4. Hukuk Dairesi 2025/2901 E. , 2025/5274 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1030 D.İş, 2022/1107 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2022/62045 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/231639 İtiraz Hakem Heyeti kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.05.2020 tarihinde davacının yolcu olduğu, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 15.001,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ve 1.250,00 TL adli tıp rapor ücretinin yargılama giderleri arasında davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 317.538,20 TL' ye artırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın iş kazası olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işlemlerinin tamamlanması beklenmeden açılan davanın usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, ikametgaha en yakın yetkili sağlık kuruluşundan alınmadığını, sigorta şirketine usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığından davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, aksi halde ise kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınması gerektiğini, maluliyet raporunun yönetmelikte belirtilen uzmanlardan oluşan heyetçe düzenlenmediğini, medikal firma raporu ile çeliştiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi' ne (AAÜT) göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kabulüne, 317.538,20 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 1.250,00 TL adli tıp rapor ücretinin yargılama giderleri arasında kabulüne karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz başvurusunda bulunulması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ve vekalet ücretine yönelik itirazların yerinde olduğunu belirtilerek bu yöndeki itirazların kabulüne, %20 hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, 254.030,54 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16.02.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hatır taşıması indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, davalı tarafından taşımanın hatır taşıması olduğuna dair hiçbir delil dosyaya sunulmadığını, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin tam nispi vekalet ücreti olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın iş kazası olduğunu, SGK' ya başvuru yapılması, iş kazası tahkikatının sonucunun beklenmesi, SGK tarafından rücuya tabi bir gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, bağlanması halinde tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, aracın ...... Sulama Kooperatifine ait olduğunu, davacı yolcunun da bu araçta kaza geçirdiğini, soruşturma evraklarının bu nedenle sunulmadığını, başvuranın aldığı maluliyet raporunun yürürlükte olan yönetmelik ve Yargıtay kararlarına uygun olarak düzenlenmediğini, talebin usulden reddi gerektiğini, aksi görüşte ise ikametgaha en yakın yetkili sağlık kuruluşundan rapor alınması için davacının hastaneye sevki gerektiğini, raporun heyet teşkili sağlanmadan düzenlendiğini, medikal inceleme sonucu raporun hatalı olduğunun ortaya çıktığını, emniyet kemeri takılı olmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, faiz başlangıcının Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru tarihi, faiz türünün de yasal faiz olabileceğini, hesaplama esas alınacak ücretin son üç aylık vergilendirilmiş gelir olabileceğini, rapor ücretinin sigorta şirketinin sorumluluğunda olmadığını, eksik evrak ile sigorta şirketine başvuru yapıldığını, eksik evrakın tamamlanmasının istendiğini bu evrakların tamamlanmayıp iş bu başvurunun yapılmasının hatalı olduğunu, itiraz başvuru ücretinin hatır indirimi sebebinin reddedilen miktar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle davalı üzerinde bırakılmasının hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ile rapor ücreti talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davacının çalıştığı işyerine ait araçta iş arkadaşları ile birlikte taşındığı anlaşılmaktadır. Davanın trafik iş kazası olması karşısında taşımanın hatır taşıması olarak kabulü ile indirim yapılması hatalı olup davacının hatır taşıması indirimi yapılmamasına yönelik temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması gerekir. 3. Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a. Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4 üncü fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine; maddenin 5 inci fıkrasında ise "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez" düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; davacının çalıştığı işyerine ait araçta taşınırken kazanın olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça davaya konu kaza nedeniyle SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması talep edilmiş ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından gerekli araştırma yapılmadan davalı vekilinin itirazı reddedilmiştir. Şu durumda; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan, davaya konu kazaya ilişkin olarak iş kazası yönünden araştırma yapılıp yapılmadığı ve olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği; olayın iş kazası olarak kabulü suretiyle, davaya konu kazadaki kalıcı maluliyeti nedeniyle davacıya iş göremezliğine ilişkin gelir bağlanıp bağlanmadığı; gelir bağlanmış ise, rücuya tabi olup olmadığı ve rücu istemli dava açılıp açılmadığı; bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olduğu hususlarının sorulması; bağlanan gelir rücuya tabi ise 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi hükmü değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. b. Bozma sebebine göre davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazı şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının, (3-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerel davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 3. Yukarıda (3-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8464062462923221 96272749bb13830a