4. Hukuk Dairesi 2025/3432 E. , 2025/12743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2014/292 Esas - 2022/404 Karar Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ...Öğretmenevi eski müdürü olduğunu, davalının görev yaptığı süreçte bir kısım usulsüz işlemler yaparak müvekkili kurumu zarara uğrattığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 133.250,06 TL kurum zararının kamu zararının oluştuğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.05.2019 tarihli, 2011/386 Esas ve 2013/220 Karar sayılı kararıyla davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 02.05.2019 tarihli, 2011/386 Esas ve 2013/220 Karar sayılı kararının süresi içinde davacı vekili temyiz edilmesi üzerine Dairece, 14.05.2014 tarihli, 2014/4375 Esas, 2014/7727 Karar sayılı ilamı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 94/2 ve 324/2 maddeleri gereğince delil ikamesi için verilen kesin süre içerisinde masrafın yatırılmaması halinde, delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılarak, dosyanın mevcut haliyle karara bağlanması gerekirken, davanın usul yönünden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davalının Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/144 esas sayılı dosyasında zimmet suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği, davacının talep edebileceği tazminatın belirlenebilmesi için konusunda uzman Sayıştay uzman denetçisi bilirkişi heyetinden rapor alındığı, raporun hüküm tesisine elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 127.934,21 TL'nin kurum zararının oluştuğu tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hüküm fıkrasında davalının sorumlu olduğu yargılama gideri miktarının gösterilmediğini, karşı dava olmamasına rağmen hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde "davalı-karşı davacı" ibaresine yer verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı asıl temyiz dilekçesinde; davacının davasını objektif delillerle ispatlayamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davanın soyut ve gerçekte var olmayan delillere dayandığını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı tarafından gerçekleştirilen usulsüz işlemler nedeniyle davacının zarara uğradığı iddiasına dayalı kurum zararının tazmini istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı asılın tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre paylaştırıldığı, ancak davalının sorumlu olduğu yargılama giderinin açıkça yazılmadığı görülmektedir. Yine hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde reddedilen kısım üzerinden hükmedilen vekalet ücretinde ise karşı dava olmamasına rağmen "davalı-karşı davacıya verilmesine" şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle halen uygulanmakta olan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin 7 nci fıkrası gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı asılın tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının (3) numaralı bendinde yer alan “...kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan” ibaresinden sonra gelmek üzere "5.231,10" ibarelerinin yazılmasına; hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan "davalı-karşı davacıya" ibarelerinin çıkarılarak yerine "davalıya" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.