Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1224 E., 2025/8560 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/1224 E., 2025/8560 K. (26.05.2025) – İptal Davası

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1224
Karar No
2025/8560
Karar Tarihi
26.05.2025
Konu
İptal Davası

4. Hukuk Dairesi 2025/1224 E. , 2025/8560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1899 E., 2024/2022 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... aleyhine yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı hiç bir geliri olmayan davalı eşi ... adına nam-ı müstear olarak 31.03.2023 tarihinde aldığını, taşınmazın daha sonra 02.06.2023 tarihinde davalı ... Ltd.Şti ye ondan da 08.06.2023 tarihinde davalı ...'a satıldığını belirterek, bu tasarrufların tümünün iptalini istemiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava koşullarının olmadığını, müvekkilinin taşınmazı iyiniyetle satın aldığını, alacağın gerçek olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının alacağın gerçek olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, kambiyo senedine dayalı olarak takip yapıldığını ve kesinleştiğini, menfi tesbit davası açılmadığını, müvekkili ile davalı borçlu arasında süre gelen ticari ilişkileri olduğunu ve buna dair delillerin sunulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir. 1.Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, İİK 277. ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3.şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır. Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması, bir diğeri de alacağın aciz vesikasına bağlanmış olmasıdır. Diğer bir yönüyle de konu ele alındığında, İİK.277.vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3.kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen üçüncü kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli üçüncü kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir. Ancak bu amaç için ve davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı yönündeki her soyut iddiası için tasarrufun iptali davasına bakan hakimi, alacağın var olup olmadığını ticaret hukuku ilkeleri içerisinde bir menfi tesbit yargılaması gibi araştırma zorunluluğunu da doğurmaz. Öncelikle, davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı iddiasının gerisinde alacaklı ve borçlunun anlaşma ile böyle bir borcu yaratabileceği yönünde ciddi şüphe uyandıran verilerin sunulması gerekir. Somut olayda, davacının alacağı 28.12.2022 tanzim 30.06.2023 vade tarihli bonoya dayalı olup, bono dava dışı ... ve ... tarafından borçlu ... lehin düzenlenmiş ve anılan şahıslar icra takip dosyasında borçlu olarak gösterilerek haklarında icra işlemleri yapılmıştır. Borçlu ve alacaklı arasında ticari ilişki olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Davalı beşinci kişi ... dava konusu taşınmazın satışından sonra borçlu ile satış konusunda uyuşmazlık olduğu, anlaşmalı olarak yapılan bir takip ve dava ile taşınmazın satışının iptalinin sağlanmak istendiği yönünde de ispatı bulunmaktadır . Öte yandan, davacının, davalı borçlu ile anlaşarak yapılan taşınmaz satışının iptalini sağlamak amacı ile böyle bir ciro silsilesi içerisinde çek veya bono düzenleyerek ve borçlu dışında birden fazla kişi hakkında takip yaptığının kabulü yaşam deneyimlerine de uygun düşmemektedir. Salt davalı beşinci kişinin soyut ve altı doldurulmamış iddiaları üzerine araştırma yapılarak ve bununda ötesine geçilerek bononun hangi alacağa istinaden verildiği ispat edilemediği gibi bir gerekçe ile alacağın var olmadığı sonucuna varılması, tasarrufun iptali davalarının amacının dışında bir yargılamaya zorlar ki, bu adil olmayan bir yargılama sürecidir. Bu nedenlerle, davanın alacağın gerçek olmadığı gerekçesi ile reddi usul ve yasaya aykırıdır . 2.Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir. IV.KARAR 1.(1) nolu paragrafta açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) nolu paragrafta açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örne��inin İlk Derece Mahkemesin gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7f22be569840c374 b13d3b1e5bcb8b5d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı