Yargıtay Kararları › Yargıtay 5. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1148 E., 2025/12239 K.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/1148 E., 2025/12239 K. (02.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1148
Karar No
2025/12239
Karar Tarihi
02.10.2025
Konu
Tazminat, Tapu

5. Hukuk Dairesi 2025/1148 E. , 2025/12239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/881 Esas, 2024/237 Karar DAVA TARİHİ : 09.12.2022 KARAR: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar SAYIS: 2022/281 Esas, 2023/195 Karar Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 101 ada 51 parsel (eski 121 parsel) sayılı taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; kıyı kenar çizgisi şerhinden kaynaklanan davanın bu işlemi gerçekleştiren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne karşı açılarak, müvekkili Hazine hakkında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın tüm malikleri tarafından açılmadığından davanın ehliyet yokluğundan reddi gerektiğini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca kıyı çizgisi içinde kalan yerler özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden açılan tazminat davasının reddedilmesi gerektiğini, kadastro tespitinin hatalı yapılmasından kaynaklanan davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki sorumluluk kapsamına girmediğini, davacı tarafın taşınmazı satın aldığı kişiye karşı ayıplı mal satışı ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak davasını yöneltmesi gerektiğini, davacının uğradığı bir zararı bulunmadığı gibi aksi kanaate varılması halinde zararın artmasında davacının da müterafik kusurunun bulunduğu dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline, davacılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek kıyı vasfı ile terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla çok daha değerli olduğunu, münavebeye alınan ürünlerin geliri düşük olanlar arasından seçildiğini, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında maddi hata ile bir başka taşınmaza ait parsel numarasının yazıldığını ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu işlem Hazine tarafından gerçekleştirilmediğinden müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, faiz hükmüne, başlangıç tarihine ve oranına itirazlarının olduğunu, davacının uğradığı bir zararı bulunmadığı gibi aksi kanaate varılması halinde zararın artmasında davacının da müterafik kusurunun bulunduğu dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden sorulduğu, idarenin cevabi yazısı ile dava konusu taşınmazı kapsayan önceden oluşturulmuş ve kıyı kenar çizgisine ait karar ve dayanağı olan belgeler ile kroki ve haritasının gönderildiği, mahallinde teknik bilirkişiler ile Harita Mühendisi aracılığıyla usulüne uygun keşfin icrası sonucu idarenin gönderdiği krokinin de araziye uygulanması sureti ile ayrıca zemindeki sazlık kısımlar, Van Gölü'nün maksimum su kotu gibi unsurları da dikkate alınarak gözlem çukurları açılmak ve haritada işaretlenmek suretiyle kıyı kenar çizgisinin belirlendiği, bilirkişi heyetince taşınmazın kıyı kenar kısmında kalan miktarlarının gösterildiğinin anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza o yörede mutat olarak ekilen münavebe ürünleri buğday, şeker pancarı ve yonca verileri esas alınarak olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilerek taşınmazın metrekare birim fiyatının 91,08 TL/m² olarak hesaplanmasında, hesaplamaya esas alınan ürünler ile kapitalizasyon faiz oranının %4 olarak alınmasında, taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen özelliği, dosya kapsamı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama Sisteminden edinilen bilgilere göre dava konusu taşınmazın özelliği ve durumu dikkate alındığında %20 oranında objektif değer artışı uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava edilen taşınmazın 101 ada 51 parsel sayılı taşınmaz olmasına rağmen, dava edilmeyen 101 ada 57 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca kıyı kenar çizgisi şerhinden kaynaklanan davanın idari yargıda şerhi koyan idare olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 101 ada 51 parsel (eski 121 parsel) sayılı taşınmazın 14.02.2006 tarihli taksim işlemi ile davacılar adına tescil edildiği, taşınmazın tapu kaydına 21.06.2022 tarihinde kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığına dair şerh verildiği, eldeki davanın 09.12.2022 tarihinde açıldığı, taşınmazın halen davacılar üzerine kayıtlı olduğu ancak dosya kapsamında yer alan fen bilirkişisi raporuna göre taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır. 3. Dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d518320b5b708b76 a584ac94e92a7679

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı