Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/11125 E., 2025/5135 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11125 E., 2025/5135 K. (27.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11125
Karar No
2025/5135
Karar Tarihi
27.03.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/11125 E. , 2025/5135 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/539 - 2023/520 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 20.09.2017 tarihli tek taraflı trafik kazası sonucu aynı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralanıp sürekli iş göremezliğe uğradığını ve bakım ihtiyacının oluştuğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 500,00 TL geçici bakıcı giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 01.06.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini, 317.496,64 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.948,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 3.555,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 330.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usulden reddi gerektiğini, davalı ... şirketinin poliçe limiti ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumluluğunun bulunduğunu, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebinin teminat kapsamı dışında kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının %13 oranındaki maluliyeti, 6 ay geçici iş göremezlik süresi ve 60 gün bakım süresi üzerinden, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabulü ile TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre usulünce hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 317.496,64 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.948,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 3.555,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 330.000,00 TL tazminatın 14.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maluliyet raporunun usulüne uygun olduğu, hesap yönünden alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, vekalet ücreti belirlemesinin uygun bulunduğu, ancak davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiği gerekçesiyle davalının itirazlarının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 317.496,64 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 7.158,68 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.844,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 327.499,32 TL tazminatın 14.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, hükme esas alınan aktüer raporun denetime elverişli olmadığını, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, hatır taşıması yönünden indirim uygulanması gerektiğini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanmasının isabetli olmasına, davacı lehine maktu ücretine altında kalmayacak şekilde 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesinin uygun bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince: a- Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Somut olayda; Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 25.08.2022 tarihli raporda, davacının trafik kazası sonrası yaralanmasına bağlı vücudunda oluşan kalıcı yara izlerine (skar), koku hisi kaybına, beyin kanaması sonucu nöbet geçirme riskine bağlı sürekli iş göremezlik oranı %13 olarak hesaplanmıştır. Söz konusu maluliyet raporunun; kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına rağmen, raporu hazırlayan heyette plastik cerrahi uzmanının ve nöroloji uzmanının bulunmadığı, maluliyetin tayini konusunun teknik ve uzmanlık gerektirdiği ve heyet teşekkülü yetersiz olan maluliyet raporu esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan arazlar dikkate alınarak kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenmek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde plastik cerrahi uzmanının ve nöroloji uzmanının da bulunduğu davacının yerleşim yerine ya da davacının tedavi gördüğü yere en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı bölümünden, davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına da dikkat edilerek davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran ve arazın süreklilik arz edip etmediği hususlarını kapsar şekilde rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. b-25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32. maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Buna göre davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken dosyaya eklenen ve denetlenebilir olmayan mevcut haliyle de davacının aktif dönem tazminat hesabında asgari geçim indirimli olarak hesaplama yapıldığı anlaşılan 31.05.2023 tarihli rapora göre karar verilmesi de doğru olmamış; ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerektiğinden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması kararın bozulmasını gerektirmiştir. c-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; kazaya ilişkin kolluk görevlilerince kaza tespit tutanağı tanzim edildiği, buna göre davalıya sigortalı aracın sürücüsünün, aracını yol şartlarına uygun şekilde kullanmama ve hızını ayarlayamama nedeniyle kusurlu olduğunun tespit edildiği, iş bu dava öncesi alınan ve dosyaya sunulan uzman bilirkişi raporuna göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince, bu raporun esas alınarak davalı taraf araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabulüne göre hüküm tesis edildiği, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazlarının reddedildiği anlaşılmaktadır. Olayın oluş şekli ve dosyada mevcut belgeler gözetildiğinde İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve denetime elverişsiz olduğu görülmekle eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde, İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden seçilecek üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden kusur oranları arasında oluşabilecek çelişkiyi de giderecek mahiyette, oluşa uygun, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir. d-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87/1. maddesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir. Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir. Somut olayda; davaya konu 20.09.2017 tarihli kazada, davacının yolcu konumunda olduğu, davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır taşıması def’inde bulunulduğu, dosya kapsamında davacı yolcu ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün neden aynı araçta oldukları hususunda herhangi bir beyanlarının bulunmadığı görülmektedir. Şu durumda, davalı vekilinin hatır taşıması savunması yönünden davacının kaza sırasında neden araçta olduğunun araştırılması ve davacının hatır için taşınıp taşınmadığının tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2-a), (2-b), (2-c) ve (2-d) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 27.03.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamından, tek taraflı trafik kazasında davacının yolcu olduğu, kaza tespit tutanağına göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu olaya ilişkin kusur durumuna göre davalının sigortalısının kusursuz olma durumu söz konusu değildir. Davacının yolcu olup müteselsil sorumluluk gereğince sorumluların her birinden tazminatın tamamını isteme hakkı bulunması nedeniyle kusur raporu alınmasına gerek bulunmamaktadır. Ayrıca, 20.09.2017 tarihli kaza nedeniyle Sütçü İmam Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca 25.08.2022 tarihinde düzenlenen ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin esas alındığı ve 2 adli tıp uzmanı, 1 dermatoloji ve 1 beyin ve sinir cerrahının bulunduğu heyetten alınan raporun da mevzuata ve usule uygun olduğu, yeniden maluliyet raporu alınmasına da gerek bulunmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (2-a) ve (2-b) numaralı bentlerdeki bozma kararına katılmıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2f63db0abd2e7b6e 63c22e0f2d6f84e0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı