4. Hukuk Dairesi 2024/15005 E. , 2025/4114 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/298 E., 2024/225 K. Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı yüklenici müvekkili ile davalıların da üyesi olduğu borçlu ... arasında düzenlenen inşaat (eser) sözleşmesinden kaynaklanan kesin hesap alacağının tahsili amacıyla Ankara Asliye 13. Ticaret Mahkemesinin 2011/348 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı yüklenicinin iş sahibi kooperatiften 162.873,85 TL iş bedeli ve 140,36 TL teminat konusu alacağının bulunduğunun saptandığını ve müvekkilinin alacaklı olduğunun kesinleştiğini, mahkeme kararının Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5221 sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, borçlunun adresinde yapılan hacizde alacağa ve ferilere yeter miktarda haczi kabil mal bulunmadığını, borçlu kooperatifin yargılama devam ederken adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazdaki daireleri mal kaçırmak amacıyla kooperatif üyesi ve yönetim kurulunda görev alan ve kooperatifin arsa payları dışında mal varlığı olmadığını bilen diğer davalı 3. kişilere devrettiğini, İİK'nm 278 ve 280. maddeleri gereğince tasarrufun iptali koşullarının oluştuğunu belirterek, davalılar arasındaki devir işlemlerinin mal kaçırma amacına yönelik olması nedeniyle davalı kooperatif ile diğer davalılar arasında taşınmazların devrine yönelik tasarruflarının ÎÎK'nın 277, 278 ve 280. maddeleri gereğince iptaline karar verilmesini talep dava etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri , davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.07.2016 tarihli ve 2013/297 Esas, 2016/361 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.12.2019 tarihli ve 2017/1342 Esas, 2019/11395 Karar sayılı ilamı ile; "... 1-Dava İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. ÎÎK.nun 284. maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması öngörülmüştür. Söz konusu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen nazara alınması gerekir. Somut olayda, davalılar ..., ..., ... ve ... ve ...'e dava konusu taşınmazlar ferdileşme yolu ile 22.04.2008 tarihinde tescil edilmiş olup, dava 03.07.2013 tarihinde açılmıştır. Bu durumda mahkemece sözü edilen davalılar yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerekirken; alacağın tasarruf tarihinden önce kesinleşmemiş olması, 02.08.2012 tarihinde düzenlenen haciz tutanağının da tapu kayıtları ve ferdileştirme işlemleri nazara alındığında aciz vesikası hükmünde olmadığı ve davalıların 3.şahıs olmadıkları, uyuşmazlık öncesinden başlamak üzere kooperatifin doğal üyesi ve hak sahipleri oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de; sonuç itibarı ile davanın reddine dair verilen karar isabetli olup, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmemiştir. 2-Davalı ... 'e devredilen taşınmaz yönünden yapılan incelemede; İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (ÎÎK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise ÎÎK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle IİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza ÎÎK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda, davalı ...'e devredilen taşınmaz yönünden mahkemece; alacağın tasarruf tarihinden önce kesinleşmemiş olması, 02.08.2012 tarihinde düzenlenen haciz tutanağının da tapu kayıtları ve ferdileştirme işlemleri nazara alındığında aciz vesikası hükmünde olmadığı ve davalıların 3.şahıs olmadıkları, uyuşmazlık öncesinden başlamak üzere kooperatifin doğal üyesi ve hak sahipleri oldukları, davalıların herhangi bir mal kaçırma kasıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının 16.12.1996 tarihli sözleşmeden doğduğu, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, alacağın gerçek olduğu, 31.07.2012 ve 02.08.2012 tarihlerinde düzenlenen haciz tutanaklarında kooperatifin haczi kabil malvarlığının bulunmadığını belirten haciz tutanaklarının İİK'nun 105. maddesi anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğu, her ne kadar kooperatife ait haciz konulan dairelerin varlığı belirtilmişse de yapılan cebri satışların ihalenin feshi davasıyla feshedildiği, iptali istenen tasarrufun ise (davalı ... îren'e devredilen taşınmaz yönünden) takip konusu alacaktan sonra 28/07/2008 tarihinde yapıldığı ve davanın beş yıllık hakdüşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından dava ön koşulları gerçekleşmiştir. Davalı 3. kişi ...; davalı borçlu kooperatifin üyesi olup borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşıldığından eldeki davanın ÎİK'nin 280/1 madde gereğince kabulü ile dava konusu tasarrufun(davalı ... Îren'e devredilen taşınmaz yönünden) davacının alacak ve fer'ileriyle iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçesi ile karar bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme 10.11.2022 tarih 2022/209 Esas 2022/368 kararı ile; ÎÎK.nun 284. maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması öngörüldüğünden, somut olayda, davalılar ..., ..., ... ve ... ve ...'e dava konusu taşınmazlar ferdileşme yolu ile 22.04.2008 tarihinde tescil edilmiş olup, dava 03.07.2013 tarihinde açıldığından, anılan davalılar yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı kooperatif üyesi ...'e tapuda devirlerin yapıldığının sabit olması, taşınmazın satışının davalı ... kooperatifin üyesi olup borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle davalı ... yönünden davanın kabulü ile, davalı ...'e devredilen taşınmaz olan Ankara ili ... ilçesi ... mahallesinde kain 66 ada 1 parselde bulunan 5. Blok 2. Kat 6 no'lu bağımsız bölümün davalıya satışına ilişkin tasarrufun davacının Ankara 15. İcra müdürlüğünün 2012/5221 esas sayılı dosyasındaki takibe konu asıl alacak ve ferilerine yetecek miktarda iptaline karar verilmiştir. Karar davacı vekili, davalılar ... ve borçlu kooperatif vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 27.03.2023 tarih 2023/2933 Esas, 2023/4434 Karar sayılı ilamı ile , "...1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davalı 3. kişi ...'in; davalı borçlu kooperatifin üyesi olup borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşılmakla; davalı Kooperatif ve ... vekilinin tüm, davacı vekilinin değerlendirme bölümünün (4) numaralı bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin ilk kararın; davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine davalılar ..., ..., ... ve ... ve ...'e davalı kooperatif tarafından ferdileşme yoluyla devredilen taşınmazlar yönünden verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.12.2019 tarihli ve 2017/1342 Esas, 2019/11395 Karar sayılı ilamı ile onanmış olup, daha sonra davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine de karar düzeltme talebinin reddi ile kesinleşmiştir. Bu durumda mahkemece belirtilen davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yeniden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 3.Davacının tasarrufun iptali davalarındaki amacı, yaptığı icra takibi nedeniyle alacağını tahsil edebilmek için yapılan taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun kendisi yönünden geçersizliğini sağlamak olup, davacının bu hakkı ayni değil şahsi sonuç doğurur. Davada tasarrufun iptali sebeplerinin olması halinde dava konusu taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisine karar verilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde kooperatif tarafından davalı 3.kişi ...'e yapılan ferdileştirmeye ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya icra takibine konu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken kararda yalnızca tasarrufun iptaline karar verilmesi doğru değildir. 4.İİK 282. madde kapsamında borçlu ile lehine tasarrufta bulunulan davalı arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Eldeki somut olayda, haklarındaki dava kabul edilen davalı borçlu kooperatif ile 3. kişi ... arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Bu halde yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilirken davalı borçlu kooperatif ile 3. kişi ...'in müşterek müteselsil sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yalnızca davalı ... aleyhine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. 5.Dava konusu edilen taşınmazın Yenimahalle İlçesinden, Çankaya İlçesine taşınmasına rağmen, hükümde Yenimahalle olarak yazıldığı belirtilmişse de, bu husus mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiş ve bozma nedeni yapılmamıştır.... gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davanın reddine dair verilen kararının Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğinden, dava hakkında yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili ...'in kooperatifin başından beri doğal üyesi olduğunu, mal kaçırma amacının olmadığını, kooperatifin kuruluş amacına uygun olarak ferdileşme sonucu tapusunu aldığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, anlaşılmakla; davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılar ... ve ...'e yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4c6ac8977a9b427d 7a971c72c8da8035