5. Hukuk Dairesi 2025/1526 E. , 2025/12190 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/3564 Esas, 2024/3208 Karar KARAR: Esastan ret SAYISI: 2021/214 Esas, 2023/412 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., ... köyü 2858 (yeni 29173 ada 1) parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığından bahisle kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle;kamulaştırma işleminin hukuka uygun olarak tamamlandığını, müvekkili tarafından kamulaştırmasız el atma durumunun söz konusu olmadığını, tazminat talebinin haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın kamulaştırma işlemlerinin yapılarak kesinleştiğini, aradan 55 yıl geçmiş olması nedeniyle tüm evrakların muhafazasının mümkün olmadığını, bedelin yüksek belirlendiğini, tesislerin davalı idarece yapıldığı ve ihya edildiğini, bu hususun bedel belirlenirken dikkate alınmadığını, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmediğini ve bedelin alınmadığının davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini ileri sürülmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1962 yılında alınan kamulaştırma kararı gereğince kamulaştırıldığı, takdir edilen kamulaştırma bedelinin yatırıldığı beyan edilse de buna ilişkin kayıtların davalı idarece bulunamadığının belirtildiği, murise çıkartılan tebligata göre adres bilinmediğinden iade edildiği ve davacılar murisine usulüne uygun tebligat yapılamadığı, 6830 sayılı Kanun'un 7 nci ve 8 nci maddeleri uyarınca adres araştırması yapılmadan kamulaştırma işleminin ilanen tebliğ edildiği, akabinde 6830 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi gereğince davacılar murisi adına kayıtlı taşınmazın Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/431 Esas, 1965/141 Karar sayılı kararı ile idare adına tesciline karar verildiği, kesinleşen mahkeme kararı uyarınca taşınmazın idare adına 24.08.1965 tarihinde tescilini müteakip yapılan imar uygulaması sonucunda taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra imar planında resmi kurum alanı olarak ayrılan 29173 ada 1 parsel sayılı taşınmaza şuyulandırıldığı, taşınmazın imar planında "Resmi Kurum Alanı" olarak ayrıldığı, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği ile "29173 ada 1 ve 2 parsellerde yer alan resmi kurum alanında; personelin kullanımına yönelik toplantı salonu, lokal, kafeterya, kütüphane, kuaför, lostra, kreş, eğitim, spor, sağlık ve ibadethane birimleri vb. sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir" şeklinde plan notu ilavesi yapıldığı, taşınmaza fiilen el atılarak imar planına uygun yapılaşmanın sağlandığı anlaşılmış olup, kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun tebliğinden söz edilemeyeceğinden davacılar yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminden de bahsedilemeyeceği, dava konusu taşınmazın kesinleşen Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/431-141 karar sayılı kararı uyarınca idare adına tescil edildiği, davacı murisi adına ... Bankasına bloke edilen bedelin murise ya da davacılara ödendiğine dair bir belge bulunmadığı, aynı kapsamda kalan başka parseller yönünden açılan davalarda taşınmazlara 1983 yılı öncesi el atıldığı tespitinin yapıldığı gibi, iş bu eldeki dosyada yapılan tespitte de taşınmaza 1983 yılı öncesinde el atıldığının ve taşınmazın o dönemde de arsa vasfında olduğunun belirlendiği, taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih itibarıyla arsa niteliğinde olduğunun kabul edildiği, mahkeme tarafından alınan son bilirkişi raporunda da 2942 sayılı Kanun'un geçici 6 ncı maddesi uyarınca el atma tarihinde arsa vasfında olan taşınmazın dava tarihi itibarıyla emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edildiği, aynı kamulaştırma kapsamında kalan parseller yönünden açılan davalar sonucu taşınmazların gerek tescil tarihinde, gerekse 1983 öncesi el atma tarihi itibariyle arsa olduklarının kabulü ile kurulan hükümlerin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kararları ile onanarak kesinleştikleri de dikkate alındığında, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, emsaller ile dava konusu taşınmazın vergiye esas değerleri de kıyaslanmak suretiyle dava tarihi itibarıyla bedelinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline dair kararda aynı idareye karşı ve dava konusu taşınmaz ile aynı kamulaştırmaya tabi tutulmuş bulunan taşınmazlar yönünden açılan davalarda Mart 2015 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 4.400 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2016/19464 Esas, 2018/8686 Karar sayılı kararı ile Haziran 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 4.670 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2018/8736 Esas, 25512 Karar sayılı kararı ile Haziran 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 4.675 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2020/5626 Esas, 2021/3937 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği gözetildiğinde davaya konu taşınmaza Kasım 2018 değerlendirme tarihi itibarıyla imar parseli olarak tespit edilen 6.300,00 TL/m² birim bedelin bu bedellerle uyumlu olduğu da dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde, aynı bölgeden Dairemize intikal eden ve denetimden geçerek kesinleşen dosyalar dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16/01/2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) . Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda da eldeki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği, Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dava dosyaları yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, Kanaatinde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun “Onanma Kararına” katılmıyoruz. 01.10.2025