4. Hukuk Dairesi 2023/3913 E. , 2025/2903 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/50 Değişik İş., 2023/64 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-63776 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/240152 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince 31.01.2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin 12 nci fıkrası "Tahkim sistemine üye olmak isteyenlerden katılma payı, uyuşmazlık çözümü için Komisyona başvuranlardan ise başvuru ücreti alınır. (Değişik ikinci ve üçüncü cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyarınca belirlenen başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. (Değişik cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır." hükmünü haizdir. Dosya içeriğine göre; Mahkemece temyize konu edilen uyuşmazlık tutarı kesin nitelikte olduğundan davalının temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava açıldığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları uyarınca uyuşmazlık tutarının 58.894,03 TL olarak tespit edildiği gözetildiğinde kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemez. Kaldı ki miktar nedeniyle temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın hakem heyetince verilmesi gerektiği gibi, İtiraz Hakem Heyetinin 08.02.2023 tarihli ek kararı ile; temyiz yolu kapalı olarak verilen kararın temyiz yolu açık şeklinde değiştirildiği davalı vekilinin beyanından anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; temyiz talebinin reddine dair 31.01.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.02.2020 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu otobüsün, plakası ve sürücüsü belirsiz araca çarpmamak için aniden fren yaptığını, otobüste yolcu olarak bulunan müvekkilinin oturduğu koltuktan düşerek yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında talebini toplam 58.894,03 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, plakası belirsiz aracın varlığının tespit edilemediğini, araçta yolcu olarak bulunan davacının ifade tutanağında 70 ... 789 plakalı otobüs sürücüsü olan ...'den şikayetçi olduğunu, kaza tespit tutanağı bulunmadığını, plakası tespit edilemeyen sürücü hakkında yetkili mercilere müracaatta da bulunulmadığı, 07.03.2020 tarihli CD izleme tutanağında da olay tarihinde belediye otobüsüne ait kamera saatine göre saat 11:13:30 da otobüsün ani fren yaparak en arka koltukta yolcu olan ...'ın koltuktan ara koridora düştüğünün kayıtlandığını, her ne kadar otobüs sürücüsü ifade tutanağında plakasını tespit edemediği aracın aniden kavşağa girdiğini ve bu araca çarpmamak için ani fren yapmak zorunda kaldığını belirtmiş ise de suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğunu, savcılık kusur bilirkişi raporunda plakası belirsiz araca kusur atfedilmediğini, davacının plakası belirsiz araç sürücüsünden şikayetçi olmaması nedeni ile şüpheli şahıs hakkında daimi arama kararı da verilmediğini, kazanın ve zararın varlığını ispat yükünün davacıda olduğunu, savunmaları saklı kalmak kaydı ile öncelikle kazaya karışan aracın cinsinin ve zorunlu trafik sigortası yaptırma yükümlülüğü olan araçlardan olup olmadığının tespiti gerektiğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranına göre yapılması gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini, geçici bakıcı gideri zararı ve rapor ücretinin teminat dışında olduğunu, davacının emniyet kemeri takılı olmadığından ve ayrıca hastaneye yatmayı kabul etmediğinden müterafik kusurlu bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı bilirkişi ücretini yatırmadığından rapor hazırlanamadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, itirazın kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, toplam 58.894,03 TL'nin 08.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, plakası belirsiz aracın varlığının tespit edilemediğini, araçta yolcu olarak bulunan davacının ifade tutanağında 70 ... 789 plakalı otobüs sürücüsü olan ...'den şikayetçi olduğunu, kaza tespit tutanağı bulunmadığını, plakası tespit edilemeyen sürücü hakkında yetkili mercilere müracaatta da bulunulmadığını, 07.03.2020 tarihli CD izleme tutanağında da olay tarihinde belediye otobüsüne ait kamera saatine göre saat 11:13:30 da otobüsün ani fren yaparak en arka koltukta yolcu olan ...'ın koltuktan ara koridora düştüğünün kayıtlandığını, aynı araçta yolcu olan ...'in bilgi alma tutanağındaki ifadesi varsa da 18-30 koltuklu bir otobüs yolcusunun otobüsün önünde seyreden bir aracın kavşağa girip girmediğini veya ne şekilde girdiğini görmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar otobüs sürücüsü ifade tutanağında plakasını tespit edemediği aracın aniden kavşağa girdiğini ve bu araca çarpmamak için ani fren yapmak zorunda kaldığını belirtmiş ise de suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğunu, davacının plakası belirsiz araç sürücüsünden şikayetçi olmaması nedeni ile şüpheli şahıs hakkında daimi arama kararı da verilmediğini, kazanın ve zararın varlığını ispat yükünün davacıda olduğunu, savunmaları saklı kalmak kaydı ile öncelikle kazaya karışan aracın cinsinin ve zorunlu trafik sigortası yaptırma yükümlülüğü olan araçlardan olup olmadığının tespiti gerektiğini, savcılık kusur bilirkişi raporunda plakası belirsiz araca kusur atfedilmediğini, %100 kusur oranını kabul etmediklerini, aracın içini gösterir renkli fotoğrafların karşı tarafça dosyaya sunulmadığını, davacının oturduğu kısımda tutamaç bulunup bulunmadığının ve davacının tutunup tutunmadığının kusur tespitinde önemli olduğunu, tüm bu hususlar yargılamayı gerektirdiğinden dosyadan el çekilmesi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, maluliyet raporunda kaza ile illiyetin belirtilmediğini, maluliyet ve bakıcı giderinin fahiş tespit edildiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranına göre yapılması gerektiğini, dosya ek rapora gönderilmeden karar verildiğini, geçici bakıcı gideri zararının net asgari ücrete göre hesaplanması gerektiğini, geçici bakıcı gideri zararı ve rapor ücretinin teminat dışında olduğunu, davacının emniyet kemeri takılı olmadığından ve ayrıca hastaneye yatmayı kabul etmediğinden müterafik kusuru bulunduğunu, davacının faiz talebi bulunmadığından ve müvekkili temerrüte düşmediğinden (taleple bağlı kalınarak) faize hükmedilmemesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat yükümlüsünün durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir veya tamamını kaldırabilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Davalı vekili savunmasında ve temyiz dilekçesinde, Özel Karaman Hastanesi tarafından davacıya operasyon planı ile yatış önerildiğini, davacının yatışı kabul etmeyerek hastaneden ayrıldığını bu nedenle hekim tarafından önerilen tedavi planına uymadığından tedavisini güçleştirdiği ve maluliyetin meydana gelmesi veya artmasında kusurlu olduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamından; Özel Karaman Hastanesi'nin 28.02.2020 tarihli epikriz raporunda; davacıya sağ humerus boyun kırığı şüphesiyle konsültasyon istendiği, redüksiyon ve omuz kol askısı uygulandığı, operasyon planıyla yatış önerildiği, hastanın yatışı kabul etmeyip kendi isteği ile acilden ayrıldığı hususlarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda her ne kadar Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 30.07.2021 tarihli maluliyet raporu ile davacının maluliyet oranı %8 olarak belirlenmiş ise de; anılan raporda davacının kendisine önerilen ameliyatı kabul etmesi durumunda maluliyetin oluşup oluşmayacağı ya da bu oranda maluliyet oluşup oluşmayacağı hususlarının raporda değerlendirilmediği görülmektedir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacının kazadan sonra kendisine önerilen operasyonu kabul etmiş olması durumunda maluliyet oluşup oluşmayacağı ya da bu oranda maluliyet oluşup oluşmayacağı hususlarının değerlendirilmesi için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen ve içinde ortopedi uzmanın da bulunduğu heyetten gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 3.Uyuşmazlık, ZMMS poliçesi bulunmayan aracın neden olduğu trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına yönelik tazminatı talebine ilişkindir. Dava ve ıslah dilekçelerinin incelenmesinden; davacının faiz talebinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tasarruf ilkesinin bir görünümü olan taleple bağlılık ilkesi ise hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği anlamına gelmektedir. Bu ilke 6100 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde; "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Taleple bağlılık ilkesi, tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceği anlamını taşır. Buna göre hâkim, tarafların dilekçelerinde talep edilen hususları karşılar. Hâkimin, tarafların talep etmediği bir hususta karar vermesi mümkün değildir. Tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukuki sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur. Hakem Heyetince davacı talebi aşılarak dava (ve ıslah) dilekçelerinde talep edilmemiş olan faiz ile ilgili olarak talebi aşan şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3ecb6fbdaab12a9a 1aa0cc316edaceed This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 4. Hukuk Dairesi 2023/3913 E. , 2025/2903 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/50 Değişik İş., 2023/64 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-63776 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/240152 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince 31.01.2023 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin 12 nci fıkrası "Tahkim sistemine üye olmak isteyenlerden katılma payı, uyuşmazlık çözümü için Komisyona başvuranlardan ise başvuru ücreti alınır. (Değişik ikinci ve üçüncü cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyarınca belirlenen başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. (Ek cümle: 3/4/2013-6456/45 md.) Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. (Değişik cümle: 13/6/2012-6327/58 md.) Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır." hükmünü haizdir. Dosya içeriğine göre; Mahkemece temyize konu edilen uyuşmazlık tutarı kesin nitelikte olduğundan davalının temyiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava açıldığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları uyarınca uyuşmazlık tutarının 58.894,03 TL olarak tespit edildiği gözetildiğinde kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemez. Kaldı ki miktar nedeniyle temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın hakem heyetince verilmesi gerektiği gibi, İtiraz Hakem Heyetinin 08.02.2023 tarihli ek kararı ile; temyiz yolu kapalı olarak verilen kararın temyiz yolu açık şeklinde değiştirildiği davalı vekilinin beyanından anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; temyiz talebinin reddine dair 31.01.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.02.2020 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu otobüsün, plakası ve sürücüsü belirsiz araca çarpmamak için aniden fren yaptığını, otobüste yolcu olarak bulunan müvekkilinin oturduğu koltuktan düşerek yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında talebini toplam 58.894,03 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, plakası belirsiz aracın varlığının tespit edilemediğini, araçta yolcu olarak bulunan davacının ifade tutanağında 70 ... 789 plakalı otobüs sürücüsü olan ...'den şikayetçi olduğunu, kaza tespit tutanağı bulunmadığını, plakası tespit edilemeyen sürücü hakkında yetkili mercilere müracaatta da bulunulmadığı, 07.03.2020 tarihli CD izleme tutanağında da olay tarihinde belediye otobüsüne ait kamera saatine göre saat 11:13:30 da otobüsün ani fren yaparak en arka koltukta yolcu olan ...'ın koltuktan ara koridora düştüğünün kayıtlandığını, her ne kadar otobüs sürücüsü ifade tutanağında plakasını tespit edemediği aracın aniden kavşağa girdiğini ve bu araca çarpmamak için ani fren yapmak zorunda kaldığını belirtmiş ise de suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğunu, savcılık kusur bilirkişi raporunda plakası belirsiz araca kusur atfedilmediğini, davacının plakası belirsiz araç sürücüsünden şikayetçi olmaması nedeni ile şüpheli şahıs hakkında daimi arama kararı da verilmediğini, kazanın ve zararın varlığını ispat yükünün davacıda olduğunu, savunmaları saklı kalmak kaydı ile öncelikle kazaya karışan aracın cinsinin ve zorunlu trafik sigortası yaptırma yükümlülüğü olan araçlardan olup olmadığının tespiti gerektiğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranına göre yapılması gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini, geçici bakıcı gideri zararı ve rapor ücretinin teminat dışında olduğunu, davacının emniyet kemeri takılı olmadığından ve ayrıca hastaneye yatmayı kabul etmediğinden müterafik kusurlu bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı bilirkişi ücretini yatırmadığından rapor hazırlanamadığı gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, itirazın kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, toplam 58.894,03 TL'nin 08.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, plakası belirsiz aracın varlığının tespit edilemediğini, araçta yolcu olarak bulunan davacının ifade tutanağında 70 ... 789 plakalı otobüs sürücüsü olan ...'den şikayetçi olduğunu, kaza tespit tutanağı bulunmadığını, plakası tespit edilemeyen sürücü hakkında yetkili mercilere müracaatta da bulunulmadığını, 07.03.2020 tarihli CD izleme tutanağında da olay tarihinde belediye otobüsüne ait kamera saatine göre saat 11:13:30 da otobüsün ani fren yaparak en arka koltukta yolcu olan ...'ın koltuktan ara koridora düştüğünün kayıtlandığını, aynı araçta yolcu olan ...'in bilgi alma tutanağındaki ifadesi varsa da 18-30 koltuklu bir otobüs yolcusunun otobüsün önünde seyreden bir aracın kavşağa girip girmediğini veya ne şekilde girdiğini görmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar otobüs sürücüsü ifade tutanağında plakasını tespit edemediği aracın aniden kavşağa girdiğini ve bu araca çarpmamak için ani fren yapmak zorunda kaldığını belirtmiş ise de suçtan kurtulmaya yönelik beyanda bulunduğunu, davacının plakası belirsiz araç sürücüsünden şikayetçi olmaması nedeni ile şüpheli şahıs hakkında daimi arama kararı da verilmediğini, kazanın ve zararın varlığını ispat yükünün davacıda olduğunu, savunmaları saklı kalmak kaydı ile öncelikle kazaya karışan aracın cinsinin ve zorunlu trafik sigortası yaptırma yükümlülüğü olan araçlardan olup olmadığının tespiti gerektiğini, savcılık kusur bilirkişi raporunda plakası belirsiz araca kusur atfedilmediğini, %100 kusur oranını kabul etmediklerini, aracın içini gösterir renkli fotoğrafların karşı tarafça dosyaya sunulmadığını, davacının oturduğu kısımda tutamaç bulunup bulunmadığının ve davacının tutunup tutunmadığının kusur tespitinde önemli olduğunu, tüm bu hususlar yargılamayı gerektirdiğinden dosyadan el çekilmesi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, maluliyet raporunda kaza ile illiyetin belirtilmediğini, maluliyet ve bakıcı giderinin fahiş tespit edildiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranına göre yapılması gerektiğini, dosya ek rapora gönderilmeden karar verildiğini, geçici bakıcı gideri zararının net asgari ücrete göre hesaplanması gerektiğini, geçici bakıcı gideri zararı ve rapor ücretinin teminat dışında olduğunu, davacının emniyet kemeri takılı olmadığından ve ayrıca hastaneye yatmayı kabul etmediğinden müterafik kusuru bulunduğunu, davacının faiz talebi bulunmadığından ve müvekkili temerrüte düşmediğinden (taleple bağlı kalınarak) faize hükmedilmemesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat yükümlüsünün durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir veya tamamını kaldırabilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Davalı vekili savunmasında ve temyiz dilekçesinde, Özel Karaman Hastanesi tarafından davacıya operasyon planı ile yatış önerildiğini, davacının yatışı kabul etmeyerek hastaneden ayrıldığını bu nedenle hekim tarafından önerilen tedavi planına uymadığından tedavisini güçleştirdiği ve maluliyetin meydana gelmesi veya artmasında kusurlu olduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamından; Özel Karaman Hastanesi'nin 28.02.2020 tarihli epikriz raporunda; davacıya sağ humerus boyun kırığı şüphesiyle konsültasyon istendiği, redüksiyon ve omuz kol askısı uygulandığı, operasyon planıyla yatış önerildiği, hastanın yatışı kabul etmeyip kendi isteği ile acilden ayrıldığı hususlarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda her ne kadar Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 30.07.2021 tarihli maluliyet raporu ile davacının maluliyet oranı %8 olarak belirlenmiş ise de; anılan raporda davacının kendisine önerilen ameliyatı kabul etmesi durumunda maluliyetin oluşup oluşmayacağı ya da bu oranda maluliyet oluşup oluşmayacağı hususlarının raporda değerlendirilmediği görülmektedir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacının kazadan sonra kendisine önerilen operasyonu kabul etmiş olması durumunda maluliyet oluşup oluşmayacağı ya da bu oranda maluliyet oluşup oluşmayacağı hususlarının değerlendirilmesi için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen ve içinde ortopedi uzmanın da bulunduğu heyetten gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 3.Uyuşmazlık, ZMMS poliçesi bulunmayan aracın neden olduğu trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına yönelik tazminatı talebine ilişkindir. Dava ve ıslah dilekçelerinin incelenmesinden; davacının faiz talebinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tasarruf ilkesinin bir görünümü olan taleple bağlılık ilkesi ise hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği anlamına gelmektedir. Bu ilke 6100 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde; "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Taleple bağlılık ilkesi, tarafın talep etmediği husus hakkında mahkemenin karar veremeyeceği anlamını taşır. Buna göre hâkim, tarafların dilekçelerinde talep edilen hususları karşılar. Hâkimin, tarafların talep etmediği bir hususta karar vermesi mümkün değildir. Tarafın neyi talep edip etmediği ve hâkimin ne hakkında karar verip veremeyeceği dava dilekçesine bakılarak tespit edilir. Bu tespitin konusunu, istenilen hukuki sonuç oluşturur. Bu itibarla hâkimin karar verme sınırı dava dilekçesi ile belirlenmiş olur. Hakem Heyetince davacı talebi aşılarak dava (ve ıslah) dilekçelerinde talep edilmemiş olan faiz ile ilgili olarak talebi aşan şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3ecb6fbdaab12a9a 1aa0cc316edaceed ... ...