4. Hukuk Dairesi 2024/2095 E. , 2025/8538 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2023/795 D.İş, 2023/795 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 28.02.2023 tarihli ve 32118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu Maddesinin On İkinci ve On Beşinci Fıkralarında Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ gereğince, tebliğin yürürlüğe girdiği 28.02.2023 tarihinden itibaren verilen itiraz hakem heyeti kararları bakımından geçerli olmak üzere; tebliğin 2. maddesi “...Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen hakem kararları için temyize gidilebilir...” şeklinde düzenlenmiştir. Belirsiz alacak olarak açılan davada Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından alınan 21.09.2023 tarihli hesap raporunda davacının zararı 266.349,35 TL olarak belirlenmiş, davacı vekili talebini 25.09.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle 237.000,00 TL'ye yükseltmiş ise de bilirkişi tarafından belirlenen ihtilaflı tutarın kesinlik sınırı üzerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.12.2021 tarihinde davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı ve davacının yolcu konumunda olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacı yolcunun yaralanarak %5 oranında malul kaldığını, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalıya yapılan başvuru üzerine 19.12.2022 tarihinde 121.767,00 TL ödeme yapıldığını, ancak yapılan bu ödemenin eksik olduğunu, bakiye tazminatın ödenmesi amacıyla davalıya 19.01.2023 tarihinde yapılan başvuruya cevap verilmediğini belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 25.09.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 237.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru öncesi %5 maluliyet oranı ve tam kusur üzerinden yapılan tazminat hesabında davacının zararının 152.203,37 TL olarak hesaplandığını, bu tutardan %20 müterafik kusur indirimi yapılarak belirlenen 120.174,01 TL'nin 19.12.2022 tarihinde ibraname mukabilinde davacıya ödenerek poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, teminat limitinin 430.000,00 TL olduğunu, başvurunun usulden reddi gerektiğini, zira sunulması zorunlu belgelerin sunulmadığını, sunulan maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, zira skarın vücut yüz ölçümünde kapladığı alanın yönetmelikte belirlenen %1'lik orandan az olduğunu, ön koltukta oturan davacının yüz bölgesinden yaralanması nedeniyle emniyet kemeri takmadığının aşikar olduğunu, bu nedenle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, sigortalı aracın kullanım amacı hususi olup avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya sunulan maluliyet raporundaki %5 oran üzerinden hesap raporu alınmasına karar verildiği, emniyet kemerinin takılı olup olmadığı yönünde dosyada belge bulunmadığı, sigorta şirketi her ne kadar ibraname ile ödeme yaptığını belirtmiş ise de ibranamenin iptaline ilişkin 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği, yapılan ödeme ile gerçek zarar arasında fahiş fark bulunduğu nazara alınarak bakiye zararın karşılanması gerektiği, hesap raporunda maluliyet zararının 266.349,35 TL olarak belirlendiği, ancak ıslah edilen talep ile bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, davalıya yapılan başvurunun ulaştığı 19.01.2023 tarihinden 8 iş günü hitamında ödeme yapılmadığı, davalının 01.02.2023 tarihinde temerrüte düştüğü gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 237.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 01.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun usulüne uygun olduğu, başvuruya sunulan raporun iki adli tıp uzmanı ve bir cildiye uzmanınca düzenlendiği, raporda yapılan tespitlere göre skarın kapsadığı alanın 1.75 cm2 olduğu, kaza tarihinde geçerli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinde vücut yüzeyinin %1-9'unu kaplayan hipertrofik skar ve keloid nedeniyle %5 engel oranı verilmesi gerektiğinin belirtildiği, skar nedeniyle maluliyet için ortalama bir insanın vücut yüzey alanının %1'ini (180 cm2) geçmesi gerektiği, tespit edilen 1.75 cm2'lik skar dokusunun 180 cm2'yi geçmediği, anılan yönetmelik kapsamında sekel olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla başvuranın yönetmelik gereği maluliyetinin bulunmadığı, bu nedenle başvurunun reddi gerektiği, bu nedenle diğer itirazların incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak başvurunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; herhangi bir bilirkişi raporu alınmadan sadece uzman heyet imzası olmadığı gerekçesiyle ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan raporun uzman hekimlerce geçerli yönetmelik uyarınca muayene yapılarak hazırlandığını, sunulan raporun hükme esas alınması gerektiğini, raporu hazırlayan heyette deri ve zührevi hastalıklar ve ... uzmanının da yer aldığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 13.12.2021 tarihinde davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirleme için ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak ... heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Dosyanın incelenmesinde; başvuruya sunulan maluliyete ilişkin ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca bir deri ve zührevi hastalıklar uzmanı ve iki adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen 11.08.2022 tarihli sağlık kurulu raporunda "yüzde kesi ve yüzde sabit iz" tanısıyla "hipertrofik skar ve keloid" nedeniyle sürekli iş göremezlik oranı %5 olarak belirlenmiş, bu rapor ve davalıya iletilen ve dosya kapsamındaki fotoğraflar esas alınarak davalı yanca yapılan ödemenin yetersiz olduğu ileri sürülerek yapılan eldeki başvuruda Uyuşmazlık Hakem Heyetince bakiye zararın davalı yanca tazminine karar verilmiş; davalı vekilince Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı itiraz edilmesi üzerine ise İtiraz Hakem Heyetince skar dokusunun kapladığı alan itibariyle yönetmelik gereği maluliyetin bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hâkimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Anılan Kanun’un 281. maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanmasını veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği, ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabileceği belirtilmiştir. Bilirkişi, raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Dosya kapsamından; davaya konu uyuşmazlığın çözümlenmesi teknik bilgi ve uzmanlık gerektirmektedir. Ancak İtiraz Hakem Heyetince davacının yüzünde oluşan yara izlerinin niteliği, yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığı, kapladığı alan itibariyle yönetmelikte belirlenen kriterleri karşılama hususunda tereddüt hasıl olması halinde yeni bir maluliyet raporu alınmadan, skar dokusunun kapladığı alan itibariyla yönetmelik gereği maluliyet bulunmadığı sonucuna varılarak hüküm kurulduğu, böylece maluliyet durumunun İtiraz Hakem Heyetince belirlendiği anlaşılmaktadır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının yüzünde oluşan yara nedbesinin yüzde sabit iz, (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine uygun olarak davacının ikametine en yakın ve dosyada mevcut raporu düzenleyen üniversite hastanesi dışındaki içerisinde plastik cerrahi/deri hastalıkları uzmanlarının da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 589be695cee1bbd6 c9f890c02d81672c