3. Hukuk Dairesi 2025/1006 E. , 2025/4576 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/896 E., 2024/1730 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/516 E., 2024/65 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; tıbbi malzeme satışı yapan müvekkili ile davalı Kurum arasında tıbbi malzeme teminine ilişkin sözleşme yapıldığını, davalı Kurumun 02.04.2019 tarihli yazısıyla, müvekkili tarafından Kuruma fatura edilen 5 adet reçetenin, reçete arkasında bulunan imzaların hasta ya da hasta yakınına ait olmadığı, reçetede yazılı malzemelerin hastalara teslim edilmediği ve sahte olarak düzenlenen reçetelerin Kuruma fatura edildiği gerekçesiyle; 2018 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Ayakta Tedavide Kullanılan Hazır Tıbbi Malzeme Sözleşmesinin (5.3.10.) maddesi uyarınca müvekkili hakkında yazılı uyarı ve cezai şart uygulanmasına karar verildiğinin bildirilerek 12.744,00 TL borç tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin bahse konu sahteciliğe bir dahilinin olmadığını, Kurum işleminin sözleşme ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin Kuruma borçlu olmadığının tespitini, paranın tahsili halinde tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurum Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yürütülen inceleme sonucu düzenlenen 16.01.2019 tarihli soruşturma raporunda, davacının sahibi olduğu .. .. tarafından müvekkili Kuruma sahte rapor ve sahte reçeteye dayalı olarak hasta alt bezi fatura edilerek Kurumun 1.274.40 TL zarara uğratıldığının tespit edildiği ve 2018 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Ayakta Tedavide Kullanılan Hazır Tıbbi Malzeme Sözleşmesinin (5.3.10.) maddesi uyarınca cezai işlem tesis edildiğini, dava konusu cezai işlemlerin mevzuat ve sözleşemeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 13.04.2021 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacının Kuruma fatura ettiği reçetelerin sahte olarak düzenlendiği ve malzemelerin hastalara teslim edilmediği, Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli kararıyla; Mahkemece, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturma dosyaları araştırılmadan ve dava konusu cezai işlemin dayanağı olan, davalı Kurum görevlileri tarafından yapılan inceleme sırasında beyanları alınan hastalar ve yakınları ile reçeteleri düzenleyen doktorların tanık olarak dinlenilmeden hüküm kurulduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunan bilirkişi raporu, ceza dava dosyası, Savcılık soruşturma evrakları ve davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar birlikte değerlendirildiğinde; davacının reçeteleri düzenleyen doktorlar ya da üçüncü kişiler ile iş birliği yaparak Kurumdan haksız menfaat temin ettiğine dair somut bir delilin bulunmadığı, davacının reçetenin gerçek bir teşhis veya tedaviye dayanıp dayanmadığını bilebilecek durumda olmadığı, davacının veya çalışanlarının sahtecilik fiiline iştirakinin açık, somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadığı, bu nedenle davacı hakkında uygulanan cezai şart işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan uyarı cezası ile cezai şart işleminin yerinde olmadığının ve davacının davalı Kuruma 12.740,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; dava dilekçelerinde müvekkilinin Kuruma borçlu olmadığının tespitini, paranın tahsili halinde tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline iadesinin talep edildiğini, dava devam ederken davalı Kurum tarafından dava konusu cezai işleme ilişkin kesintilerin yapılmaya başlandığını, buna ilişkin hesap ekstrelerini sunduklarını, ancak Mahkemece eksik hüküm kurularak istirdat talepleri hakkında karar verilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda Kurum işleminin yerinde olduğunun tespit edildiğini, dava konusu ihtilafla ilgili olarak müvekkili Kurumca tesis edilen işlemlerde kanun ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil edecek bir husus bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2018 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Ayakta Tedavide Kullanılan Hazır Tıbbi Malzeme Sözleşmesi uyarınca davacı hakkında uygulanan Kurum işleminin iptali ile davacının Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun denetime elverişli olmasına, reçetelerin sahte olduğunu bilemeyecek durumda olan ve sahtecilik fiiline iştiraki ispatlanamayan davacı hakkında uygulanan Kurum işleminin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 maddesi hükmü uyarınca, İlk Derece Mahkemesince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Kuruma borçlu olmadığının tespitini, paranın tahsili halinde tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline iadesini talep etmiş olup, celse arasında sunduğu 31.12.2029 tarihli beyan dilekçesiyle, davalı Kurum tarafından dava konusu cezai şart tutarının müvekkilinin alacaklarından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilmeye başlandığını belirtmiş ise de; İlk Derece Mahkemesince cezai şartın iptaline karar verilmesine rağmen davacının istirdat talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 11aee2c963c294b9 b5535a5de22ec9a5