Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/2232 E., 2025/11536 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/2232 E., 2025/11536 K. (08.07.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2232
Karar No
2025/11536
Karar Tarihi
08.07.2025
Konu
Boşanma, Tapu

4. Hukuk Dairesi 2025/2232 E. , 2025/11536 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2120 E., 2024/2260 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karamürsel 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/216 E., 2023/302 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.07.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 08.07.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Kocaeli 3. Aile Mahkemesi 2011/75 Esas ve 2011/20 Karar sayılı mahkeme ilamı ile dava konusu ... Mah. 107 ada, 14 parsel 275 m² bahçeli biri ahşap kargir iki ev ve müştemilat vasıflı taşınmazdaki ... 'a ait 1/2 payın boşanma davasındaki protokol uyarınca davacıya bırakıldığını, ancak davacı yurt dışında yaşadığı için henüz tescil işlemi gerçekleştirilemediğini, 12.07.2019 tarihinde, tapuda halen ... adına kayıtlı görünen 1/2 payın, ... adına yolsuz olarak tescil edildiğini, ancak yolsuz tescille mülkiyetin kazanılamayacağını, baştan beri yolsuz olan tescilin düzeltilmesinin kanun gereği olduğunu, bu aşamada davalının hiçbir şekilde tapuya güven ve iyi niyet karinesi koruyuculuğundan da istifade edemez olduklarını belirterek yolsuz oluşan tescilin düzeltilerek, davalı adına oluşan kaydın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının eşi ... ve oğlu ... 'ın insanları mağdur ettiğini, mahkemenin 2019/312 Esasında görülen davada aynı satış işlemine ilişkin, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu, 2011 yılından bu yana 8 yıl boyunca taşınmazın tescilini almayarak kağıt üzerinde bir boşanma olduğunun da ortaya çıktığını, ... 'ın yönlendirmesi ve planlaması ile davacının dürüstlük kuralına aykırı olarak bu davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; anlaşmalı boşanma protokolünün gereğinin sekiz yıl boyunca yapılmadığı, her ne kadar, dava dışı 3. kişinin davalıya dava konusu taşınmazı devrettiği 12.07.2019 tarihinde tapu kaydı gerçek hak sahipliğini yansıtmamakta (Kocaeli 3. Aile Mahkemesinin 2011/75 Esas 2011/20 Karar sayılı ve 29.07.2011 kesinleşme tarihli kararı uyarınca) bir başka anlatımla devir tarihi itibari ile dava konusu taşınmazın 1/2 oranında mülkiyetinin dava dışı ... adına kayıtlı görünmesi yolsuz tescil mahiyetinde ise de TMK md. 1023 ve 1025/2 maddelerinde tapu sicilindeki kayıt yolsuz olsa da bu kayda dayanarak iyiniyetli kazanılan ayni hakkın korunacağının hüküm altına alındığı, davalının, tapu üzerine yolsuz tescil edilen ilk el konumunda değil tapuda kayden malik görünmesine rağmen esasında yolsuz tescille hak sahibi görünen kayıt malikinden iyiniyetle devralan 3. kişi konumunda olduğu, davalının veya babasının dava konusu payın sekiz yıl önce davacıya protokol ile bırakılmış olduğunu bilmesi veya bilebilmesinin kendilerinden beklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile dava dışı ... 'ın evlilik birliğini Kocaeli 3. Aile Mahkemesinin 2011/75-20 Esas-Karar sayılı davası ile sonlandırdığı ve mahkemeye sunulan protokol gereğince de dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin davacıya bırakıldığı, mesken niteliğindeki çekişme konusu taşınmazın 12.07.2019 tarihinde satış yoluyla davalıya devredildiği, davacı ve dava dışı ... 'ın boşanmasına ilişkin kararın 29.07.2011 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın tapu kaydına bu karara ilişkin veya başka bir nedenle taşınmazın tasarrufunu engelleyen herhangi bir şerh işlenmediği, davalının taşınmazın 1/2 hissesinin boşanma protokolü ile davacıya bırakıldığını bildiği ve taşınmazı muvazaalı olarak edindiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığı, davalının kazanımının TMK'nın 1024. maddesi uyarınca yolsuz tescil olmayıp, TMK'nın 1023. maddesi gereği bu kazanımının korunması gerektiği, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın tipik bir yolsuz tescil davası olduğunu, hiç bir tereddüte mahal vermeyecek ölçüde açık bir yolsuz tescil işlemi bulunduğunu, yolsuz tescil hukuki sebebine göre davalının ilk el konumunda olduğunu, bu nedenle iyiniyet korumasından yararlanamayacağını, davalı ...'ın taşınmazı yolsuz tescil sonucu malik görünen ... 'tan devir alan ilk malik olduğunu, öte yandan davalının iyiniyetli de olmadığını, tüm beyanlarında ... 'in ... 'tan alacaklı olduğunu ve borç tahsili amacıyla taşınmazın alındığını ifade ettiğini, yani bir satış bedeli ödenmediğini ve davalı ... dışında babası ile ... arasında olduğu iddia edilen bir ilişkiye dayalı olarak borca karşılık bedelsiz alınan ama satış gibi gösterilerek yapılan bir hukuki işlemde iyiniyetten bahsedilemeyeceğini, tescilin yapılmamasının mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının yolsuz tescilden istifade edebilecek 3. kişi konumunda olduğu düşünülse dahi, muvazaa yönünden de toplanan deliller ve mevcut deliller bir arada değerlendirilince yapılan temlikin gerçek bir satış olmadığını, tapuda görünen işlemle tarafların gerçek iradelerinin bağdaşmadığını, bedeller arasında fahiş fark olduğunu ve yapılan işlemin muvazaa sebebiyle de hükümsüz olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali ile tapu iptal tescil istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda dökümü yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı