Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/13562 E., 2025/6672 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13562 E., 2025/6672 K. (28.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13562
Karar No
2025/6672
Karar Tarihi
28.04.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/13562 E. , 2025/6672 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/584 Değişik İş, 2023/585 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2023/43239 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2023/238464 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.02.2020 tarihinde davacı elektrikli bisiklet sürücüsüne davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın çarpması ile oluşan trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı ... şirketine yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin belirsiz alacak davasına konu edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, davalı ... şirketine usulüne uygun düzenlenmiş maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığını başvuru şartı yerine getirilmediğinden talebin usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporu gerçeği yansıtmadığından Adli Tıp Kurumundan (ATK) rapor alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsü ile davacı arasında uzlaşmaya varıldığını, bu durumda 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 253/19. maddesinin 5. cümlesine göre tazminat davası açılamayacağını, kusur durumunun araştırılması gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre belirlenen rakamın 1/5' i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 253. maddesi uyarınca uzlaşma sağlandığından 253/19. madde gereğince tazminat davası açılamayacağından davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulması üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uzlaşmanın bedeni zarar yönünden yapılmadığını, bedeni zarar karşılanmadığından iş bu başvurunun yapıldığını, uzlaşma tarihinde gerçek zararın bilinmediğini, zararın maluliyet raporu ile öğrenildiğini, uzlaşma tutanağı imzalanırken bilmediği bir haktan vazgeçmesinin hukuken mümkün olmadığını, iki yıllık hak düşürücü süre içinde dava açıldığını, uzlaşma sağlanması halinde davacının tazminat davası açamayacağının davacıya açıklanmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... şirketince zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı elektrikli bisiklet sürücüsünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Davacı vekili, davalıya sigortalı araç sürücüsü ile sürücü olan davacının yaptıkları kaza neticesinde davacının yaralanıp malul kaldığını ileri sürerek bedensel zarar nedeniyle oluşan maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince dava konusu eylem nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında tarafların uzlaştığından bahisle davacının başvurusunun reddine karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyeti de davacının bu karara karşı itirazının reddine karar vermiştir. CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir: "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez." Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetince; a) Uzlaşma sürecinde zararın kesin olarak belirlenip belirlenmediği veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar olup olmadığı belirlenmeli, b) Zararın kesin olarak belirlenmesinden sonra uzlaşma yapılmış veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar yoksa CMK'nın 253/19. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmeli, c) Zararın kesin olarak belirlenmesi mümkün değil veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar söz konusu ise davanın esası incelenmeli, d) Davanın esasının incelenmesi durumunda uzlaşmanın edimli olup olmadığının belirlenerek uzlaşma sürecinde ödenen edimin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da belirlenerek o zarar kalemine ilişkin hesaplanacak tazminattan güncellenerek mahsup edilerek bir karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar arasında uzlaşma sağlandığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 47ccbb3a3fff1c72 f0f8f361a5063bfe

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı