Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/14851 E., 2025/2557 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/14851 E., 2025/2557 K. (17.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14851
Karar No
2025/2557
Karar Tarihi
17.02.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/14851 E. , 2025/2557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/1487 D.İş, 2024/1475 K. SAYISI : KIT/2024-1941 SAYISI : K-2021/15686 İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.02.2020 tarihinde davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında motosiklet sürücüsü olan davacının yaralanarak malul kaldığını, maluliyetin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %18,2 olarak belirlendiğini, bu maluliyet oranı üzerinden ve TRH 2010 Yaşam Tablosu-progresif rant tekniği ile hesaplama yapılması gerektiğini belirterek belirsiz alacak olarak 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş; 17.08.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 226.116,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizle hesaplama yapılması gerektiğini, başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması, koruyucu ekipman takılı değilse %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin teminat kapsamında bulunmadığını, davacının avans faizi isteminin haksız olduğunu, temerrüdün oluşmadığını, Sosyal Güvenik Kurumu'ndan (SGK) rücu şartlarının sorgulanması, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek başvurunun reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile %18 oranında maluliyet oluştuğunun kabulü ile TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılan hesaplama ve belirli hale getirme dilekçesi doğrultusunda başvurunun kabulü ile 226.116,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 26.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince; itirazın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 08.05.2023 tarihli ve 2022/653 Esas, 2023/6086 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; "somut olayda; alt ekstremiteye ilişkin de yaralanma mevcut olup kazanın meydana geldiği 13.12.2020 tarihi ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği 19.04.2021 tarihi arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Alan Kılavuzu’na göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre, davalının kazanılmış hakları gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. Motosiklette sürücü olarak bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve koruyucu başlık (kask) takmadığı hususu, yaralanmanın kafa bölgesinden olması olgusu ile sabittir. Buna göre; davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i biri oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir" gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2022 tarihli ve 2022/672 Esas, 2022/1127 Karar sayılı kararı uyarınca Yargıtay bozma kararına karşı hakem heyetlerinin direnme kararı vermesinin mümkün olmadığı, bu nedenle bozma ilamı doğrultusunda ara karar ile başvuran vekiline maluliyet raporu sunmak üzere süre verildiği, ancak bozma ilamına uygun bir maluliyet raporu sunulmadığından başvurunun usulden reddine karar vermek gerektiği, bu nedenle bozma ilamında yer alan müterafik kusur ve vekalet ücretine ilişkin bozma sebeplerinin dosyada uygulanamadığı gerekçesiyle; başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 13.02.2020 olan kaza tarihinden sonra 19.04.2021 tarihinde maluliyet raporunun düzenlendiğini, raporun tanzim edildiği tarihte bir yıllık iyileşme süresinin dolduğunu, raporun geçerli yönetmeliğe göre ve 7 adli tıp uzmanı tarafından fiziki muayene yapılarak düzenlendiğini, davacının yeniden muayene olmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı gibi itiraz hakem heyeti kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 13.02.2020 tarihinde davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının sürücüsü olduğu araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin sigorta tahkim başvurusunda Dairemiz bozma ilamının (2) numaralı bendinde maddi hata bulunup bulunmadığı, maddi hatanın bulunması halinde usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak hakemlerin bozmaya karşı direnme kararı veremeyecekleri, bu nedenle bozma doğrultusunda maluliyet raporu sunulmak üzere süre verilmesine karşın sunulmadığı, bu nedenle başvurunun usulden reddine karar verildiğinden bozmada yer alan müterafik kusur ve vekalet ücretine ilişkin bozma sebeplerinin dosyaya uygulanamadığı gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. Somut olaya gelince, Dairemizin hükmüne uyulan 08.05.2023 tarihli ve 2022/653 Esas, 2023/6086 Karar sayılı bozma ilamının 2.bendi ile davacıda alt ekstremiteye ilişkin yaralanmanın da bulunması nedeniyle kazanın meydana geldiği 13.12.2020 tarihinde geçerli yönetmelik uyarınca kazanın meydana geldiği tarih ile sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmediğinden davacının yeniden muayenesi yapılarak yetkili sağlık kurulundan yeni bir rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğine dair yapılan bozma, kaza tarihinin 13.12.2020 değil 13.02.2020 olması, başvuruya sunulan maluliyet raporunun tanzim tarihi olan 19.04.2021 arasında da yönetmelikte öngörülen bir yıllık sürenin dolması nedeniyle maddi hataya dayanmaktadır. Bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmakla, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğup doğmayacağı husususun da irdelenmesi gerekmektedir. Usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önleme amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemece, Yargıtayın bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Yani bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme yükümlülüğü meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılmaz ve bozma sebebidir. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen, "bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme" durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak yahut usule ait kazanılmış hak denilmektedir. Usuli kazanılmış hak, kamu düzeni ile ilgilidir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karar��) Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. "Maddi hata" bu istisnalardan biridir. Maddi bir hatanın bulunması durumunda, usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Bahsi geçen maddi hata, tamamen maddi olgulara yönelik ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün olmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır. Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olaya bakıldığında, Dairemiz bozma ilamının (2) numaralı bendi maddi hataya dayalı olup bahsi geçen maddi hata açık, tartışmasız ve başka bir surette yorum yapılamayacak nitelikte bir hatadır ve usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturmaktadır. Şu hâlde İtiraz Hakem Heyetince; bozma sonrası yapılan yargılamada uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın usulden reddine karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bozma ilamının (2) numaralı bendi maddi hataya dayalı bulunduğundan ve bozma taraflar açısından usuli kazanılmış hak oluşturmayacağından, bozma ilamının (3) ve (4) numaralı bentleri uyarınca işin esası incelenerek varılacak sonuca göre hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 17.02.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davaya konu kazanın meydana geldiği 13.02.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenlemeden anlaşılacağı üzere bir yıllık süre kaza tarihinden itibaren geçmesi gereken süre değil, iyileşmenin durduğu tarihten itibaren geçmesi gereken süredir. Somut olayda; Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesince düzenlenen raporda “iyileşme süresinin kazadan itibaren bir yıla kadar uzayabileceği” belirtilmiştir. Buna göre yönetmelikte belirtilen bir yıllık sürenin başlaması açısından önce iyileşmenin durması için gerekli süre beklenecek daha sonra anılan 3. maddedeki bir yıllık süre işlemeye başlayacaktır. Yani eldeki dava bakımından kati rapor en erken kaza tarihinden itibaren 2 yıl sonra tanzim edilebilecektir. Sigortaya başvuru öncesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmış ise de alt ekstremiteye ilişkin arazlar bakımından sürekli iş göremezlik raporu düzenlenebilmesi için iyileşmenin durduğu tarihten itibaren 1 yıl geçmesi gerektiğine ilişkin yönetmelik hükmüne uyulmamıştır. Açıklanan tüm bu sebeplerle Dairemizin 08.05.2023 tarih ve 2022/653 Esas 2023/6086 Karar sayılı bozma ilamında herhangi bir maddi hata bulunmadığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e2a2ce921fa0e4aa 9694fd75607947df

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı