Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/10849 E., 2025/9267 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10849 E., 2025/9267 K. (06.04.2025) – tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10849
Karar No
2025/9267
Karar Tarihi
06.04.2025
Konu
tazminat, alacak

4. Hukuk Dairesi 2023/10849 E. , 2025/9267 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/251 E., 2022/225 K. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisinin ... Serik Şubesinden kullandığı çiftçi kredisi geri ödemesinin davalı tarafından ... Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, murisin vefat ettiğini, hasarın ödenmesi için davalıya başvurulduğunda murisin yıllar önce geçirdiği By-pas ameliyatı gerekçe gösterilerek ödemenin yapılmadığını, oysa kredi işlemleri esnasında banka görevlilerinin murise hiç okutmadan kredi ve sigorta ile evrakları imzalattığını, sigorta talebi dahi bulunmayan murise önceden geçirdiği ameliyatların sorulmadığını ileri sürerek ...'a ödenecek kredi ve masraflarından 7.000,00 TL'sinin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 8.738,05 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin CABG (Koroner Arter By-pass Greftleme Ameliyatı) geçirdiği halde sigorta başvuru formunda belirtmediği, eğer doğru beyanda bulunulsa idi poliçenin düzenlenmeyeceğini, zira müvekkilinin sürprim uygulamasının bulunmadığını, ... Sigortası Genel Şartları'nın C.2/2.2 maddesi uyarınca tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığını, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi verilen kararı ile; tüm dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde müteveffaya 2003 yılında ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kroner kalp rahatsızlığı tanısının konulduğu ve 2'li CAGB bypass edilerek taburcu edildiği, ... Hastanesinde akut anterior myokard enfaktüsü tanısı nedeniyle acilen anjiyoya alındığı ve 2 damara stend takıldığı, sonrasında hastadaki şok tablonun geliştiği ve vefat ettiği, müteveffanın 2003 yılındaki ameliyatı nedeniyle hastalığını bilmemesinin mümkün bulunmadığı ve sigorta esnasında sigortacıya risk artıran kendisinin bildiği ancak sigortacının sigorta sözleşmesini yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını sağlayacak hususları bildirmesi gerekmesine rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.03.2018 tarihli 2015/14506 Esas, 2018/3255 Karar sayılı kararı ile; "Davalı taraf yargılama boyunca, sigortalıları olan davacılar murisinin, kendisinde mevcut kalp hastalıklarını, poliçe tanzimi sırasında bildiği halde gizlediği için, zararın teminat dışı olduğu savunmasında bulunmuştur. Davacı taraf ise, murisin gizlediği iddia olunan hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığını, murisin ölüm tarihinden yıllar önce By-Pass ameliyatı geçirdiğini, ölüm ile yıllar önceki bu rahatsızlığı arasında illiyet bağı olmadığını beyan ettiği, 11.Hukuk Dairesi’nin bozma ilamından sonra; Kardiyoloji Uzmanı, Dahiliye Uzmanı ve Hukukçu Bilirkişilerden oluşan heyetten alınan raporda; hastane kayıtlarından ... Hastanesinde sigortalı murisin şiddetli göğüs ağrısı nedeniyle acilen anjioya alındığı, 2 damara stent takıldığı, 2003 yılında hastanın by pass edildiği, bunun üzerinden 4 yıl geçtiği, bu durumun hastada bulunan kalp hastalığının potansiyel olarak risk taşıdığı, riskini artırdığı, poliçenin düzenlenmesi sırasında da hastalığın mevcut olduğu ancak kasten gizlenmediği, bildirilmeyen bu hastalık ile riziko arasında illiyetin mevcut olabileceği kanaatine varıldığı, eksik inceleme ile karar verilemeyeceği, mahkemece ATK’dan yeni bir heyet raporu aldırılarak tedavi gördüğü ve gizlendiği iddia edilen hastalıkla ölüm rizikosu arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, başka bir anlatımla ölümün gizlenen hastalıktan meydana gelip gelmediği tespit ettirilerek karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmediği, kabule göre de; mahkemece alınan bilirkişi raporunda poliçenin düzenlenmesi sırasında da hastalığın mevcut olduğu ancak kasten gizlenmediği belirtilmiştir. Bu halde sigortalının hastalığını davalı sigorta şirketinden kasten sakladığının ispat edilmediği, öte yandan, sigorta sözleşmeleri karşılıklı güven esasına dayanan ve beyana göre düzenlenen sözleşmelerdir. Hayat sigortası yapılması sırasında geçirilen veya teşhis edilen bir hastalık var ise bunun bildirilmesi iyi niyetin gereği olduğu, T.T.K.'nın 1290.maddesi ve 6102 sayılı T.T.K'nın 1435 ve devamı maddeleri ise sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında ise teminatın indirilmesi gerektiği, yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre bu hastalık belirtilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılarak tazminat hesabının yapılması gerektiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 1.750,00 TL'nin ödeme tarihi olan 28.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; değişen ekonomi koşullarında davacı tarafın zararının giderilmediğini, eğer sağlık durumu poliçe yapmama sebebi ise sorular sorulmadan poliçe düzenlenmesinin sorumluluğunun tamamının davalıda olduğunu, bilirkişi raporunda daha yüksek bedel belirlendiğini, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin tüm haklar saklı tutularak 7.000,00 TL tazminat talep edilmiş ve dava dışı kredi alacaklısına toplamda 8.738,05 TL (Anapara ve işlemiş Faiz+Komisyon+Bsvm dahil) ödemiş olmalarına karşın esas mahkemesi dava aşamasında müvekkilinin 3.500,00 TL ödemiş olduğunu ve bunun ıslaha konu edilemeyeceğinden bahisle 7.000,00 TL üzerinden ya da ödenen toplam rakam olan 8.738,05 TL nin yarısı üzerinden değil de 3.500,00 TL üzerinden %50 indirime giderek 1.750,00 TL üzerinden karar vermiş olmasının hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigorta şirketlerinden gelen yazı cevapları ile kalp damar hastalığı bulunan kişinin sigorta talebinin reddedildiğinin belirtildiği, bu sebeple proporsiyon hesabı yapılamayacağı, taleple bağlılık gereği yasal faiz hükmedilebileceği, fazlasına hükmedilemeyeceği, hastalıkla vefat arasında bulunan illiyet bağı ve gelen sigorta şirketi yazı cevapları nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan vefat nedeniyle poliçe bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Mahkemece alınan 29.09.2022 tarihli sigorta eksperi raporunda; ATK raporuyla ölüm sebebi ile poliçe öncesi hastalıkları arasında illiyet bağı bulunduğu tıbbi görüşüne göre sağlık beyanının sigortacılık uygulamalarına aykırı olarak düzenlenmesi de değerlendirildiğinde sigortalı ve sigorta şirketinin % 50'şer oranda kusurlu oldukları belirtilmiş, mahkemece de söz konusu rapor benimsenmiş, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin talep edilemeyeceği gerekçesiyle, dava dilekçesinde talep edilen miktarın % 50'sine hükmedilmiştir. Söz konusu rapor benimsenerek karar verilmesi yerinde ise de davaya konu hayat sigorta poliçesinde vefat teminatı 7.000,00 TL olup söz konusu bedelin yarısına karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinde talep edilen miktarın yarısına hükmedilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm ve davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8605c2f59f236ee7 e2be7964ba0c939a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı