Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/4131 E., 2025/1724 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4131 E., 2025/1724 K. (19.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4131
Karar No
2025/1724
Karar Tarihi
19.03.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/4131 E. , 2025/1724 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1075 E., 2023/1054 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/171 E., 2023/64 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2023 tarihli ek kararıyla, temyiz edilen kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362/1 inci maddesi gereğince kesin nitelikte olduğundan temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine karar verilmiş ise de; itirazın iptali davası nedeniyle hüküm altına alınan yabancı paranın dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının 245.583,622 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi asıl karar tarihi itibariyle temyiz sınırının üstünde olduğu anlaşılmakla; 17.07.2023 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin eşinin kardeşi olan davalıya güvendiği için verdiği vekaletle Bursa ilinde bulunan taşınmazın 1/4 hissesini davacı adına alması için 43.549,95 Euro'yu davalının banka hesabına gönderdiğini, ancak davalının payına düşen hisseyi devretmediği gibi ödenen parayı da iade etmediği için başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazların iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasında dava konusu taşınmazın 1/4 hissesinin davacıya devri amacıyla noterde 06.09.2017 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeden kısa bir süre sonra davacı vekili tarafından icra takibi yapıldığını, davalının borçlu olmadığını, takibinde kötü niyetle yapıldığının sabit olduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı aleyhine 22.01.2018 tarihinde başlatılan icra takibinden önce, davacı ile davalı arasında 06.09.2017 tarihinde, Kestel 2. Noterliğinde düzenlenen ... yevmiye nolu "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi"nin konusunun taraflar arasındaki dava konusu olan paranın verilmesine sebep taşınmaz hissesi olduğu ve davalının 1/4 hisse bedeli olan 117.600,00 TL' nin tamamını peşin ve nakden aldığını, taşınmazın 1/4 hissesinin tapusunu 06.06.2022 tarihine kadar vereceğini beyan ettiği ve davacının da aynı şekilde 117.600,00 TL satış bedelini peşin ve nakden ödediğini, taşınmazın tapuda satışını 06.06.2022 tarihine kadar alacağını kabul ettiği, bu sözleşmede hisse bedeli olarak yazılı olan 117.600,00 TL' nin, taşınmazın ilk satın alınması sırasında davacı tarafından 1/4 hisse karşılığı davalıya ödenen 43.549,95 Euro'nun TL karşılığı para olduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, davalı yönünden temerrüt durumunun oluşmadığı, taşınmazın 1/4 hissesinin yargılama aşamasında davacı adına tescil edildiği gerekçesiyle davanın reddi ile, davacının verdiği bedele karşılık taşınmaz hisse devri konusunda taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalayarak devrin 06.06.2022 tarihinde kadar yapılacağını kabul etmesine ve davacının açıklamalarına göre sözleşmenin paranın teminatı olduğu yönündeki kabulune rağmen, 22.01.2018 tarihinde ödediği paranın iadesi istemiyle ilamsız icra takibi başlattığı, takibin haksız ve davacının kötüniyetli olduğu anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip tarihinden önce tarafların aralarındaki uyuşmazlık konusu olan taşınmaza ilişkin taşınmaz satış sözleşmesi yaptıkları ve burada da taşınmazın devri için 06.06.2022 tarihini belirlemeleri dikkate alındığında, taşınmazın devir tarihinden önceki bir dönemde icra takibi yapması nedeniyle kötü niyetli olduğu ve taraflar arasında taşınmaz hissesine ilişkin daha sonra sözleşme yapılmış olması nedeniyle artık uyuşmazlığın bu sözleşme kapsamında değerlendirilmesi yönündeki mahkeme tespitinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ Davacı vekili, takibin haksız ve kötü niyetle yapılmadığını, takibe ve davanın açılmasına borçlu davalının sebebiyet verdiğini, açılan davada da satış vaadi sözleşmesinin ödemenin güvencesi olarak verildiğini, yapılan ödeme ile hükümsüz kalacağını, kötü niyet tazminatı hesabında dava harç değerinin esas alınması gerektiğini ileri sürerek usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, taraflar arasında ihtilaf konusu olan taşınmaz bedeline dair 06.09.2017 tarihinde, Kestel 2. Noterliğinde düzenlenen ... yevmiye nolu "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" yapıldıktan sonra 22.01.2018 tarihinde alacağın tahsili amacıyla icra takibine geçildiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. 2004 sayılı Kanun’un 67/2. maddesi uyarınca; '' Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' denilmektedir. Anılan Yasa hükmüne göre, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takipte haksız olması yeterli olmayıp ayrıca kötüniyetli olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı, gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi imzalamış olmakla, alacağına kavuşmuş değildir. Bu itibarla gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi imzalayan alacaklı yönünden alacağın icra takibine konu edilmesi haksız olmakla birlikte davacı alacaklının kötü niyetli olarak icra takibine giriştiği olgusu davalı tarafça ispat edilememiştir. Buna göre, İlk Derece Mahkemesince; davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.(1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.(2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “ Asıl alacağın %20’si olan 48.545,05 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresi çıkartılarak yerine “davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. KARŞI OY Uyuşmazlık, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı Kanun’un 67/2. maddesinde; '' Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' denilmektedir. Anılan Yasa hükmüne göre, davanın tamamının reddi halinde davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takipte haksız olması yeterli olmayıp ayrıca kötüniyetli olması gerekmektedir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse, aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. Alacaklının kötü niyetli sayılabilmesi için haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Somut olayda, davacı verdiği bedele karşılık davalı ile 06.09.2017 tarihinde, Kestel 2. Noterliğinde .... yevmiye nolu "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" yapmıştır. Bu sözleşmede satışa konu olan hissenin tapusunun davacıya 06.06.2022 tarihine kadar devredileceği kararlaştırılmış, ayrıca davacının bu satış vaadi sözleşmesini tek taraflı olarak tapuya şerh verdirebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu sözleşme öncesinde davacının noterden çektiği 12.06.2017 tarihli ihtarnameye karşı, davalı verdiği 15.06.2017 tarihli cevabi ihtarnamesi ile masrafların karşılanması kaydıyla tapudaki hisseyi devretmeye hazır olduğunu belirtmiştir. Davacının tapu devrinin 06.06.2022 tarihine kadar yapılmasına rıza göstermesine ve satış vaadi sözleşmesini tapuya şerh ettirme imkanı varken bu yollara başvurmayıp bu kez sözleşmeden döndüğünü belirterek 22.01.2018 tarihinde ödediği paranın iadesi istemi ile ilamsız icra takibi başlatması davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterir. Açıklanan bu gerekçeler karşısında, İlk Derece Mahkemesinin davalı lehine % 20 kötü niyet tazminatına hükmetmesinin toplanan delillere ve dosya kapsamına uygun olduğundan İlk Derece Mahkemesinin kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun "Hükmün Düzelterek Onanmasına" yönelik kararına katılmıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 157ecf8553719056 75ad6a3a8cc4b046

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı