Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/5094 E., 2025/1719 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/5094 E., 2025/1719 K. (02.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5094
Karar No
2025/1719
Karar Tarihi
02.04.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

4. Hukuk Dairesi 2024/5094 E. , 2025/1719 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/619 E- 2023/513 K HÜKÜM/KARAR : Reddine Mahkeme kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 04.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ... geldi. Davalı ... için Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... mirasçılarından ... ve davalı ... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Asil ... ile asil ... ile taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.02.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dosya borçlusu ...'ün, ... 52. Noterliği'nin 14.03.2011 tarih ve 06102 yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yüklenmiş ve tamamlamış olduğu binadan kendisine isabet eden daireleri davacının alacağının tahsilini önlemek amacıyla diğer davalılara satmış olduğunu, taşınmazların tapudaki satış bedeli ile gerçek bedeli arasında fahiş fark bulunduğunu belirterek davalılar arasındaki satış işleminin iptali ile söz konusu taşınmazlar üzerinde davacı tarafın cebri icra yapabilme yetkisinin tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; müteahhidin edimini ifa etmediğini, tabi olarak lehine bir hak da doğmadığını, tapu kayıtlarından da anlaşılacağı üzere daire satın alanları hiçbirisinin doğrudan müteahhit ile hukuki bir işlem yapmadıklarını, müvekkillerinin geçmişte birbirini tanımadıklarını, dava konusu dairelerin de birbirinden farklı tarihlerde satın alındığını, hali hazırda dairelerin davalıların bizzat kendileri tarafından kullanılmakta olduğunu, dava konusu dairelerin senedin vadesinden aylar sonra davalılar tarafından satın alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI VE YARGILAMA SÜRECİ 1-Mahkemenin 22.12.2015 gün, 2014/346 E- 2015/532 K sayılı kararı ile dava konusu gayrımenkullerin düşük bedel ile devredildiği, iyi niyetli olmalarının önemi olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir 2- Karar aleyhine davalılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. 3- Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06.03.2019 gün, 2016/3553 E- 2019/2545 K sayılı ilamı ile "Dava konusu gayrımenkulleri satın alan bir kısım davalılar vekilinin savunmaları gözönünde bulundurularak dava konusu gayrımenkulleri satın aldıkları tarihten sonra gayrımenkullerin kendileri tarafından tamamlandığı yönündeki iddialarına ilişkin delillerin de toplanıp, satın alındığı tarih itibari ile inşaatın durumuna göre gayrımenkullerin satış tarihindeki gerçek değerlerinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. 4- İlk derece mahkemesince 19.10.2023 gün, 2019/619 E- 2023/513 K sayılı ilamı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde " davalılar arasında yakınlık ilişkisinin bulunmadığı, borçlu ...'ün icra dosyalarını bildikleri ya da bilebilecek durumlarına dair herhangi objektif bir bulgunun da elde edilemediği, inşaat halinde bedellerin daha düşük olacağı da nazara alındığı davalıların ekonomik durumlarının taşınmazları satın almaya yettiği ve bedelin çok altında satışının inşaat halinde iken mümkün olabileceği, taşınmazın kısa süre içerisinde devir edilmeden davalılarca kullanılmaya devam edilmesi gibi hususlar ve ayrıca senetteki alacağın gerçekten var olup olmadığının elden ödenip ödenmediğinin tespiti olmadığı için şüpheli olması da nazara alındığında; davalıların iradelerinin mal kaçırmak amacıyla taşınmazın satış işlemini gerçekleştirmedikleri," gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamına uyulmadığını, bozma ilamı öncesi verilen karar ile usulü müktesap hak doğduğunu, davalıların ne miktar ödeme yaptıklarını ispat edemediklerini, hatalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığını, davalıların somut delil ibraz edemediğini, takibin kambiyo senedine dayalı takip olup illetten mücerret olduğunu, bilirkişi raporunda alacağın gerçek olup olmadığının herhangi bir temele dayanmayan değerlendirmeler olduğunu beyan ederek kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. C. Değerlendirme Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığına ve dava konusu 4 nolu bağımsız bölüm 22.12.2011 tarihinde davalı ... ve ...'ya, 7 nolu bağımsız bölüm yine 22.12.2011 tarihinde davalı ...'ya satıldığı, 14.04.2014 tarihli haciz tutanağının İİK madde 105 kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğundan İİK'nın 278/2.maddesine göre geriye doğru iki yıllık süre dolduğu, bu halde bu davalılar yönünden bedel farkı gerekçesi ile tasarrufun iptaline imkan bulunmadığı, anılan davalıların borçlunun yakını olduğu yada borçlunun mali durumunu bildiği ispat edilmediğinden bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi sonuç itibari ile yerinde bulunmasına göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir . 2.Dava konusu 6 nolu bağımsız bölüm 08.05.2012 tarihinde davalı ...'a, 11 nolu bağımsız bölüm 16.04.2012 tarihinde davalı ...'e satılmıştır. Davalılar dava konusu gayrımenkulleri inşaat aşamasında satın aldıklarını, bir çok eksikliği de kendilerinin tamamladığını bu sebeple düşük bedel ile satın almalarının da hayatın olağan akışına uygun olduğunu iddia etmişlerdir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06.03.2019 gün, 2016/3553 E- 2019/2545 K sayılı ilamı ile dava konusu gayrımenkulleri satın alan bir kısım davalılar vekilinin savunmalarında dava konusu gayrımenkulleri satın aldıkları tarihten sonra gayrımenkullerin kendileri tarafından tamamlandığı yönündeki iddiaları olduğundan buna ilişkin delillerin de toplanıp, satın alındığı tarih itibari ile inşaatın durumuna göre gayrımenkullerin satış tarihindeki gerçek değerlerinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen, bozma gereğince araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak, bu satışlar yönünden ivazlar arasında önemli oransızlık olduğunun saptanması halinde her iki tasarrufunda İİK'nın 278/3-2. maddesi gereğince iptaline aksi halde davalılar ... ve ...'ın borçlunun yakını ya da mali durumunu bilen şahıslar olduğu ispatlanamadığından bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir. Öte yandan, dava konularından 14 nolu bağımsız bölüm, borçlu tarafından önce eşi ...'e, o da ...'e devretmiştir. Dosya içerisindeki bilgilere göre, davalı ...'ün davalı borçlunun eşi olduğu ve mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğundan onun yönünden tasarrufun İİK'nın 280/1maddesi gereğince iptali ile bu satışta davalı ... dördüncü kişi konumunda olup ...'in kötü niyeti ispat edilemediğine göre İİK'nun 283/2. maddesi gereğince davalı ...'ün taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki değeri üzerinden tazminatla sorumlu tutulması gerekirken yazılı olduğu gerekçeler ile reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde yer alan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bendinde yer alan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA; 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 04.02.2025 tarihinde oybirlliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9aabc9dbfba3de84 a80dc00330232917

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı