Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/8300 E., 2025/7552 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/8300 E., 2025/7552 K. (12.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8300
Karar No
2025/7552
Karar Tarihi
12.05.2025
Konu
Tapu

4. Hukuk Dairesi 2024/8300 E. , 2025/7552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/104 E., 2024/118 K. Mahkeme kararı davalılar ...,... ve ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davalılar ... ve ... vekili ..., ..., ... ve davacı vekili ... ve ... geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 12.05.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan borçlu ...'nin İstanbul Ticaret Sicilinde kayıtlı bir şirket olup, davacının da İngiltere'de faaliyet gösteren bir banka olduğunu, dava dışı İngiliz vatandaşı olan ...'ın davalı ... aracılığı ile ...'nda bulunan ...'e ait 3 parsel arazinin yatırım yapmak amacıyla satın alınması için davacı bankadan kredi kullandığını ve bu konuda bir sözleşme düzenlendiğini, kredinin geri ödenmemesi üzerine davalı ...'ya yazılı bildirim yapıldığını, herhangi bir sonuç elde edilemediğini, ancak dava konusu taşınmazların borçlu ile aynı gruba bağlı davalılar ... ve ...'e satıldığını tespit ettiklerini, davalı ...'nun söz konusu satışları İcra ve İflas Kanunu'nun 280/1 maddesi uyarınca alacaklılardan mal kaçırma kastıyla yaptığını, davalı ... tarafından gerçekleştirilen satışların tümünün aynı tarihte ve aynı gruba bağlı ve ... ailesince yönetilen ... ve ...'e yapılmış olmasının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davalı ... ve ...'in ...'nun ekonomik ve ticari durumundan haberdar olmaları gerektiğini, zira her iki tarafın aynı iş kolunda faaliyet gösterdiklerini ve satış tarihinden yaklaşık bir ay önce de ... lehine tesis edilen ipotek nedeniyle davalılar ... ve ...'in ...'nun ekonomik açıdan zorluk yaşayan bir şirket olduğunu bilmeleri gerektiğini, diğer yandan İİK'nın 280/ son maddesine göre davalılar ... ve ...'in ...'nun alacaklılarına zarar verme kastını bildiğinin karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, zira davalı ...'nun taşınmazların satış tarihinden üç ay önce alacaklılarına haber verme yükümlülüğü olmasına rağmen davalı ... ile diğer davalıların bu konuda bir bildirimde bulunmadıkları gibi gerekli ilanları da yaptırmadıklarını belirterek dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak davalı ... ile diğer davalılar arasında yapılan satış işlemlerinin İİK'nın 280 maddesi gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının elinde aciz belgesinin bulunmadığını ve kesinleşmiş bir icra takibinin de olmadığını, diğer yandan davacının davalı şirketten alacağının bulunmadığını, dava konusu taşınmazların satışının alacaklılara zarar verme kastı, hile ya da muvazaadan ari, gerçek bir satış işlemi olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; diğer davalı ile müvekkilleri arasında gerek organik ve gerekse ticari ve şahsi herhangi bir ilişki bulunmadığını, müvekkillerine ait diğer grup şirketlerinin de, ... ile herhangi bir bağı olmadığını, satın alınan taşınmazların bitişik nizam olup ayrı ayrı alınmaları mümkün olmayan ve yine bu şekilde alınması halinde müvekkilleri tarafından düşünülen ticari yatırımın gerçekleşmesi mümkün olacağından üç taşınmazın bir bütün olarak satın alındığını, sonuç olarak dava konusu taşınmazların bitişik nizam olup satın alınan turistik tesisin dava konusu taşınmazlar üzerinde kurulduğunu, bu nedenle satın alma işleminin de aynı gün gerçekleştiğini, müvekkillerinin ...'nun ekonomik durumunu ya da alacaklarını bilebilecek durumda olmadıklarını, zira ...'nun ülke genelinde tanınmış bir firma olup satın alınan taşınmazların tapu kayıtları üzerinde de herhangi bir şerh olmadığını, taşınmazların müvekkilleri tarafından emlak komisyonculuğu yapan bir şirket aracılığı ile alındığını ve müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.05.2017 tarihli ve 2012/235 Esas, 2017/190 Karar sayılı kararı ile; "104 ada 19 parsel sayılı taşınmazı satın alan ...'in yaşı itibariyle böyle bir taşınmazı 20.030.000,00 TL ödeyerek satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca taşınmaz üzerinde 08/04/2011 ve 28/04/2011 tarihinde lehine ipotek tesis edilen ...' nin ortakları arasında davacı ...'in babası ... ve annesi ...'in bulunduğu ve davalı ... şirketinin ortaklarından birinin de ... ailesinden olduğu, bu durum itibariyle davalılar ... ve ...'un birlikte hareket ettiği, her ne kadar davalılar .... ve ... vekili bu satıştan davacı tarafın da haberi olduğunu beyan ederek İİK'nın 280/4 maddesinin koşullarının oluşmadığını iddia etmiş ise de, dosya kapsamı itibariyle bu hususun kanıtlanamadığı, davalı ...'nun davacı tarafla aralarında düzenlenmiş olan ... Sözleşmesi nedeniyle davacıya borçlu olduğu ve bu süreçte dava konusu olan taşınmazları diğer davalılara devretmesindeki amacının alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; ... İli ... İlçesi ... bulunan ve tapuda 104 ada 19 parselde kayıtlı taşınmazla ilgili olarak davalı ... tarafından diğer davalı ...'e yapılan taşınmaz satış işleminin, ... İli ... İlçesi .... bulunan ve tapuda 104 ada 29 parsel ile 103 ada 12 parselde kayıtlı taşınmazla ilgili olarak davalı ... tarafından diğer davalı ...'ye yapılan taşınmaz satış işleminin İİY'nin 280. Maddesi gereğince iptaline" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.04.2019 tarihli ve 2018/1699 Esas, 2019/5320 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, dosya içeriğinden, dava konusu 19 nolu parselin 104 ada 40 ve 41 nolu parseller olarak ifraz gördüğü ve malik üçüncü kişi .... tarafından, 31.05.2013 tarihinde dava dışı ...'ne ayni sermaye olarak devredildiği 40 nolu parselin 03.12.2015 tarihinde kat mülkiyetine çevrilerek tedavül gördüğü, 41 nolu parselin ise ... tarafından 30.06.2016 tarihinde yine dava dışı ...'ne devredildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece davacıdan, her iki parselin davalı üçüncü kişilerden ve onların devrettiği kişilerden satın alan bu şahıslara davayı yöneltip yöneltmeyeceği yada bedele dönüştürüp dönüştürmeyeceği sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, resen dikkate alınması gereken bu durumun göz ardı edilerek, infaz kabiliyeti olmayacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazlardan 104 Ada 19 Parsel sayılı taşınmazı satın alan ...'in satış sürecindeki yaşı itibariyle böyle bir taşınmazı 20.030.000,00 TL ödeyerek satın almasının mevcut yaş ve konumuyla örtüşmediği, aynı taşınmaz üzerine 08/04/2011 ve 28/04/2011 tarihlerinde lehine ipotek tesis edilen ... 'nin ortakları arasında ...ve ...'in bulunduğu, adı geçen bu şahısların ...'in anne ve babaları olduğu, yine ...'nin ortaklarından birinin de ... ailesinden olduğu, dava konusu 19 nolu parselin 104 ada 40 ve 41 nolu parseller olarak ifraz gördüğü ve malik üçüncü kişi ... tarafından, 31.05.2013 tarihinde dava dışı ...'ne ayni sermaye olarak devredildiği 40 nolu parselin 03.12.2015 tarihinde kat mülkiyetine çevrilerek tedavül gördüğü, 41 nolu parselin ise ... tarafından 30.06.2016 tarihinde yine dava dışı ...'ne devredildiği, devralan şirketlerin de davalılar ... ve ... ile aynı gruba bağlı ve ... ailesince yönetilen şirketler olduğunun ticaret sicil kayıtları ile sabit olduğu, dolayısıyla davalılar arasında organik bağın bulunduğu, tüm bu şartlarda davaya konu tasarruflarda ızrar kastının bulunduğu ve alacaklısından mal kaçırma gayesiyle hareket edildiği vicdani kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili, ... ilçesi, ... mevkii, 103 ada, 12 parsel ile 104 ada 29 parsel sayılı taşınmaz ile yine aynı yer 104 ada 40 parsel 385 / 38068 cilt/ sayfa 385 / 38069 cilt/ safya, 385 / 38070 cilt/ sayfa, 385/ 38071 cilt/ sayfa, 385 / 38072 cilt/ sayfa, 385 / 38073 cilt/ sayfa, 385 / 38074 cilt/ sayfa, 385 / 38075 cilt/ sayfa, 385 / 38076 cilt/ sayfa, 386 / 38139 cilt/ sayfa, 386 / 38140 cilt/ sayfa, 386 / 38172 cilt/ sayfa, 386 / 38217 cilt/ sayfa, 387 / 38232 cilt/ sayfa, 387 / 38233 cilt/ sayfa, 387 / 38234 cilt/ sayfa, 387 / 38235 cilt/ sayfa, 387 / 38236 cilt/ sayfa, 387 / 38237 cilt/ sayfa, 387 / 38238 cilt/ sayfa, 387 / 38239 cilt/ sayfa, 387 / 38240 cilt/ sayfa, 387 / 38241 cilt/ sayfa, 387 / 38242 cilt/ sayfa, 387 / 38243 cilt/ sayfa, 387 / 38244 cilt/ sayfa, 387 / 38245 cilt/ sayfa, 387 / 38246 cilt/ sayfa, 387 / 38247 cilt/ sayfa, 389 / 38448 cilt/ sayfa, 389 / 38450 cilt/ sayfa, 389 / 38469 cilt/ sayfa, 389 / 38476 cilt/ sayfa, 389 / 38488 cilt/ sayfa, 389 / 38492 cilt/ sayfa, 389 / 38494 cilt/ sayfa, 389 / 38505 cilt/ sayfa, 389 / 38506 cilt/ sayfa, 389 / 38507 cilt/ sayfa, 389 / 38508 cilt/ sayfa, 389 / 38509 cilt/ sayfa, 389 / 38512 cilt/ sayfa, 389 / 38514 cilt/ sayfa, 389 / 38516 cilt/ sayfa, 389 / 38519 cilt/ sayfa, 389 / 38521 cilt/ sayfa, 390 / 38522 cilt/ sayfa, 385 / 38052 cilt/ sayfa, 385 / 38053 cilt/ sayfada kayıtlı taşınmazlar ve 104 ada 41 parsel 108 / 10616 cilt/ sayfada kayıtlı taşınmazlarda davalılar arasındaki tasarrufların... 23. İcra Müdürlüğünün ... esas (... 3. İcra Müdürlüğü ... esas) sayılı dosyası kapsamındaki alacak ve ferileriyle sınırlı kalmak kaydıyla iptaline, davacı alacaklıya tasarrufa konu gayrimenkuller üzerinde asıl alacak ve ferileri yönünden işlem yapmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... ve .... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar ..., ... ve .... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazları davalı ...'dan satın alan ve devamında ticari hayatın gereklerine uygun olarak devirleri gerçekleştiren tüm şirketlerin ... ailesine ait ... şirketlerinden olduğunu, ... ailesinin sahip olduğu ... ait şirketleri ile Türkiye turizm sektörünün ilk 10'u içerisindeki öncülerinden olduğunu, ...'in ise yaklaşık olarak 1 milyar doların üzerinde bir varlığ�� yöneten, 6.000 üzerinde çalışana sahip ...'un bir üyesi ve küçük yaştan beri şirket işlerini öğrenen devamında yöneten yöneticilerden olduğunu, taşınmaz satımının tapuda resmi şekilde yapılması zorunlu bir koşul (m.237/2) olduğundan resmi senette bedelin ödendiğinin yazılmasına rağmen bunun aksini yani bedelin ödenmediğini iddia edenin Türk Medeni Kanunu m.6’ya göre bu iddiasını ispat etmek ve bu konuda aynı güçte yazılı kanıt sunma yükü altında olduğunu, davalı-üçüncü kişinin ailesinin davacı alacaklıya bir borcu olmadığından, yani söz konusu aile şirketleri borçlu konumda yer almadığından, bu hususun iptal sebebi olamayacağını, yine davalı-üçüncü kişiler arasındaki organik bağın da tasarrufun iptali davası için ‘kabul sebebi’ olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, organik bağın ancak borçlu ile üçüncü kişi arasında olması halinde değer taşıyacağını, yine ... bağlı ... tarafından yapılan ipotek tesis işleminin ise devir gerçekleşmeden gönderilmiş olan kapora - emlak komisyonu niteliğindeki tutarın güvence altına alınması adına tesis edildiğini, taşınmazlar bitişik nizam olup, aynı gün ... tarafından satın alındığını, üzerindeki harabe niteliğinde bulunan eski otel yıkılıp yerine ... oteli inşa edildiğini, asıl borçlu ... ile müvekkillerin hiçbir organik bağı olmadığını, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan fark olmadığını, davalı-borçlu .... İle davalı üçüncü kişi ... ve ...’nin ortakları arasında yakın hısımlık (İİK. m. 278/III-1) bulunmadığını, davalı-üçüncü kişilerin, davalı-borçlu ile aynı sektörde faaliyet göstermediğini, hangi tarihli, hangi tasarrufun iptal edildiğinin kararda açıkça yazılması gerektiğini, dava konusu yerlerin ticari işletme olmadığını, hiçbir zaman da ... tarafından işletilmediğini, taşınmazın bir kısmı otel bir kısmı devre mülk şeklinde halen ... olarak işletilmekte olduğunu, davalının ... aracılığı ile bu taşınmazın satışı için uzun bir süre çaba gösterdiğini ve bu durumun tasarrufun iptali davasına konu taşınmazların satışından çok önce davacıya bildirildiğini gösterdiğini, davalı ...’nin esasen taşınmaz alıp bu taşınmazı satmak için kurulduğunu, faaliyet alanının da bu olduğunu, davacının “bu satıştan haberdar olmadığını” ileri sürmesinin gerek maillerdeki satışı destekleyen yazışmaları, gerekse 2 yıldan fazla satış ilanında kaldığından hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nın 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nın 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nın 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nın 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davaya konu taşınmazlardan 104 Ada 19 Parsel sayılı taşınmazı satın alan ...'in satış sürecindeki yaşı itibariyle böyle bir taşınmazı 20.030.000,00 TL ödeyerek satın almasının mevcut yaş ve konumuyla örtüşmediği belirtilmişse de, dosya kapsamından, dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkı olmadığı, tapu devir senedinde gösterilen satış bedelinin davalı borçluya ödendiğinin resmi devir senediyle ispatlandığı, taşınmazları devralan 3.kişinin satın alacak maddi durumu olmadığının ispatı halinde dahi, bu durumun davalı 3.kişi ...'in, davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğunu ispata yeterli olmadığı, kaldı ki davalı ...'in dava konusu taşınmaz üzerine inşa edilen otelin sahibi olan diğer devralan davalılar ... şirketlerin ortakları olan ... ve ...'in oğlu olup, taşınmazın oğulları adına satın alınmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca taşınmazlar üzerine 08/04/2011 ve 28/04/2011 tarihlerinde lehine ipotek tesis edilen ...'nin ortakları arasında ...ve ...'in bulunduğu belirtilmişse de, dava konusu taşınmazın devralınmasından önce 08.04.2011 tarihinde lehine ipotek tesis edilen .... tarafından taşınmazların devredilmesine aracılık eden ... Gayrimenkul hesabına arsa önalım kaporası açıklamasıyla 340.000,00 Euro ödeme yapıldığı ve bu ödemeyi teminat altına almak için taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiği görülmektedir. Her ne kadar devralan şirketlerin, davalı 3.kişi Kuantum .. ve ... ile aynı gruba bağlı ve ... ailesince yönetilen şirketler olduğu ticaret sicil kayıtları ile sabit olup, davalılar arasında organik bağ bulunsa da, organik bağ ancak borçlu ile üçüncü kişi arasında olması halinde değer taşır. Ancak bu durumda, üçüncü kişinin, borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olduğu kabul edilebilecektir. Dava konusu taşınmazları borçludan devralan davalı 3. kişi ... ve daha sonra taşınmazların devredildiği diğer davalı 4.kişi şirketlerin davacı alacaklıya bir borcu olmadığından, yani söz konusu aile şirketleri borçlu konumda yer almadığından, taşınmazları devralan davalı-üçüncü kişiler ve üçüncü kişilerden devralan dördüncü kişiler arasındaki organik bağın da iptal sebebi olarak değerlendirilmemesi gerektiği, bunun dışında davalı 3.kişi ..., ... diğer davalı şirketler ile davalı borçlu ...'nin faaliyet alanlarının farklı olduğu, şirketlerin merkez adreslerinin de farklı şehirlerde olduğu anlaşılmış olup, yakın ve tanışık olduğu ya da İİK’nın 280/1. maddesi gereğince borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispat edilememiştir. Öte yandan; İİK'nun 280/3 maddesinde ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; dava konusu taşınmazların üzerinde otel bulunduğu, böylelikle davaya konu tasarrufların İİK'nın 280/3. maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olduğu anlaşılmış ise de; davalı borçlu ... tarafından 07.04.2009 tarihinde dava konusu taşınmazların satışı için ... Gayrimenkul ile sözleşme yapıldığı, ... aracılığıyla ilan verildiği, ... aracılığıyla taşınmazların satışı konusunda ilanlar yapıldığı ve bu ilanların 2 yıl süreyle kaldığı, dosya kapsamında bulunan mail yazışmalarında ... taşınmazlarla ilgili değerlendirmelerine ilişkin belgelerin davacı banka temsilcilerine ulaştırıldığı ve bununla ilgili konuşmaların bulunduğu, böylece iptal davasını açan davacı alacaklıya keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin ispatlandığı ve bu durumda İİK'nın 280/3. maddesindeki gerekli şartların yerine getirilerek karinenin bertaraf edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı yorum ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

VI. KARAR Yukarıda açılanan sebeplerle davalılar ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ve ...'ye verilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'ye iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5d4fa5eb475dfc85 697370ffbbd9e68a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı