulanması gereken bir kural olmadığını, verilerin esas alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda bahçenin bakım ve verimliliği nazara alındığında mandarin cinsi ürünün veriminin ve fiyatının düşük alındığını, bedelin eksik hesaplandığını, daimi ve geçici irtifak alanındaki zararın hesaplanmadığını, dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, arazi kabul edildiği takdirde sökülen ağaç bedellerinin de hesaplanması gerektiğini, objektif değer artışı oranının düşük belirlendiğini, kapitalizasyon faiz oranının %4 değil %3 alınması gerektiğini, tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren en yüksek kamu alacakları faizine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda kaldırma kararına uygun şekilde dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir yöntemine göre satsuma bahçesi olduğundan satsuma münavebesi uygulanarak değer biçilmesinde, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak kapitalizasyon faiz oranının sulu tarım arazisi için %4 olarak uygulanmasında, taşınmaz için konumu ve özellikleri dikkate alınarak %50 oranında objektif değer artışı uygulanmasında, dava konusu taşınmazın kapama bahçe olması nedeni ile üretim masraflarının brüt gelirin 1/3 ünden az olamayacağı gözetilerek karar verilmesinin uygun bulunduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurusu taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Kapama mandalina bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve aynı Kanun'un 11 inci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve boru hattı güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "İptal kararları geriye yürümez" hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…" gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin 26.02.2025 tarihli dilekçelerindeki “faize” ilişkin talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 03.11.2025 SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3fbc96fbc1eb53e7 26c8f895adc65539

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı