3. Hukuk Dairesi 2024/3967 E. , 2025/2811 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/844 E., 2021/1663 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; 21.07.2011 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli mağaza (işyeri) olarak kullanılmak üzere davalıya kiraya verilen taşınmazın 31.05.2012 tarihli ihtarname ile AVM’nin iyi yönetilemediği, yeterli müşteri çekilemediği, asgari şartların sağlanmadığı, inşaatların hala devam ettiği ve henüz açılışın yapılmadığı gerekçesiyle haksız olarak feshedildiği, bu nedenle müvekkilinin makul süre kira kâybı zararına uğradığını ileri sürerek; belirsiz alacak şeklinde 1.000,00 TL ile sözleşmede kararlaştırılan haksız fesih durumunda belirlenen cezai şart bedeli olan 158.668,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; 31.05.2012 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise; kâr mahrumiyeti zararı, imaj ve marka zararı, banka teminat mektubunun haksız tahsili nedeniyle oluşan zarar ile icra takibine yatırılan paralar nedeniyle uğranılan 143.283,00 TL zararın karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 12.02.2015 tarihli kararla; asıl davanın kısmen kabulüne, 1.000,00 TL kira kaybı zararının ihtar tarihinden, 126.001,00 TL cezai şart bedelinin dava tarihinden işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilin, karşı davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 12.05.2016 tarihli ilamıyla; davacı karşı / davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "... Taraflarca sözleşmede kararlaştırılmış bir makul süre söz konusu değildir. Bu nedenle Mahkemece, sözleşme sonunu geçmemek üzere, taşınmazın tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarda yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar kira bedelinden kiracı sorumlu olacağından, bu yönde bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. "gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; makul süre kira bedelinin 3 ay olarak belirlendiği, kesinleşen yönler bakımından yeniden hüküm kurulmadığı gerekçesiyle; davacının yoksun kaldığı 1.000,00 TL alacağa ihtarın yapıldığı 22.06.2012 tarihinden, 31.857,85 TL'ye 04.03.2021 ıslah tarihinden itibaren işletecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından yoksun kalınan kira alacağına ilişkin tüm tutara 22.06.2012 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerekirken, talep artırıma konu edilen tutara 04.03.2021 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, makul süre nedeniyle oluşan kira kaybı zararının tahsili istemine ilişkindir. Davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açarak şimdilik 1.000,00 TL makul süre kira bedelinin 22.06.2012 tarihinden itibaren uygulanacak faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, alacak miktarının bilirkişi raporu ile belirlenmesi üzerine, 04.03.2021 tarihli dilekçe ile dava değerini 31.857,85 TL'ye yükselterek 32.857,85 TL'nin 22.06.2012 itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece 04.03.2021 tarihli dilekçe ile artırılan dava değerine ilişkin hükmedilecek faizin 22.06.2012 itibaren başlatılması gerekirken, hatalı olarak bu tutarın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmiş olması, doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/7. maddesi uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili tarafından temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendi çıkartılarak yerine "1- Davanın kabulü ile ''32.857,85 TL'nin 22.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6d9e8a730f5ccb45 0c92e469a254441f