Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2022/9457 E., 2025/7669 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9457 E., 2025/7669 K. (13.05.2025) – Uyuşturucu

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/9457
Karar No
2025/7669
Karar Tarihi
13.05.2025
Konu
Uyuşturucu

4. Hukuk Dairesi 2022/9457 E. , 2025/7669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/659 E., 2022/707 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacıkar vekili tarafından temyiz edilmekle; davalı vekilinin duruşma isteminin miktar itibariyle reddine karar verilerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; murislerinden intikal eden aracın tek taraflı kazada hasar görmesi nedeniyle fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla araç hasarının giderilmesi için ve çekici için harcanan toplam 22.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz miktarı ile birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesini, esasa girilmesi halinde ise Kasko Sigortası Genel Şartlarına aykırı olarak alkollü araç kullanıldığından dava konusu hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiği bu sebeble hasarın kasko sigortası teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz sebebleri; Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin alkollü olduğu iddiası ile talebinin reddedildiğini, "alkol koktuğu", "hal ve hareketlerinin alkol kullanmış bir yapıda olduğu" gibi muğlak ve soyut ifadelere göre rapor tanzim edildğini, sürücü ...'in kaza neticesinde aşırı şoka girdiğini ve içinde bulunduğu şok halinden dolayı alkolmetreye üflemediğini, hastaneye sevk edildiğini, herhangi bir kan testi de yapılmadan sadece tanık ifadeleriyle alkollü olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasının yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, ATK raporunda da müvekkilinin alkollü olup olmadığı alkollü ise üzerindeki etkilerin neler olabileceği hakkında yorum yapılamadığı ve yapılamayacağının tespit edildiğini, bu kazaya ilişkin alkol veya uyuşturucu madde etkisindeyken araç kullanmak suçundan açılmış olan ceza dosyasından beraat ettiğini belirterek temyiz yasa yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta oluşan hasar bedelinin tazmini talebine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nın 48 inci maddesinde;" (Değişik: 24.05.2013 - 6487/19 md.)'de; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu" belirtilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97 nci maddesinin 1 inci fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. 6847 Sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK'nın 48 inci maddesinin 6 ncı fıkrasında; ”Yapılan tespit sonucunda 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” düzenlemesi ve TCK'nın 179 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında ise “Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki madde hükmüne göre cezalandırılır.” düzenlemesi ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 inci maddesinin 5 inci bendinde yer alan; "Taşıtın uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” düzenlemesi karşısında %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır. Kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerin de etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6762 sayılı TTK'nın 1281 inci maddesi (6102 sayılı TTK'nın 1409 inci maddesi) hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 07.04.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 02.03.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda, davalıya kasko sigortalı araç davacılardan ... yönetiminde iken tek taraflı kaza sonucunda hasarlanmıştır. Davacılar hasara ilişkin zararı sigortacıdan talep etmiş, davalı ... ise sürücünün kazada alkollü olduğunu, hasarın bu sebeple teminat dışı olduğunu iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesince kazanın münhasıran alkol etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda nöroloji uzmanı, trafik kusur uzmanı ve hukukçu bilirkişiden rapor alınmıştır. 10.10.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda, tanık ifadelerine dayanarak sürücünün alkollü ve madde tesirinde araç kullanması nedeniyle münhasıran alkolden etkilenmiş ve güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş şekilde kazaya neden olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı tarafın rapora itirazı üzerine bu kez Mahkemece Adli Tıp Kurumu 5. Adli Tıp İhtisias Kurulundan rapor alınmıştır. ATK raporunda; ... Devlet Hastanesi'nin 24.10.2016 tarih, kayıt saati 00:01 olan 8211 sayılı genel adli muayene raporunda ...'ın koklamakla alkollü olduğu, alkolmetreye üflemek istemediği, Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.12.2016 tarih ve 2016/956 sayılı iddianamesinde ...'ın koklamakla alkollü olduğu, alkolmetre testine girmediğinin kayıtlı bulunduğu, bu halde alkol incelemesi yapılamadığı ve dosyada alkol ölçümü bulunmadığının anlaşıldığı, bir şahsın alkol durumu hakkında mütalaada bulunabilmek için alkolmetre cihazıyla ya da kan alınarak alkol düzeyinin tespit edilmiş olması gerektiği, varsa bu tetkiklerle birlikte şahsın nörolojik, oftalmolojik ve dahili muayenelerine ait detaylı bulguları gösteren raporların temini halinde alkolün şahıs üzerindeki etkilerinin değerlendirilebileceği, ancak dava konusu olayda alkolün tespitine yönelik tetkik yapılmadığı veya yaptırılmadığı gibi varsa alkolün düzeyine bağlı olarak şahıstaki etkilerini değerlendirilebilecek bir raporun da dosya içerisinde mevcut olmadığı cihetle ...'ın olay anında alkollü olup olmadığı, alkollü ise alkolün düzeyi ve dava konusu kişi üzerindeki etkilerinin neler olduğu hususlarında yorum yapılamadığı belirtilmiştir. Kazaya ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda, davacı sürücü ... hakkında Lüleburgaz 3. Asliye Ceza Mahkemesinde "Alkol veya Uyuşturucu Maddenin etkisi altında Araç Kullanmak" suçundan açılan davada; mahkemenin 28.02.2017 tarih ve 2016/659 Esas ve 2017/112 Karar sayılı kararı ile, sanığın alkolmetre cihazını üflemediği, trafik kazası sonrasında sanıktan alkolmetre cihazını üflememesi üzerine 5271 sayılı Yasa'nın 75.maddesine göre kan örneği alınması gerekirken eksik soruşturma neticesinde kan örneğinin de alınmadığı ve suç tarihi de dikkate alındığında, bu tarihten sonra vücuttaki alkol oranının olay tarihi itibari ile artık tespit edilmesinin fiilen imkansız olduğu, kaza tespit tutanağına göre kazaya münhasıran alkollü araç kullanmanın sebebiyet vermediğinin anlaşıldığı, tam tersine kaza tespit tutanağında kazaya sebep olan nedenin "şerit değiştirme manevralarını yanlış yapmak" olarak belirtildiği, tüm bu husular gözönüne alındığında, sanığın kazayı münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleştirmediği ayrıca her ne kadar Adli Tabip raporunda sanık hakkında "koklamakla alkol vardır" şeklinde rapor tanzim edilmiş ise de; gerek raporu tanzim eden doktorun, gerekse kaza neticesinde kaza tespit tutanağını tutan polislerin tanık olarak dinlenmesi neticesinde tanık beyanlarında sanığın alkolün etkisi ile hareketlerini ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini kaybettiği yönünde istikrarlı ve birbirlerini doğrular şekilde beyanda bulunmadığı, bu bağlamda dosya kapsamında sanığın alkolün etkisi ile hal ve hareketlerini yönlendirme yeteneğini kaybettiğine dair herhangi bir tutanağın da bulunmadığı hususları nazara alındığında şüpheden sanık yararlanır ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında suçu işlediği yönünde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Ceza Mahkemesi kararı 17.03.2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleşmiştir. Eldeki davada, Mahkemece kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği bu sebeple hasarın kasko sigortası teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki açıklanan maddi ve hukuki olgular, tüm dosya kapsamı ve ceza dava dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde, alkol ölçümü veya kan testi olmaksızın, tanıkların sürücünün alkol koktuğu, hal ve hareketlerinden alkollü izlenimi verdiği, ifadelerine dayanılarak, kazanın münhasıran alkolün etkisinde gerçekleştiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda, Mahkemece aracın maddi hasarına yönelik taraf delillerinin toplanıp, zararın kapsamı belirlenerek, davalının sorumluluğunun tespiti gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı