3. Hukuk Dairesi 2024/4377 E. , 2025/5029 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/983 E., 2024/1694 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/176 E., 2022/242 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşmasız, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Dosya içeriğine göre kabulüne karar verilen ve davalı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 3.767,10 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulü ile 21.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ..'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ...’nın hamileliğinin son haftalarında 10.06.2008 tarihinde kontrol amacıyla davalı hastaneye başvurduğunu, kadın doğum uzmanı Dr. ...’in bebeğin suyunun azaldığını ve ertesi gün doğuma alınması gerektiğini belirttiğini, müvekkilinin sancısı olmamasına rağmen suni sancı verilerek doğumun başlatıldığını, doğum sürecinde zorlanmasına rağmen sezaryen yapılmayarak normal doğuma devam edildiğini, doğum sonrası anne ve bebeğin çocuk doktoru ... tarafından muayene edilip sağlıklı oldukları söylenerek taburcu edildiklerini, ancak topuk kanı için gittikleri sağlık ocağında hemşirenin bebeğin kolunda hareket kaybı olduğunu fark etmesi üzerine yapılan muayenede bebeğin doğum sırasında sağ kolundaki sinirlerin ciddi şekilde zedelendiğinin anlaşıldığını, hastane ve doktorların bu durumu bile bile gizleyip bebeği sağlıklı olarak taburcu ettiklerini, küçük ..’un kalıcı uzuv kaybı yaşadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 11.000,00 TL maddi tazminatın doğum tarihi olan 11.06.2008’den itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sürecinde ıslah dilekçesiyle Ayşenur için maddi tazminat talebini 2.614.325,60 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu olay ceza yargılamasına konu edilmiş olup; Dr.... hakkında açılan ceza davasında sanık hakkında kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiğini, ceza davasında tespit edilen maddi olgularun hukuk mahkemesi için bağlayıcı olduğunu, dava konusu olayda doktora atfedilecek kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Fer'i müdahil ... vekili; ceza davasında müvekkili hakkında yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları ile olayın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusuru olmadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiğini, beraat kararının Yargıtay incelemesinden geçerek 18.02.2014 tarihinde kesinleştiğini, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda meydana gelen olayın önceden öngörülmesinin mümkün olmadığı, beklenmeyen ve önlenemeyen bir komplikasyon olduğu, müvekkil hekimin kusurunun olmadığının saptandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların aydınlatılmış onam ve rızalarının alındığı, komplikasyonlar hakkında bildirildikleri hususunun davalı tarafça ispatlanamadığı, davacı küçüğün belirlenen maluliyet oranı doğrultusunda sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerektiği, tedavi gideri yönünden ise davacı ebeveynler tarafından açılan davanın kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile; 2.614.325,60 TL'nin 11.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, davacılar .. ve .. için ayrı ayrı 1.883,55 TL'nin 19.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı, fer'i müdahil ve ihbar olunan vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekili ve davalının yanında istinaf isteminde bulunan feri müdahil vekilinin davacılar .. ve .. hakkında verilen kısmen kabul kararına yönelik istinaf istemlerinin incelenmesi neticesinde; hüküm altına alınan tazminat tutarları karar tarihi itibariyle istinaf sınırının altında kaldığından istinaf başvurusunun miktar itibariyle kesin olması nedeniyle usulden reddine, davacı küçük hakkında verilen kabul kararına yönelik istinaf istemlerinin incelenmesi neticesinde; Dairenin kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden alınan 17.12.2021 tarihli hüküm kurmaya elverişli raporda bildirilen görüşün, daha evvelinde gerek Mahkemece Adli Tıp Kurumundan (ATK) alınan raporlar, gerekse hekimin yargılandığı ceza davası sebebiyle ATK ile 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporlarında belirtilen görüşle benzer olması karşısında dava konusu yapılan davacı küçüğün doğumu neticesinde gerçekleşen uzuv kaybının bir komplikasyon mahiyetinde olduğu, feri müdahil hekimin uyguladığı tedavinin tıp bilimi kurallarına uygun bulunduğu, davalı hastane ve feri müdahil hekime atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, ceza yargılaması sebebiyle alınan 11.04.2011 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da ifade edildiği üzere bebekteki hasarın aileye geç bildirilmesinden dolayı tedavide gecikmenin yaşandığından söz edilemeyeceğinin kabulü gerektiği, bu durumda davalı tarafa atfedilebilecek bir kusurun olmaması sebebiyle davacı küçükte oluşan maddi zarar ile davalı tarafın eylemi arasında uygun bir illiyet bağı bulunmadığından davacı küçüğün maddi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davacı ...'nın maddi tazminat davasının reddine, davacı ... ve ...'ın maddi tazminat davalarının kısmen kabulü ile her bir davacı için 1.883,55TL'nin 19.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davacı ...’nın davalı hastanede normal doğum yaptığı sırada bebeği ..’un omuz takılması sonucu kalıcı bedensel zarara uğradığını, davalı hastane ve doktor tarafından müvekkillerden aydınlatılmış rıza onamı alınmadığı ve olası komplikasyonlar hakkında bilgilendirme yapılmadığının dosya kapsamı ve mahkeme kayıtlarından açıkça anlaşıldığını, yerel mahkemenin davalı tarafa defalarca süre vermesine rağmen bu belgelerin sunulamadığını, hastane ve doktorun bu suretle organizasyon kusuru işledikleri, doğum sürecinde özen yükümlülüğüne aykırı davrandıkları, müdahale sürecine ve bebeğin sağlık durumuna ilişkin kayıtları tutmadıkları ve ebeveynleri bilgilendirmediklerinin sabit olduğunu, ayrıca ceza yargılamasında verilen beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı ve ilgili beraat kararının da suçun işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan raporun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğunun anlaşılmasına, davacıların dava dilekçesinde aydınlatılmış onam alınmadığı hususunda herhangi bir iddialarının olmadığının, basit yargılama usulüne tabi eldeki davada bu iddianın sonradan ileri sürülmesinin iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğunun ve dikkate alınamayacağının anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının davacılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3a41f73b9f61a56d 38fc00b88fa9fb69