Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/2335 E., 2025/2252 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2335 E., 2025/2252 K. (12.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2335
Karar No
2025/2252
Karar Tarihi
12.02.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/2335 E. , 2025/2252 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/953 Değişik İş, 2022/917 Karar SAYISI : 2022/İHK-53287 SAYISI : 2022/131748 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu trafik sigortalı davacının yolcusu olduğu motosikletin dava dışı motosiklet ile çarpışmasıyla oluşan 25.08.2019 tarihli trafik kazası sonucunda davacının malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle taleplerini 149.191,08 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ödeme yapıldığını, sorumluluklarının kalmadığını, maluliyet raporunun iyileşme süresi tamamlanmadan düzenlendiğini, maluliyete ilişkin raporun yönetmeliğe uygun düzenlenmediğini, kusur tespiti yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurucunun geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile malul kaldığı, davalı ... şirketinin kazaya karışan aracı ZMSS poliçesi ile teminat altına almış olması nedeni ile işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği ve sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulü ile 133.484,22 TL tazminatın 19.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıya 04.10.2021 tarihinde 68.879,66 TL ödeme yapıldığını başkaca sorumluluğunun kalmadığını, eksik evrakla başvuru yapılmış olması nedeni ile başvuru şartının yerine getirilmediğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, iş kazası olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının polis memuru olması nedeni ile ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, davacının hatır için taşındığını, hesaba esas alınan gelir belirlenirken 2021 ve 2022 yıllarındaki bordroların dosyada olmadığını, kusur durumunu kabul etmediklerini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda dosya kapsamında, davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak usulüne uygun şekilde alınmış rapor bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 13.03.2020 tarihli raporu ile davacının maluliyet oranı %5 olarak belirlenmiş ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince % 5 oranı hükme esas alınarak karar verilmiştir. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 13.03.2020 tarihli raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmişse de davacının sağ dirsek ve elinde hipertrofik skar arazı olmasına rağmen heyette plastik cerrahi uzmanı olmadan düzenlenmiş olduğundan bu rapor karar vermeye elverişli değildir. Buna göre, İtiraz Hakem Heyetince kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, içerisinde plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu heyetten usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde, davacının muayenesi yapılarak, tüm tedavi belgeleri ve süreci incelenmek sureti ile davacının sürekli maluliyeti oranı bulunup bulunmadığının ve sürekli maluliyeti bulunuyorsa maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla yerleşim yerine en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalından yeni bir rapor alınarak (ve temyiz edenin sıfatına göre usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Nakdi tazminat ve aylığın etkisi” başlıklı 6 ncı maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” hükmü bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinde, kaza tarihinde polis memuru olan davacının görevinin ifası sırasında dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; anılan Kanun uyarınca ödemede bulunulup bulunulmadığı hususu araştırılarak bu ödemenin zarar verene rücu olanağı bulunduğundan tazminat miktarından düşülmesi gerekir. İtiraz Hakem Heyetince bu konuda araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı motosiklet sürücüsünün kusurlu olduğu belirlenmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince kusur oranlarının belirlenmesi için kusur raporu alınmadan, tarafların kusur oranları belirlenmeden davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli heyet raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 5. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e7498889a5e8e2df 94653075cbd77dbb

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı