Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/706 E., 2025/7308 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/706 E., 2025/7308 K. (07.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/706
Karar No
2025/7308
Karar Tarihi
07.05.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/706 E. , 2025/7308 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2020/103 E. 2022/461 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... ..., ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile; motosiklet sürücüsü davacı ... ile davalı ... ...'nun sürücü, davalı ... Şirketinin işleten ve davalı ... şirketine sigortalı aracın 27.04.2012 tarihinde yaptığı kaza neticesinde müvekkilinin malul kalması nedeni ile tedavi gördüğü, iş ve gücünden mahrum kaldığı, davacı eşi ... ve kendisinin manen acı çektiklerini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için iş göremezlik ve çalışamama için 5.000,00 TL, meslekte kazanma güç kaybı nedeni ile 10.000,00 TL, ... tarafından karşılanmayan tedavi giderleri bakımından ( yol bakıcı, tedavi, iyileştirme) 2.000,00 TL, kaza nedeni ile kullanılamaz hale gelen motosikleti için 1.000,00 TL hasar bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, felç ve bakıma muhtaç halen gelen davacı ... için 100.000,00 TL, manen acı çeken ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç diğer davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 18.05.2015 tarihli dilekçe ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 18.000,00 TL maddi tazminat miktarını 29.344,28 TL olarak ıslah ederek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 08.06.2023 tarihli dilekçe ile geçici iş göremezlik tazminatını 13.033,57 TL, sürekli iş göremezlik tazminatını 142.152,91 TL olarak artırdığını, 883,50 TL tedavi gideri, 824,20 TL iyileştirme gideri, 900,00 TL bakım gideri, 1.372,50 TL yol gideri, 2.100,00 TL hasar bedeli olmak üzere toplam 161.266,68 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; kusur durumuna itiraz ettiklerini, maluliyetin Adli Tıp Kurumundan alınacak bir rapor ile belirlenmesini, sağlık hizmet bedellerinden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, davacının gelirinin araştırılması gerektiğini, davacının sigortalı olduğu kurumdan ödeme alıp almadığının belirlenmesini, kaza tarihinden itibaren faiz talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., .... vekili cevap dilekçesinde; kusur oranını kabul etmediklerini, taleplerin fahiş olduğunu, davanın aracın kasko şirketine ihbarını talep ettiklerini, uğranıldığı belirtilen kazanç kayıplarının belirtildiği şekilde olmadığını, fiziki zararı kabul etmediklerini, davacıya yapılmış bir ödemenin olup olmadığının belirlenmesini, davacıların taleplerinin kesiştiğini, birlikte hükme bağlanmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.10.2015 tarihli ve 2012/502 Esas, 2015/459 Karar sayılı kararıyla; davacının 27.04.2012 tarihli kazada malul kalması nedeni ile maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan kusur ve maluliyet raporları dikkate alınarak, hesap raporu alındığı ve davacının alabileceği maddi tazminat miktarının belirlendiği, %75 kusur oranı, %6,3 maluliyet oranı dikkate alınarak alınan aktüerya raporu uyarınca davacı vekilinin taleplerini ıslah ettiği, söz konusu kaza nedeni ile malul kalan davacı ... lehine 12.500,00 TL manevi tazminat takdiri gerektiği, davacı ... lehine manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, davalı ... bakımından davanın husumetten reddi gerektiği gerekçesi ile davacı ...'in davasının reddine, davalı SGK aleyhine açılan davanın reddine, davacı ...'in diğer davalılar aleyhine açmış olduğu maddi tazminat davasının kabulü ile 29.344.28 TL alacağın davalılardan (davalı ... açısından poliçede yazılı miktar ile sınırlı olarak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'e ödenmesine, ödenen 10.000 TL'nin infaz aşamasında alacaktan düşülmesine, davacı ...'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 12.500 TL manevi tazminat alacağının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... 'den alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.04.2019 tarihli ve 2016/8149 Esas, 2019/3985 Karar sayılı ilamıyla; "Somut olaya gelince, davacı ...'in, geçirdiği trafik kazası sonucu dosya kapsamında yer alan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan maluliyet raporuna göre sürekli çalışma gücü kaybına neden olacak nitelikte yaralandığı anlaşılmaktadır. Yine dosya içerisinde yer alan kusur raporuna göre davalı ...'in %75 kusurlu olarak belirlendiği, anlaşıldığından davacı ... lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilinen gelir üzerinden %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmak suretiyle hesaplama yapılmaksızın, davacının bilinen geliri ile ay olarak belirlenen bakiye yaşam süresinin çarpılması suretiyle hesaplama yapılmıştır. Tazminat hesaplanırken rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın bilinen veriler nazara alınarak ve iskontoya tabi tutulmadan somut olarak, rapor tanzim tarihinden sonraki zarar da bilinen son gelir nazara alınıp 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle hesaplanmalıdır (YHGK., 28.06.1995 tarih, 1994/9-628 Esas, 1995/694 Karar).Hesap bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporlar hüküm kurmaya elverişli bulunmamakta olup, eksik inceleme ile karar verilemez. Mahkemece açıklanan hususlar doğrultusunda hesap bilirkişisinden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir. 4-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre; davacılar vekilinin, vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin 30.09.2021 tarihli kararında davanın ticari dava olması nedeni ile görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesi ile dosyanın Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli kararı ile görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine mahkemece yargılamaya devam edildiği, davacı vekilinin temyizi sonrasında davacılardan İbrahim lehine manevi tazminat alacağı ve SGK aleyhine açılan davalar onanmış olmakla kesinleştiği, bu nedenle bu iki talep hakkında hüküm kurulmadığı, bozma öncesi davacı ... yönünden manevi tazminatın reddine karar verilmiş ise de bozma kararı ile hükmedilmesi gerektiği, olayın oluş şekli, sosyal ve ekonomik durum gibi faktörlerin değerlendirilmesi ile davacı ... bakımından 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verildiği, bozma ilamında belirtilen gerekler dikkate alınarak ek rapor alındığı, davacının 13.033,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 6.534,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 6.080,20 TL diğer alacakları olmak üzere toplam alacağın bozma ilamından önceki 29.344,00 TL'nin altında kaldığı, bozmadan önceki hükmü sadece davacı vekilinin temyiz ettiği ve kazanılmış hak gereği bozmadan önceki hükümden daha azına karar verilemeyeceği, ek rapor tarihi itibari ile hesaplama yapılamayacağı, bozma ilamındaki gerekler dikkate alınmak suretiyle ilk bilirkişi rapor tarihi baz alınarak yapılan hesaplamanın dikkate alınacağı gerekçesi ile davacı ... tarafından davalı SGK hakkında açılan dava kesinleşmiş olduğundan ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... tarafından davalılar ... ve .... hakkında açılan manevi tazminat davası kesinleşmiş olduğundan ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... tarafından davalılar ... ve .... hakkında açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın 27.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, davacı ... tarafından davalılar ... ve .... ve .... hakkında açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne kısmen reddine, 29.344 TL 'nin davalılardan (davalı ... yönünden sigorta limiti ile sınırlı olmak ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) 27.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, yargılama aşamasında ödenen 10.000 TL'nin infaz aşamasında alacaktan düşülmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; asgari ücretin kamu düzeninden olduğu, güncel asgari ücretin dikkate alınmadığı, davalılar lehine hatalı vekalet ücretine hükmedildiği, davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığı, iki kere ıslah yapılamayacağı, davacı ...'in kalıcı hasarı olmadığı, manevi tazminat miktarının hatalı olduğu, talep edilen hususların dışına çıkıldığı, yapılan ödemelerin dikkate alınmadığı, zararın karşılandığı gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı ... bakımından da kendileri açısından kararın kesinleşmiş olmasına rağmen, bu bakımdan karar verilmediği gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın, motosiklet kullanan davacıya 27.04.2012 tarihinde çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri, yol gideri, bakıcı gideri, iyileştirme bedeli, hasar bedeli ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. Değerlendirme ve Gerekçe 1-Davacılar, davalı ... Kurumundan sadece maddi tazminat yönünden talepte bulunmuş, manevi tazminat yönünden davalı ... Kurumundan talepte bulunmamış olması nedeni ile davalı ... Kurumunun temyiz talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. 2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına, taleplerin zamanaşımına uğramamış olmasına, Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Dairesinden alınan maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olmasına, dava dilekçesindeki talepler hakkında karar verilmiş olmasına, manevi tazminat miktarlarının yeterli olmasına göre davacılar vekili ve davalı ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 3- Davacılar vekili ve davalı ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, ... Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ..., ... Üniversitesi ve ... Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. Bu itibarla; karara esas alınan tazminat hesaplamasında, TRH 2010 Tablosu'nun kullanılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olmakla birlikte, davacı vekilinin dava dilekçesinde PMF 1931 Tablosu'nun kullanılması gerektiğine ilişkin talebi nedeniyle, tazminat hesabında PMF 1931 Tablosu'nun (TRH 2010 Tablosu'ndan daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı kabulü gereği) kullanılması gerekli görülmüştür. Davacının hak kazanabileceği tazminatın hesaplanması için alınan 12.01.2023 tarihli ek raporda; seçenekli hesaplama yapılmış ve güncel veriler esas alınarak yapılan hesaplamada 01.06.2015 tarihli ZMSS Genel Şartları dahilinde, TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmıştır. Ancak bozmadan önce alınan 25.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosu kullanılarak hesaplama yapılmış ve davacı ...'in alabileceği tazminat miktarı belirlenmiş, davacı vekili tarafından söz konusu rapor dikkate alınarak talepler artırılmıştır. Karar her ne kadar davacı vekili tarafından temyiz edilmişse de hesaplama yöntemi (esas alınan yaşam tablosu yönünden) temyize konu edilmemiş olup, PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplama davacının kabulündedir. Davacı vekilinin kabulü karşısında, hesaplamada PMF 1931 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi (davalı lehine olacak biçimde daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı vekilinin kabulü ile bağlı kalınması gerektiğinden), % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bunun yanında hesaplama yapılırken mahkeme tarafından hükme esas alınan raporda karar tarihine en yakın asgari ücret tutarları kullanılmayarak tazminat hesabı yapılmış, bozma kararı öncesinde alınan 25.03.2015 tarihli rapordaki ücret verileri kullanılarak yapılan hesaplamaya itibar edilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Güncel veriler ve davacının bilinen ücretleri esas alınarak ve davalılar tarafından yapılan tüm ödemelerin de tenzili ile PMF 1931 Mortalite Tablosu kullanılarak bakiye yaşam süresinin belirlenmesi, progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. 4. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi hükmüne göre "müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." Bunun yanında Tarife'nin 13/2 maddesi hükümüne göre "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." Somut olayda, davalılar yönünden davanın red sebebi ortak olduğundan kendini vekille temsil ettiren davalılar lehine, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT.'nin 3/2. maddesi de dikkate alınarak tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, ayrıca tarifenin 13/2 maddesi uyarınca davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçecek şekilde davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.

VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekili ve davalı ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekili ve davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4. Değerlendirme bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılar ve davalılar ..., ... iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 97d0c7709a67e7e7 fb5d96935471fd3c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı