Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/3947 E., 2025/3411 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3947 E., 2025/3411 K. (18.06.2025) – Yağma

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3947
Karar No
2025/3411
Karar Tarihi
18.06.2025
Konu
Yağma, Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3947 E. , 2025/3411 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/1066 E., 2024/289 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında imzalanan 16.02.2007 başlangıç tarihli ve on yıl süreli kira sözleşmesi ile davalı ...'nin sahibi olduğu arsanın kiralandığını, sözleşmede; davacı kiracı tarafından arsa üzerine binalar ve sosyal alanlar inşa edileceği, petrol ve akaryakıt ürünleri satışı alanında ticari faaliyette bulunulacağı, arsa sahibinin arsaya ait akaryakıt satış ruhsatlarını temin etmesinden sonra davacının ticari faaliyetine başlayacağının kararlaştırıldığını, ancak geçen süreçte davalıların arsaya ilişkin izin ve ruhsatları vermemesi sebebiyle ticari faaliyete başlanılamadığını, Orhaneli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/3 D. İş sayılı dosyasında arsa üzerindeki binalar ve akaryakıt istasyonu için yapılan masrafların tespit edildiğini, bilirkişi raporunda inşaat işleri için 296.000,00 TL, elektrik hattının çekilmesi ve iç elektrik tesisatı için 61.774,00 TL bedel belirlendiğini, davalı tarafa 23.500,00 TL elden ödendiğini, kira bedeli olarak da 22.200,00 TL ödeme yapıldığını, ayrıca inşaatta çalışan işçilere sigorta+maaş yaklaşık 20.000,00 TL harcandığını, neticeten bu ödemelere ilişkin toplam 450.000,00 TL giderin bulunduğunu ileri sürerek; müvekkilinin uğradığı zararın tazminini ve faaliyette bulunamadığı için mahrum kalınan kâra ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; dava konusu yer dava dışı 3. kişilere 2006 yılında kiraya verildiğinde projede belirtilen 5 adet binadan araba yıkama-yağmala, tamir-bakım yeri, idari bina ve restaurant olmak üzere 4 binanın tamamının yapıldığını, sıvaları ile paridyen mermerlerinin hazır durumda olduğunu, binaların Bayandırlık İl Müdürlüğünden alınmış 20.08.1999 tarihli ve 15/8 sayılı ruhsat ile 23.01.2001 tarihli ve 17/46 sayılı tadilat ruhsatlarında da belirtilen söz konusu 5 binanın 4 tanesinin tam olarak kiracıya teslim edildiğini, sadece mağazanın temelini müvekkilinin yaptığını, üzerini ise kiracının tamamladığını, ayrıca davacı şahıslara ruhsat ve diğer resmi işler ile evrakları takip etmeleri için ... . Noterliğinden 23.08.2006 tarihli ve ... sayılı vekaletname ile her türlü yetki ve olanağın verildiğini, davacının bir bina yapmasına rağmen bütün binaları yapmış gibi rapor aldıklarını, bahse konu binanın SGK primlerinin davacı kiracı tarafından ödenmemesi sebebiyle müvekkilinin eşinin tüm mal varlığına ve müvekkilinin aracına SGK tarafından haciz uygulandığını, davacılar tarafından 60 aydır kira bedelinin ödenmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; davacı şirket ile müvekkili arasında kira sözleşmesi bulunmadığını, müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, bahsi geçen binaların, arazi üzerindeki benzinliğin, elektrik tesisatının ve trafonun müvekkili tarafından inşaa edildiğini, resmi kurumlara gerekli müracaatların yapıldığını, davacının iddialarına ilişkin bir fatura ve delilleri bulunmadığını, arsada işgalci olduklarını, benzinliğin 2006 yılında dava dışı 3. kişilere kiraya verildiğini savunarak, haksız davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 25.05.2015 tarihli kararla; davacı şirket kiralanan taşınmaza yapılan ve keşifle belirlenen yapıların kendisi tarafından yapıldığını ispat edemediği, taraf tanıklarının beyanları arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 06.06.2018 tarihli ilamla; "... Mahkemece yapılacak iş; öncelikle kiralananın tahliyesinin gerçekleşip gerçekleşmediği hususu üzerinde durularak, tahliye gerçekleşmemiş ise davanın reddine karar vermek olmalıdır. Eğer tahliye gerçekleşmiş ise; davalının bir binanın davacı tarafından yaptırıldığına ilişkin beyanı da dikkate alınarak, konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak davacı kiracı tarafından yapıldığı ileri sürülen faydalı masraflardan sökülüp götürülmesi mümkün olmayan, kalıcı ve davalı kiraya veren tarafından benimsenen imalatların nelerden ibaret olduğu, faydalı, zorunlu ya da lüks imalat olup olmadıkları ayrıntılı olarak tespit edilerek, bu imalatların imal tarihleri itibarıyle değerinin belirlenmesi, tahliye tarihi dikkate alınıp kalan kiralama süresi de değerlendirilerek 1 yıllık kira bedeli de düşülmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan mahkemenin, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; akit süresinin 16.02.2007 ila 16.02.2017, tahliye tarihinin dava dışı 3. kişiye kiralanma tarihinin 06.04.2014 olduğu, kalan kira süresine ilişkin kira bedeli toplamı 18.533,00 TL olup çay ve kafeterya binasına ilişkin maliyet bedeli 55.319,37 TL'den mahsubu sonucu 19.516,05 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, sehven 19.516,05 TL'den 18.533,00 TL'nin düşülmesi sonucu 983,05 TL'nin bulunduğu, mahrum kalınan kârın davacı tarafından kanıtlanamadığı, bozma ilamında da bu konuda neden bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, mahrum kalınan kâr talebi yönünden bozma olmadığı da dikkate alınarak davanın reddine, 983,05 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalılardan Yılmaz vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; dosyada mevcut 11.12.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre alacak miktarı hesaplandığı halde müvekkili lehine yalnızca 983,05 TL maddi tazminata hükmedildiğini, Mahkemece re'sen yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, hesaplamada 55.319,37 TL'nin esas alınması gerektiğini, mahsupta 19.516,05 TL'nin esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; tahliyenin gerçekleşmediğini, iddiaları dikkate alınarak, binanın temelinin ve üst kısmının davacı tarafından yapıldığı varsayımıyla yapı maliyetinin hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, yapının temeli müvekkili tarafından binanın tesliminden önce atılmışsa da, kiralanan yerin davacıya teslimi sonrasında kalan kısımların da tüm yapım ve giderleri müvekkili tarafından karşılanarak tamamlandığını, bilirkişi ek raporundan da anlaşılacağı üzere binanın üst kısmını müvekkilinin bizzat kendisinin yapmış olabileceğine yönelik hesaplama yapılmadığını, gerekçeli kararda söz konusu binanın üst kısmının müvekkili tarafından yapıldığı kabul edilmesine rağmen, bu kısımların davacı tarafından yapıldığı varsayımıyla alacak hesaplayan bilirkişi raporuna itibar ederek maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, kira sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının; bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gözetilerek verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kural olarak bozma ilamına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma ilamına uyması sonunda, kendisi için o ilamda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtayca re'sen dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz. Temyize konu kararda, Mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamıyla, imalat değerinin belirlenmesi, tahliye tarihi dikkate alınıp kalan kiralama süresi de değerlendirilmesi ve 1 yıllık kira bedeli de düşülmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece imalat bedelinden bakiye süre kira bedeli ile bozma ilamında belirtilen 1 yıllık kira bedelinin mahsubu sonucu bulunan rakama hükmedilmesi yönündeki gerekçe doğru değildir. 3. Taraflar arasındaki sözleşmenin 16.02.2007 başlangıç tarihli ve bir yılı ödemesiz on yıl süreli olup kiralananın arsa- tarla niteliğinde olduğu, petrol akaryakıt ürünleri ve gıda satışı için kullanılacağı, sözleşmenin (22.) maddesinde, "Kira müddeti 10 yıldır, arsa üzerine yapılacak binalar ve demirbaşlar nedeniyle 1 yıl kira ödemesi olmayacaktır." düzenlemesi yer almaktadır. Bu sözleşme hükmü gereği; davacı kiracı, yaptığı faydalı ve masrafları talep edemez ise de davacının kiralananı sözleşme süresi dolmadan tahliye ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde, davacı kiracı, kiralananı erken tahliye etmiş olması nedeniyle kiralanana yapmış olduğu ve söküp götüremediği faydalı ve zorunlu nitelikteki imalatların değerini, kalan kira süresiyle orantılı olarak kiraya verenden talep edebilir. Ne var ki, Mahkemece kalan kira süresi ile orantılı olarak herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Buna göre, Mahkemece; taraflar lehine oluşan kazanılmış hakların gözetilmesi ve uyulan bozma ilamında açıklandığı şekilde bilirkişiden belirtilen hususlarda ek rapor alınması ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince taraflar yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! baa110b9d57ce375 e15858ce7cad2541

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı