Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2022/9089 E., 2025/5395 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9089 E., 2025/5395 K. (09.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/9089
Karar No
2025/5395
Karar Tarihi
09.04.2025
Konu
Tazminat, Miras

4. Hukuk Dairesi 2022/9089 E. , 2025/5395 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/405 E., 2022/966 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/194 E- 2021/640 K Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlunun acz halinde olduğunu, adına kayıtlı gayrımenkullerinin de diğer davalılara devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekilleri ayrı ayrı verdikleri dilekçeler ile davanın reddini savunmuşlardır. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 25.11.2021 tarihli ve 2019/194 Esas ve 2021/640 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların satış bedellerinin çok düşük olduğu, satışa ilişkin tasarrufun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olduğunun kabulü ile taşınmazların davalı ... tarafından diğer davalılara satışa ilişkin tasarrufların iptaline, davacıya anılan taşınmazlar yönünden cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 gün, 2022/405 E- 2022/966 K sayılı kararı ile İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil Konya ili, .... İlçesi, ... Mahallesi 341 ada, 21 parsel, 4 bağımsız bölüm, 5 bağımsız bölüm ve 6 bağımsız bölüm nolu taşınmazları diğer davalı ...'dan 18.09.2018 tarihinde satın aldığını, müvekkilin diğer davalı borçlu ... ile söz konusu taşınmazlar yönünden herhangi bir ticareti olmadığını, müvekkil tarafından alınan taşınmazlar kaydında ipotek borçları ile birlikte alınmış olduğundan taşınmaz satış bedellerinin düşük gösterildiğini, yerel mahkemenin bu durumu göz ardı ettiğini ve taşınmazların ipotek sahibi bankaya ne kadar borçları olduğunu sormadığını, müvekkilin bizzat ödemeleri yaptığını ve davacı alacaklıya devir tarihlerinden sonra diğer davalı ... tarafından 1.000.000 -TL ‘yi geçgin bir ödeme yapıldığını, yerel mahkemenin sadece bilirkişi raporunu esas kabul ettiğini fakat devirlerden sonra yapılan ödemeleri Denizbank Karapınar Şubeden istemediğini, diğer davalılar ve davacılar arasında bir akrabalık ilişkisi bulunmadığını, diğer davalılar veya davacılar ile ticari veya kişisel başkaca bir ilişkinin de olmadığını, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bir davada taraflarca ileri sürülen maddi olguların hukuki değerlendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir. HMK'nın 33.maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, nitelemeyi yapıp hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278,279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, davanın BK 19'a dayalı olarak nitelendirmesi yapıldığı anlaşılmışsa da dava dilekçesi incelendiğinde davanın İİK 277 ve devamı maddelerine görülmesinin talep edildiğinin anlaşılmıştır. Dosya İİK 277 ve devamı maddelerine göre incelendiğinde; alacağın 05.06.2018 tarihli faturalı ticari işe ilişkin olduğu, Konya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9513 E sayılı dosya ile takip yapıldığı, takibin kesinleştiği, davalı borçlunun bilinen adresinde yapılan 26.11.2018 tarihli haciz tutanağının İİK madde 105 kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğu, davanın da İİlK madde 284 de belirlenen 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir. Somut olayda dava konusu; ...Mahallesi 341 ada, 21 parsel 5 bağımsız bölüm 21.06.2018 de 47.000 TL bedelle, 341 ada, 4 parsel 8 bağımsız bölüm 21.06.2018 de 51.500 TL bedelle, ... ilçesi, .... Mahallesi, 2218 ada, 3 parsel, 1 bağımsız bölüm 21.06.2018 de 62.000 TL bedelle ...'a, ... Mahallesi 341 ada, 21 parsel, 4 dükkan vasfında bağımsız bölüm 05.09.2018'de 10.000 TL bedelle, 5 nolu dükkan vasfında bağımsız bölüm 05.09.2018'de 10.000 TL bedelle ve 6 nolu dükkan vasfında bağımsız bölüm 05.09.2018'de 5.000 TL bedelle ...'a, ondan da 18.09.2018 tarihinde aynı bedeller ile ... tarafından ...'e devredilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'in dava konusu gayrımenkulü, davalı ...'dan 14 gün sonra devraldığı, davalı ...'in yem bayiliği yapan borçlu ile aynı ilçede yaşadığı ve hayvancılıkla uğraştığı, aynı faaliyet kolunda meşgul oldukları gerekçesi ile davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmişse de dosya kapsamına göre davalı 4. kişi ... yönünden varılan sonuç doğru değildir. Davalı ... her ne kadar davalı borçlu ile aynı ilçede ikamet ediyor ve hayvan besiliği işi ile uğraşıyor olsa da, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı ... ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık, akrabalık gibi herhangi bir ilişkinin, kötü niyetinin olduğunun, davacı tarafından ispatlanamamasına göre, davalı ... yönünden davanın redddine, davalı ... yönünden ise; dava konusu gayrımenkulün davalı ...'e devredildiği tarihteki gerçek değeri üzerinden icra dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tazminat ile sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, davalı ...'in davalı borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu kabul edilerek tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'e iadesine, Dosyanın HMK nun 373/ 1 hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 991ab484d0d1b050 db3cb04ce9c72a27

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı