Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/486 E., 2025/4803 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/486 E., 2025/4803 K. (14.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/486
Karar No
2025/4803
Karar Tarihi
14.10.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/486 E. , 2025/4803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/83 E., 2024/159 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/265 E., 2021/351 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ..’ün gebelik takibinin davalı hastanede yapıldığını, doktor tarafından müvekkiline verilen bilgilere göre bütün tetkiklerin, ultrason ve testlerin sorunsuz olduğunu, bebeğin sağlıklı olduğunun söylendiğini, müvekkilinin 06.08.2015 tarihinde sezaryen ile doğumunun gerçekleştirildiğini, doğumda çocuk doktoru ..’ın da bulunduğunu, doğum sonrasında bebeğin muayene edildiğini ve herhangi bir sağlık sorunu olmadığının bildirildiğini, bir gün sonra 07.08.2015 tarihinde müvekkili .. ve bebeğinin taburcu edildiğini, evlerine giden müvekkillerinin bebeğin sürekli ağlaması üzerine akşam saatlerinde davalı hastanenin acil servisine gittiklerini, acilde bebeğin doktoru ..’a ulaşıldığını, doktorun ağlamasının normal olduğunu söylediğini, bebeğin düzelmemesi ve hatta ağlamasının daha da artması üzerine müvekkillerinin 08.08.2015 tarihinde sabah 07.00 sıralarında bebeği tekrar davalı hastaneye götürdüklerini ve bebeğin hemen yoğun bakıma alındığını, yoğun bakımda bulunduğu sırada kalp krizleri geçirdiğini ve kalp masajı ile hayata döndürüldüğünü, bebeğin başka bir hastaneye sevk edildiğini, yapılan muayenede bebeğin kalbinin sol tarafının gelişmediğinin tespit edildiğini ve 08.08.2015 tarihinde vefat ettiğini, davalı hastane çalışanlarının bütün tetkik, test ve ultrasonlardan bebeğin kalbinin gelişmediğini farketmediklerini, ilk çocuklarını kucaklarına aldıkları gün kaybetmelerinin müvekkillerini derin üzüntüye boğduğunu, davalı hastanede çalışan doktorların gerekli özeni gerek doğum öncesinde gerek doğum sırasında gerekse doğum sonrasında hem tanı, hem teşhis, hem de tedavide göstermediklerini ileri sürerek, (tahkikat sonucunda zararın değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) bebeğin annesi ve babası için ayrı ayrı 1.000,00’er TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın, 100.000,00’er TL olmak üzere 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; bebeğin kalbinin sol tarafının gelişmediğinin gebelik sırasında farkedilmesi mümkün olmadığı gibi yapılan müdahale, teşhis ve doktor muayelerinde hiçbir hata bulunmadığını, doktorların ve müvekkili hastanenin kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece alınan 18.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile ceza yargılamasında alınan 24.10.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre davalı tarafından uygulanan tedavi ve yöntemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, bebeğin ölümünde davalıya kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacıların bebeklerinin hipoplastik sol kalp sendromu hastalığı nedeniyle vefat ettiği, bu hastalığın doğumda var olmakla beraber doğum öncesi yaşamda açık bulunan ve normal olarak yaşamın ilk 2 gününde kapanan duktus arteriozus damarının bu kapanışına kadar bulgu veremeyebilen bir kalp hastalığı olduğu, bebeğin genellikle doğumda normal görüldüğü, doğumu izleyen ilk günlerde ciddi kalp yetmezliği bulgularıyla kendini gösterdiği, uygun tanı konularak uygun medikal ve cerrahi tedavilere rağmen ölüm oranının yüksek olduğu, davalı tarafından uygulanan tedavi ve yöntemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, tüm bu hususların dosya kapsamında yer alan .. Üniversitesi Heyet raporu ve .. ATK raporu içeriği ile sabit olduğu, bilirkişi raporlarındaki tespitlerin birbirleri ile uyumlu olduğu, birbirini destekler mahiyette olduğu, üniversite öğretim üyelerinden oluşturulan heyetten alınan raporun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, Mahkemece davanın reddine dair hüküm tesis edilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde hazırlanmış ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle karar verildiğini, gerekli tetkiklerin yapılmış olması halinde gebelik sırasında bebeğin rahatsızlığının tespit edilebileceğini ve doğar doğmaz da tedaviye başlanılarak bebeğin ölmesinin engellenebileceğini, hastanede çalışan doktorların ihmalleri nedeniyle hastalığın tespit edilemediğini ve tedavisi yapılmayan bebeğin hastaneden taburcu edilerek vefatına neden olunduğunu, Mahkemece, doktor ... tarafından düzenlenmiş 06.08.20 15... .08.2015 tarihli muayene, tetkik, takip ve tedavi evrakları dosyaya getirtilmeden dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor aldırıldığını, söz konusu evraklar dosyaya getirtikten sonra yeniden bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bilirkişi raporlarının denetime elverişli, birbiriyle uyumlu ve yeterli olduğu, bilirkişi raporunda, fetal ekokardiyografinin gebelik izlenimlerinde her gebeye yapılması gereken rutin bir işlem olmadığı, davacının gebeliğinde herhangi bir risk faktörü olmaması ve ultrasonografide temel anatomik incelemede fetüsün kalbi ile ilgili herhangi bir anormallik saptanaması nedeniyle ekokardiyografi istenmemesinin uygun olarak değerlendirildiği, hastalığın doğal seyrinin davacıların bebeğinde olduğu gibi normal doğumu izleyen süreçte klinik bulguların ortaya çıkması sonucunda yaşamın ikinci gününden sonra geliştiği, gerek doğum öncesi gebelik takiplerinde gerekse doğum sonrası süreçte hasta sorumluluğunu alan hekimlerin takiplerini uygun şekilde gerçekleştirdiği belirtilmiş olmakla davalı hastane çalışanlarına atfı kabil kusur tespit edilemediğinin anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı