4. Hukuk Dairesi 2023/7606 E. , 2025/4465 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/321 E., 2023/327 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.11.2019 tarihinde davacı yolcunun bulunduğu tescilsiz ve zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan motosikletin karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı kuruma yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 04.05.2023 tarihli dilekçesi ile talebini 249.797,70 TL' ye artırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı kaza nedeniyle davalıya karşı açtığı davanın usulden reddedildiğini, kesin hüküm nedeniyle bu başvurunun da reddi gerektiğini, kazaya karışan motosiklet tescilsiz olduğundan tescilsiz aracın sigortalanması hukuken mümkün olmadığından davalı ... Hesabının sorumlu olamayacağını, eksik evrak ile başvuru yapıldığını, hakem hastaneye gidilmeden bu başvurunun yapılmasının yerinde olmadığını, sunulan maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, sigortasız araç sürücüsünün davacıya bir ödeme yapıp yapmadığının araştırılması gerektiğini, kusur durumunun uzman bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, maluliyet raporuna itirazları bulunduğunu, yürürlükteki yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, tek taraflı alınan maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, başvuruya ekli maluliyet raporunun medikal firma raporu ile çeliştiğini, çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, davacının kask takmadığını, ehliyetsiz sürücünün aracına bu durumu bilerek bindiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihinde 18 yaşının altında olduğunu ve gelir elde etme ihtimali bulunduğu tarihten itibaren iş göremezlik tazminatı hesaplanması gerektiğini, dolaylı zarararın poliçe kapsamında olmadığını, usulüne uygun başvuru olmadığından davalı kurumun temerrüde düşmediğini, faiz talebinin yerinde olmadığını, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi' ne (AAÜT) göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin itirazlarının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 297.797,70 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 03.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının aynı talep ile davalıya karşı açtığı davada usulden ret kararı verildiğini, bu davanın da kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, aracın sigorta yaptırması zorunlu araçlardan olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, yetkili sağlık kuruluşu tarafından düzenlenmediğini, hakem hastaneye başvuru yapılmadan bu başvurunun yapılmasının yerinde olmadığını, maluliyet raporuna itiraz ettiklerini, yeniden rapor alınması gerektiğini, davacının tek taraflı müracaatı ile alınan rapora itibarla hüküm kurulamayacağını, medikal firma görüşü ile davacının aldığı iki maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacının kaza tarihinde 18 yaşının altında olduğunu, raporun Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olması gerektiğini, kusur değerlendirilmesi yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının kask takmadığını ve ehliyetsiz sürücünün aracına bindiğini bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılmamasının yerinde olmadığını, hesaplamada gelir elde edeceği tarihin başlangıç tarihi olarak alınması gerektiğini, dolaylı zararların sigorta kapsamında olmadığını, temerrüt oluşmadığından faiz talebinin yerinde olmadığını, vekalet ücretinin AAÜT'ye göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ile adli tıp rapor ücreti talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesaplama yönteminin usul ve yasaya uygun olmasına, maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmış olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında davacı, arkadaşının motosikleti ile motosiklete benzin almak için benzin istasyonuna gittiklerini ve dönerken kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi ve eki Cetvel uyarınca; motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Davacının motosiklette seyahat etmesine rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; davalıya sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve koruyucu başlık (kask) takmadığı hususu, kazaya ilişkin soruşturma evrakı içerisindeki beyanı ve yaralanma bölgelerinden bir kısmının da kafa bölgesinde olması ile sabittir. Buna göre; davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d49f763f35428b0a bfc84c4fb6f40255