Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/3924 E., 2025/3355 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3924 E., 2025/3355 K. (17.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3924
Karar No
2025/3355
Karar Tarihi
17.06.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/3924 E. , 2025/3355 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/527 E., 2024/372 K. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle, davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'de Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 03.09.1998 tarihinde davalı şirketten biri çatı dubleks olmak üzere iki adet ultra lüks konut satın aldığını, taşınmaz üzerine müvekkili lehine kat irtifakı tesis edildiğini, iki adet konut karşılığı toplam 640.000 USD ödendiğini, taşınmazları en geç anahtar teslimi olarak Ocak 2000 yılında teslim edilmesi konusunda anlaştıklarını, ancak konutların teslim edilmediğini, konutların zamanında teslim edilmemesi nedeniyle kira gelirinden de yoksun kaldığını ileri sürerek, müvekkiline satılan konutların teslim ve aynen ifasına, teslim tarihinden itibaren yoksun kaldığı karın ve uğramış olduğu munzam zararın hesaplanarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.06.2009 tarihli açıklama dilekçesiyle taşınmazların teslimine/aynen ifasına, bu mümkün olmazsa satış sözleşmesinin iptaliyle, taşınmazların toplam satış bedeli olan 640.000 Doların satış tarihi itibariyle işleyen reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, kira kaybı ve munzam zararın bilirkişi marifetiyle hesaplanmasına ve reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş; davacı 26.7.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile, atiye terk ettikleri taşınmaz haricinde diğer taşınmaz için aynen ifa, bu mümkün değilse satış sözleşmesinin iptali ile ödediği satış bedeli 290.000 USD’nin tahsili, uğradığı kira kaybı ve munzam zarar olarak 103 aylık kira bedeli olan 154.500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; sözleşme gereği müvekkilinin tapuda devir işlemini yaparak yükümlülüğünü yerine getirdiğini, müvekkilinin alım satıma konu olan konutların müteahhit firması olmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre bu yükümlülüğün dava dışı kooperatife ait olduğunu, bu nedenle müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.12.2011 tarihli kararıyla; taraflar arasında yapılmış yazılı bir harici veya resmi sözleşme olmadığından ve davalının tapu devri dışında ne tür bir borç altına girdiği belli olmadığından davacının kira ve munzam zarar taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 26.12.2012 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 29.06.2013 tarihli ilamıyla; Mahkemece, davacının delil olarak dayandığı ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/265 E. sayılı dava dosyası getirtilip incelenmediği gibi davacının 26.7.2010 tarihli ıslah dilekçesindeki talepleri hakkında bir değerlendirme yapılmadığı, Mahkemece, davacının delil olarak dayandığı dava dosyası getirtilip incelenmesi ve davacının ıslah dilekçesindeki taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle,davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile 26.12.2012 tarihli onama ilamının kaldırılarak kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin bozmaya uyularak 11.03.2021 tarihli kararıyla; taraflar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi bulunmadığı, davalı her ne kadar tescil borcunu yerine getirmişse de fiili teslim borcunu yerine getirmediği, davacı 640.000 USD ödediğini ve ödediği bedelin iadesini talep etmişse de 640.000 USD ödediğine ilişkin delil belge ibraz edilmediği, resmi senetlere göre 03.09.1998 tarihinde D blok 14. kat, 28 numaralı bağımsız bölüm 1.000.000.000 ETL bedelle, 15.06.2001 tarihinde C blok 8. kat, 15 numaralı bağımsız bölüm 4.100.000.000 ETL bedelle satıldığının anlaşıldığı, aksinin ancak senede karşı senetle ispat kuralı gereğince yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davacının aksine delil ve belge sunmadığı, dava tarihinde ve mevcut tarih itibariyle vaat edilen projenin hayata geçirmesine imkanı bulunmadığı, aynen ifa talebinin yerinde olmadığı, terditli talebi olan sözleşmenin iptali ile ödenen bedelin iadesine ilişkin talebinin yerinde olduğu, resmi senetlere göre 03.09.1998 tarihinde D Blok 14. Kat, 28 numaralı bağımsız bölüm 1.000.000.000 ETL bedelle, 15.06.2001 tarihinde C Blok 8. Kat, 15 numaralı bağımsız bölüm 4.100.000.000 ETL bedelle satıldığı ve 5.100,00 TL (yeni Türk Lirası olarak) bedelin iadesi talebinin yerinde olduğu, taşınmazın hangi tarihte ve ne durumda teslim edileceğine ilişkin taraflar arasında yükümlülük doğuran sözleşme bulunmadığından kira kaybı ve munzam zarar taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, aynen ifa talebinin reddine, sözleşmenin iptali ile 5.100,00 TL'nin dava tarihi olan 11.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kira kaybı ve munzam zarar talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulmuştur. 4. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.02.2022 tarihli ilamıyla; davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; taraflar arasında yapılan satış sözleşmesinin ifa edilmemesi nedeniyle davacının taşınmazın ifasının imkânsız hale geldiği tarihteki rayiç değerini isteyebileceği, dava konusu 15 no’lu meskenin tapusunun halen davacının üzerinde olduğu, eldeki dava ile sözleşmenin iptalini talep ettiği bu durumda ifanın dava tarihi itibariyle imkansız hale geldiği, bu durumda Mahkemece, ifanın imkansız hale geldiği tarih esas alınmak suretiyle rayiç bedele (davacının talep ettiği satış bedeli olan 290.000 USD geçmeyecek şekilde) hükmedilmesi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 5. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ifanın imkansız hale geldiği tarih olan dava tarihi esas alınmak suretiyle rayiç bedelin ( davacının talep ettiği satış bedeli olan 290.000 USD geçmeyecek şekilde) davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüyle, 7.000,00 TL'nin dava tarihinden, 333.000,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile toplam 340.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, dava konusu bağımsız bölümün davacı adına tapu kaydının iptali ile davalı adına kaydına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; ıslah dilekçesiyle, sözleşmenin iptali ile ödenen bedelin iadesi talep edilmesine rağmen Mahkemece, ilgili taşınmazın rayiç bedeline hükmedilmesinin taleple bağlılık ilkesini açıkça ihlal edildiğini, tazminata karar verilse dahi doğrudan 290.000 USD üzerinden karar verilmesi gerektiğini, hükümde belirtilen 340.000,00 TL'nin hem hukuki açıdan karşılığı olmaması hem de zararların giderilmesi bakımından da hakkaniyetsiz olduğunu, zararın dava tarihi esas alınarak hesaplanacağı kabul edilse dahi dava konusu satış bedelinin (290.000 USD), 07.08.2008 tarih itibariyle USD kuru 1.2169 olduğundan, dava tarihi itibariyle taşınmazın değerinin 352.901,00 TL olması nedeniyle, Mahkemenin belirlediği miktarın az olduğunu, yoksun kalınan kira geliriyle ilgili Mahkemece hüküm kurulmadığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili Şirketin dava konusu taşınmazın inşasını yapmakla yükümlü müteahhit firma olmadığı gibi, sadece taşınmazı satın alan 3. kişi olarak sonradan davacı ile gerçekleştirdiği alım satım akdi gereği de edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazın imalatı da dahil olmak üzere başkaca hiçbir taahhüdü yahut edimi bulunmadığını, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların incelenmediğini, bozma ilamında konu ettiği ana dava dosyasına sunulan ... Belediyesinden gelen müzekkere cevaplarında taşınmazın imara uygun hale getirilebileceğinin belirtildiğini, ifa imkansızlığından söz edilemeyeceğini, bu sebeple davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, dava konusu taşınmazın da bulunduğu ana taşınmazın tamamının inşasını üstlenen müteahhite yönelik açılan davanın neticesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının ileri sürdüğü ödeme iddiasının afaki ve soyut olması sebebiyle kabul etmediklerini, hükmedilen miktarın fahiş olduğunu, kabul etmemekle beraber, davacının temyiz dilekçesinde her ne kadar seçimlik hakkını ıslah ederek satış bedelini talep ettiğini ifade etmiş ise de seçimlik hakların hiçbir şekilde ıslah edilemeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, satış sözleşmesinin feshi nedeniyle alacak ve tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığının anlaşılmış olmasına göre de, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 873147ebd713014a 5198320810830310

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı