Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/7763 E., 2025/13149 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/7763 E., 2025/13149 K. (25.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7763
Karar No
2025/13149
Karar Tarihi
25.09.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2025/7763 E. , 2025/13149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/1490 Esas - 2024/1623 Karar Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait olup müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası (...) ile sigortalı olan aracın 30.11.2011 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olan dava dışı ...'nun yaralandığını, kazada yaralanan ... tarafından müvekkili aleyhine Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/99 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat davası açıldığını, yargılama sırasında tarafların sulh olması üzerine müvekkili tarafından ...'na 81.673,75 TL ödeme yapıldığını, kaza sırasında aracın davalının kullanımında olduğunu ve kaza sırasında davalının alkollü olduğunu, bu nedenle müvekkili tarafından dava dışı yaralanana ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsili gerektiğini belirterek 81.673,75 TL'nin ödeme tarihi olan 11.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile kazada yaralanan ...'nun ceza dosyasında uzlaştıklarını, bu nedenle ... tarafından suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağını, açılmış davadan da feragat etmiş sayılacağını, bu nedenle davacının rücu hakkı bulunmadığını, ... tarafından açılan davada zamanaşımının dolduğunu, ancak sigorta şirketi tarafından zamanaşımı definin ileri sürülmediğini, davanın müvekkiline ihbar edilmemesi nedeniyle müvekkilinin itirazlarını sunma imkanının elinden alındığını, müvekkilinin alacağın ferilerinden sorumlu olmadığını, ...'nun müvekkili ile birlikte alkol alması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2020 tarihli ve 2016/1090 Esas, 2020/10 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile 67.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli, 2020/676 Esas ve 2021/1021 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile 81.673,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 15.01.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 04.12.2023 tarihli, 2021/22334 Esas ve 2023/13032 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe bölümünde, davalının üçüncü kişiye ödenen vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu olmaması nedeniyle davacının bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, ancak rücu davalarında ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu, davacının bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olduğu belirtilmiş iken hüküm fıkrasında "davanın kabulü ile 81.673,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm tesis edilmesi sonucunda, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu, kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunamayacağı, hüküm ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş; davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülerek davanın kabulü ile 81.673,75 TL'nin ödeme tarihi olan 11.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ... şirketine karşı açılan rücuya esas dava müvekkiline ihbar edilmediğinden müvekkilinin rücu davası açılması üzerine sulh anlaşması ve ibranameden haberdar olduğunu, sulh anlaşması gereğince davacının hangi hukuki sebebe dayalı olarak mahkeme vekalet ücreti ödediğinin ve ortada bir icra takibi yokken icra vekalet ücreti ödediğinin anlaşılamadığını, yasal zemini olmayan bu ödemelere ilişkin rücu talebinin reddedilmesi gerektiğini, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğini, kazaya yol yapım çalışmalarının neden olduğunu, zarar gören dava dışı ...'nun müvekkili ile birlikte alkol aldığını, bu nedenle dava dışı zarar görenin müterafik kusuru olduğunu, dava dışı zarar görenin maluliyeti %60'ın altında kadığından pasif dönem zarar hesabı yapılmasının yerinde olmadığını, rücuya esas olan dava müvekkiline ihbar edilmediğinden savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından ... poliçesi ile teminat altına alınan aracın 30.11.2011 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan dava dışı ...'nun yaralanması nedeniyle davacı tarafından 11.07.2016 tarihinde dava dışı ...'na ödenen maddi tazminatın kaza sırasında sürücünün alkollü olması nedeniyle rücuen tahsili istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı tarafından ... poliçesi ile teminat altına alınan aracın 30.11.2011 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda, sigortalı araçta yolcu olan dava dışı ...'nun yaralandığı ve bu kaza nedeniyle dava dışı ... tarafından ... Sigorta AŞ aleyhine ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/99 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, yargılama sırasında tarafların sulh olduğu ve 11.06.2016 tarihli ibraname düzenlendiği, ibraname uyarınca ... vekilinin davadan feragat ettiği ve mahkemece de davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, 30.11.2011 tarihli trafik kazasında sigortalı aracın sürücüsü ve aynı zamanda işleteni olan davalı ...'in alkollü olduğu, incelemeye konu davada da davacı ... tarafından dava dışı ...'na ödenen tazminatın, kaza sırasında sürücü ve işleten olan davalının alkollü olması nedeniyle rücuen tazminin talep edildiği görülmektedir. Davacı ... AŞ ile dava dışı ... arasında düzenlenen 11.06.2016 tarihli ibraname içeriğinden 67.000,00 TL maddi tazminat, 7.720,00 TL vekalet ücreti, 2.200,00 TL faiz, 330,00 TL yargılama gideri ve 4.423,75 TL icra vekalet ücreti olmak üzere toplam 81.673,75 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak ibraname tarihi itibarıyla Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/99 Esas sayılı dosyası halen derdest olup bu aşamada henüz bir icra takibi mevcut değildir. Bu durumda davalının ibraname kapsamında ödenen icra vekalet ücreti olan 4.423,75 TL'den sorumluluğu bulunmamaktadır. Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; ibraname tarihinde henüz bir icra takibi bulunmadığından davacı tarafından 11.06.2016 tarihli ibraname gereğince ödenen icra vekalet ücretinden davalının sorumlu olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı