Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/8030 E., 2025/12596 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/8030 E., 2025/12596 K. (17.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8030
Karar No
2025/12596
Karar Tarihi
17.09.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2025/8030 E. , 2025/12596 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/131 E., 2024/368 K. Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketi nezdinde 14.10.2011 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan, davalılardan ...'nın maliki oduğu, ... firmasının logo ve işaretleri adı altında ... toplama işi yapan aracın, diğer davalı ...'un sevk ve idaresinde 27.10.2011 günü, ...-... istasyonları arası bulunan hemzemin geçide kontrolsüz ve dikkatsiz bir şekilde girerek, seyir halinde bulunan lokomotifle çarpışmak suretiyle, müvekkili idareye ait lokomotifte maddi zarara sebebiyet verdiğini, kaza neticesi lokomotifte meydana gelen hasarların tamiratının ... ve .... A.Ş. (...)'ye yaptırıldığını, yapılan tamirat sonucunda müvekkili kuruma ödenmesi için 841.600,00 TL tutarlı fatura tahakkuk ettirildiğini, davalıların meydana gelen kaza sebebiyle malik, sürücü, işleten ve sigortacı sıfatıyla sorumlu olduklarını, kazanın vuku bulduğu hemzemin geçidin ...-... istasyonları arasında, ... İl Özel İdaresi sorumluluk alanı içerisinde yer aldığını, demir yolu ve benzeri yollar kesiştiğinde demir yolunun ana yol sayıldığını, bu kesişmelerde yapılan yeni yolun bağlı olduğu kurum veya kuruluşun alt ve üst geçit yapmak ve diğer emniyet tedbirlerini almakla yükümlü olduğunu, demir yolunda seyreden araçların geçiş üstünlüğü bulunduğunu, hemzemin geçitte vuku bulan kazanın meydana gelmemesi için ... İl Özel İdaresi tarafından alt veya üst geçit, bariyer yapmak, vb. emniyet tedbirlerinin alınması gerektiğini, gerekli tedbirleri almadığı için kusurlu olduğunu belirterek, 801.600,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi yönünden poliçede sorumlu olduğu miktar olan 40.000,00 TL'nin temerrüde düştüğü 24.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar tarafından ayrı ayrı sunulan cevap dilekçelerinde davanın reddinin gerektiği savunulmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin 13.10.2015 tarihli ve 2012/2 41... /500 Karar sayılı kararıyla; davalılardan belediyenin hizmet kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, davalı ...'ın ise kazaya karışan kamyon üzerinde logosunun bulunmasının sorumluluğunu gerektirmeyeceği gerekçesiyle bu davalılar yönünden davanın reddine, diğer davalıların ise meydana gelen kazada sürücü davalı ...'in kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olması, davalı ...'in kazaya karışan aracın işleteni, davalı ... şirketinin ise ... sigortacısı olarak zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 667.360,36 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... ve sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2020 tarihli 2019/25 42... /1809 Karar sayılı kararıyla; "Somut olayda davacı vekilince kaza neticesi lokomotifte meydana gelen hasarların tamiratının ... ve .... A.Ş. (...)'ye yaptırıldığı, yapılan tamirat sonucunda müvekkili kuruma ödenmesi için 841.600,00 TL tutarlı fatura tahakkuk ettirildiği, bu nedenlerle fatura bedelinin kaza tarihinden itibaren davalılardan tahsili talep edilmiştir. Mahkemece ... Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanlığı ... Kürsüsünde görevli bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 11/02/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle; söz konusu kazaya karışan lokomotifin hasarlı haline ait fotoğraf vb. belgelerin mevcut olmadığını, öte yandan bu belgeler mevcut olsa dahi, meydana gelen kaza sonucu kamyona çarpan lokomotifin hangi bölümlerinin, ne kadar hasar gördüğü ve hangi parçalarının değişmesi, hangilerinin onarılması gerektiği gibi konuların ancak lokomotifin tamiri sırasında netleşeceği, ...'ye ait ... araç ve gereçlerinin bakım ve onarım işlerinin ... tarafından gerçekleştirildiği ve ülkemizde bu hizmeti veren başka bir kurum veya kuruluş bulunmadığı, kazaya karışan söz konusu lokomotifin de burada tamir edildiği ve hasarın boyutunun tam olarak burada belirlendiği, bu bağlamda, ... tarafından değiştirildiği veya onarıldığı beyan edilen malzemeler ile harcandığı ifade edilen işçiliğin tutar ve miktarların doğru kabul edildiği, ... tarafından kesilen toplam 841.600,00 TL tutarındaki fatura kalemlerinin incelenmesinde ise; toplam malzeme giderlerinden % 20 oranındaki yenileme payının düşülmediğinin tespit edildiği, ayrıca dönem gideri+kar olarak verilen ve 88.827,94 TL tutarındaki kalemin ise tazminata esas oluşturacak hasar tutarının hesabına katılmasının uygun olmadığı görüş ve kanaatine varılarak, tüm bu açıklamalara bağlı olarak, tazminata esas olan hasar tutarı hesabı; 27.04.2012 tarihli ... tarafından düzenlenen tek faturada malzeme tutarı 227.058,52 TL, el emeği tutarı 525.713,54 TL (9.547 saat-398 gün), dönem gideri ve kar 88.827,94TL, toplam 841.600,00 TL olarak, belirlenmiştir. Bilirkişi tarafından KDV dahil, malzeme tutarı 227.058,52 TL, yenileme payı % 20’si 45.411,70 TL, aradaki fark 181.646,82 TL, bu miktara işçilik tutarı 525.713,54 TL eklendiğinde (88.827,94TL dönem gideri hariç) toplam 707.360,36 TL, hasar bedeli olarak hesaplanmış, bu miktardan ... A.Ş tarafından 02.07.2013 tarihinde yapılan 40.000,00 TL’lik ödeme düşüldükten sonra zarar miktarı 667.360,36 TL, olarak hesaplanmış, Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece yapılması gereken öncelikle 27.04.2012 tarihli faturayı düzenleyen ...’tan, dönem gideri+kar olarak talep edilen miktarın gerekçesinin sorulması, adı geçen şirketin davacı kurum bünyesinde bir şirket olması nedeni de göz önünde bulundurularak dönem gideri+kar kaleminin gerekçesinin ve davacı kurumla ... arasında bu hususta yapılmış bir sözleşme olup olmadığının araştırılarak, daha sonra konusunda uzman Makine Mühendisi bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3-2918 sayılı KTK'nın hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işleten sıfatının üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasa'nın 3. maddesinde, “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; kazaya karışan 16... plakalı araç trafik kayıtlarında davalı ... adına kayıtlı olup kaza anında diğer davalı ... sevk ve idaresindedir. Aracın üzerinde davalı ... A.Ş’ye ait logo ve resimlerin bulunduğu hususunda uyuşmazlık yoktur. Kaza sonrasında Jandarma tarafından hazırlanan fezlekede, davalı ... yönetimindeki ... firmasına ait ... toplama tankerinin kaza yaptığı, belirtilmiştir. Dosya kapsamından, ... A.Ş vekilinin “İşleten ..., ... A,Ş’nin ... İlçesi ... Üreticileri ... Hayvancılık ve İktsadi İşletmesi’nden almış olduğu çiğ sütleri ... fabrikasına araçla nakliyesini sağlamaktadır” şeklinde beyanı olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar Mahkemece;davalı ... A.Ş hakkında açılan davada, KTK’ya göre aracın işleteninin aracın kayıt maliki olduğu, bunun aksinin iddia edenlerce ispat edilmesi gerektiği, davalının kazaya karışan araçta logosunun bulunmasının ve sütün kendilerince alınmasının tekbaşına aracı işleten sıfatını kazandırmayacağı , tümüyle menfaatin ve araç üzerindeki sevk ve idare yetkisinin davalıya ait olması gerektiği , somut olayda sürücünün davalının işçisi olmaması , davalının işveren olmaması ve aracın davalı tarafından işletilmesi gibi unsurların bulunmaması dikkate alındığında davalı ... A.Ş’nin işleten olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle meydana gelen kazada kusuru bulunmayan davalının işleten sıfatıyla sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığı anlaşıldığından bu davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. ... firmasının aracın farazi işleteni olup olmadığının somut belge ve delillerle tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle ... A.Ş ile diğer davalı araç maliki ... arasında bir sözleşme olup olmadığı, kazanın ... toplama işi yapıldığı sırada meydana gelip gelmediği, ... tankerinin ... toplama işini malik adına mı ... adına mı yaptığı araştırılarak, buna ilişkin bütün bilgi ve belgeler toplanmak suretiyle , ... tankerinin kimin nam ve hesabına çalıştığının tespiti ile araç üzerinde ... A.Ş'nin logosunun bulunması da değerlendirilerek, diğer davalılarla birlikte sorumlu olup olmadığının karar yerinde tartışılarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma sonrası düzenlenen 25.07.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının maddi tazminat alacağının 237.378,67 TL olarak tespit edimesi nedeniyle bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, davalılar ... A.Ş. ve ... Belediye Başkanlığı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan 25.07.2023 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kaldı ki ilk kararın sadece kendileri tarafından temyiz edildiğini ve bozma öncesi mahkemece hüküm altına alınan tazminat tutarı 667.360,36 TL olmasına rağmen mahkemece bozma sonrası usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olarak ve hükmü temyiz etmeyen davalılar lehine olacak şekilde 237.378,67 TL tazminatın hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ...Ş vekili temyiz dilekçesinde; poliçe limitinin tamamının davacıya ödendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davalı ... şirketi vekilinin tüm, davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Mahkemece bozma ilamı öncesi verilen kararın davalılar tarafından temyiz edilmediği ve bu durumun davacı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği dikkate alınmaksızın, bozma sonrası düzenlenen ek rapora göre sonuca gidilmesi hatalıdır. Mahkemece yapılması gereken, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2020 tarihli 2019/25 42... /1809 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere, 27.04.2012 tarihli faturayı düzenleyen ...’tan, dönem gideri+kar olarak talep edilen miktarın gerekçesinin sorulması, adı geçen şirketin davacı kurum bünyesinde bir şirket olması da göz önünde bulundurularak dönem gideri+kar kaleminin gerekçesinin ve davacı kurumla ... arasında bu hususta yapılmış bir sözleşme olup olmadığının araştırılarak, daha sonra konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi ve hüküm altına alınacak miktarın her halükarda ilk kararda hüküm altına alınan 667.360,36 TL 'den az olamayacağı gözetilerek karar vermekten ibarettir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı ... şirketi vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numuralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...Ş.'ye yükletilmesine, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı