Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/8009 E., 2025/12804 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/8009 E., 2025/12804 K. (18.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8009
Karar No
2025/12804
Karar Tarihi
18.09.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/8009 E. , 2025/12804 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/1725 E., 2021/1861 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'in 02.10.2017 tarihinde Artvin Şavşat karayolunun 20. kilometresinde dağ yamacından kopan kaya parçalarının, yolcusu olduğu aracın üzerine düşmesi neticesinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, olayın meydana gelmesinde ...'nün yolun bakımı ve emniyetli kullanımını sağlamadığı için asli kusurlu olduğunu, bu nedenle murisin eşi ... ve çocukları ..., ... ve ...'in maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı eş ... için 1.000,00 TL maddi (destekten yoksun kalma) tazminat ile her bir davacı için 100.000,00'er TL olmak üzere 400.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 12.04.2021 tarihli dilekçesi ile davacı eş yönünden toplam 288.227,65 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının olay yerinde gerekli önlemleri aldığını, yolun ve havanın durumuna uygun kullanmayan araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, dava konusu münferit olay öngörülemeyecek ve önlenemeyecek nitelikte bir mücbir sebepten vaki olduğu için idareye atfedilmeye çalışılan kusurun kabulünün mümkün olmadığını, kaza ile dava konusu olay arasında illiyet bağının bulunmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminin de yasal dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, davacılardan ... için 288.227,65 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın, diğer davacılar ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın 02.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin dosya kapsamındaki itiraz ve savunmalarını yeterince incelemediğini, ...'nda ...'ın sevk ve idaresinde olan araç ile ... istikametinde seyir halinde iken yağışlı hava sonucu dağ yamacından kopan kaya parçasının tam da aracın geçişi esnasında üzerine düşmesi sonucu, araç içerisinde bulunan ..., ... ve ...'ın vefat ettiğini,...’in ise yaralandığını, olayın vuku bulduğu yerde önce ve sonra davalı idarece gerekli olan tüm trafik işaretlemelerinin yapıldığını, olayın vukuunda aracını; yolun ve havanın durumuna uygun kullanmayan araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu, işbu münferit olay öngörülemeyecek ve önlenemeyecek nitelikte bir mücbir sebepten vaki olduğu için idareye izafe edilen kusuru kabul etmediklerini, kazanın meydana geldiği yol güzergâhını kullanacak sürücüleri ikaz etmek ve trafik güvenliği can ve mal emniyetini sağlayabilmek için arazi üzerinde gerekli her türlü yatay ve düşey trafik işaretlerinin mevcut olduğunu, olay mahallinin 500 m gerisinde ve olay yerinin 300 mt Artvin tarafında... yönünde “Gevşek Şev” işaret levhaları ile düşey işaretlemeler yapıldığını ve tehlike uyarı işaret levhalarının arazi üzerinde bulunduğunu, bu gibi durumlarda yolda seyreden araçların yapılmış olan trafik işaretlemelerine uymaları, yolda araç kullanırken temkinli ve tedbirli seyretmeleri gerektiğini, davalı idarenin herhangi bir kusuru bulunmadığını, olay tarihinde yolun yüzeyinin ıslak olduğunu, araç sürücüsünün görüşüne engel bir hususun olmadığını ve yol boyunca gerekli trafik uyarı levhalarının da bulunduğunu, araç sürücüsünün yolun durumuna ve trafik uyarı levhalarına uymadan, tedbirsiz ve dikkatsiz seyir halinde olduğunu, kabul sayılmamak kaydı ile kaza ile idarenin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, aynı kazada ölen araç sürücüsünün imam nikahlı eşi tarafından davalı idare aleyhine açılan ve derdest olan tazminat davasının yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda davalı idarenin olayda kusursuz olduğu, kazanın mücbir sebepten meydana geldiğinin belirtildiğini, belirlenen tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının gerçek zararı hesaplanırken mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi amacı ile dava konusu olay nedeniyle varsa sigorta şirketinden aldığı sigorta bedelinin de düşülmesi gerektiğini, bu bağlamda davacının aracının hangi sigorta şirketinden sigortalı olduğunu bildirmesi ve sigorta şirketine işbu davanın ihbar edilmesine karar verilmesini talep ettikleri halde bu yönde bir araştırma yapılmadığını, faiz başlangıç tarihinin olay tarihi olarak belirtilmesinin hatalı olduğunu, davalı idarenin temerrüde düşürülmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılar iadesine, 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı