5. Hukuk Dairesi 2025/2092 E. , 2025/14029 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/695 Esas, 2024/6 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/334 Esas, 2021/139 Karar Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin murisi ... ait bulunan 21 parça taşınmazların veraset ilamına göre müvekkillerine kaldığını, söz konusu tapu kayıtlarının kadastro işlemleri yapılırken hiçe sayıldığını, bu işlemin hem hukuka hem de hakkaniyete aykırı olduğunu, kadastro işlemi yapıldığından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinin iddia edilmiş olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi kararına göre 18.11.2009 tarihinden önce kadastro tespitinden kaynaklanan hatalardan doğan zararlar açısından zaman aşımı süresinin 18.11.2019 tarihinde dolacağının açıkça belirtildiğini, tapu sicili tutulmasının devlet sorumluluğu içerisinde olduğunu, buna istinaden de ortaya çıkan zararların giderilmesinin gerektiğini ve izah edilen bu nedenlerden dolayı belirlenecek tazminatın davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içerisinde açılmadığını, kadastro tespitinden itibaren 10 yıllık zaman geçmesinden dolayı kişilerin dava açma haklarının bulunmadığını, tapu sicilinin tutulmasından doğacak olan hukuka aykırılığın tapu sicili memurunun yapması gereken bir işlemi yapmamasından ya da yapmaması gereken bir işlemi yapması durumlarından ortaya çıkabileceğini, davacının iddiasının kendisinin ispat etmesi gerektiğini davanın usul ve esastan reddi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu zararın zamanaşımına uğramadığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca zamanaşımının 2009 yılında başladığının kabul edilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların kadastro tespitine itiraz etmedikleri, hak düşürücü süre içinde de dava açmadıkları, bu suretle kadastrodan önceki tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12 nci maddesinin 4 ncü fıkrası uyarınca 21.10.2003 tarihinde hukuki değerini yitirdiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesinde yazılı 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanmasının söz konusu olduğu davada, arazi kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiği ve davalı Hazinenin de bu yönde itirazda bulunduğu gözönüne alındığında İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesine (eski 125 inci md.) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ... kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hale gelmiştir. 3. Buna göre, yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacıların kadastro çalışmaları esnasında uygulanmayan tapu kayıtları nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemi ile dava açtığı, dayanak tapuların uyduğu iddia edilen taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan kadastro tespit çalışmalarının ise 1961,1962,1968,1994 tarihinde kesinleştiği eldeki davanın ise 28.05.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup davanın makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığından ve davalı Hazine vekilinin süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşıldığından tazminat istemli davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmamıştır. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.