3. Hukuk Dairesi 2024/3723 E. , 2025/3083 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1920 E., 2024/1566 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/495 E., 2022/12 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı- karşı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/karşı davalı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre karşı davada kabul edilen ve temyize konu edilen toplam miktar 6.340,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı- karşı davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı-karşı davalı asil; davalı ile taşınmaz alımına ilişkin 17.12.2016 tarihinde imzalanan sözleşme gereği kendisine taşınmaz tapusunun devri aşamasında 13.840,00 TL bedelli senet vermesi gerektiğinin belirtildiğini, aksi halde tapu devri yapılmayacağının belirtilmesi üzerine senedi zorla vermek durumunda kaldığını, sonrasında açtığı dava ile bu senet nedeniyle borçlu olmadığına ve takibin iptaline karar verildiğini, takip dosyasında maaşından yapılan kesintilerin iadesinin sağlandığını, ancak kendisinden fazladan tahsil edilen 11.940,00 TL'nin iade edilmediğini, senetten dolayı yapılan takip nedeniyle mali sorunlarının fazlalaştığını, davalı tarafça ödeme yapılmaması nedeniyle kendi acil borçlarını ödeyemediğini, maddi ve manevi olarak sorunlar yaşadığını, senet imzalandıktan sonra 23.12.2016 tarihinde tapu devri yapıldığını, bankadan kullandığı kredinin de davalı hesabına aktarıldığını, hesaba geçen 40.000,00 TL'nin 20.00000 TL'lik kısmının aralarında yapılan sözlü pazarlık gereğince kendisine iade edilmesi gerekirken teslim edilmediğini, ayrıca senetten dolayı da takip yapıldığını, senedin ve 240.000,00 TL'ye aldığı evin bedelini ve üzerinde kalan 20.000,00 TL'nin kendisine ödenmesini istediğini, ancak evin 260.000,00 TL'ye kendisine satıldığının söylendiğini, davalı hesabına geçen 20.000,00 TL içinden tapu harcının düşülmesi ile geri kalan 16.000,00 TL'nin iade edilmediğini, alacaklı iken haksız olarak borçlu duruma düşürüldüğünü, maaşına, evine, arabasına konulan hacizlerden dolayı manevi olarak zoruluklar yaşadığını, kurumuna haciz yazısı yazılmaması için mücadele ettiğini, sicilinin bozulmaması için uğraştığını, davalı tarafından yapılmayarak eksik bırakılan sözleşmenin 4. maddesindeki hususların kat malikleri kurulunca ya da şahsi çabaları ile yapıldığını, eksik işler nedeniyle tarafınca yapılan ödemelerin iade edilmesinin gerektiğini ileri sürerek; davalının tapu harcı düşüldükten sonra ödemesi gereken 16.000,00 TL ile 11.940,00 TL'nin tahsiline, haksız takip nedeniyle uğradığı zararların tespiti ile tahsiline, sözleşme gereğince tespit edilecek eksik işlerin bedeli, geçirilen süreçte banka ve polis sandığından çekmek zorunda kaldığı kredi ve sandık ödemelerinin tespiti ile tahsiline ve 200.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin konkordato başvurusunda bulunduğunu ve hakkında verilen geçici mühlet kararı olduğunu, geçici mühlet içerisinde aleyhine dava ikame edilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının talep ettiği 11.940,00 TL ve 16.000,00 TL'nin aynı sebeplerle ileri sürülen iddialar olup mükerrer talepler olduğunu, davaya konu dairenin davacıya 260.000,00 TL'ye satıldığını, 23.12.2019 tarihli tapu devir talimat evrakında görüleceği üzere davacının takasa verdiği daireden kalan borcunun 47.500,00 TL olduğunu kabul ederek söz konusu evrakı imzaladığını, sözleşme uyarınca daireyi eksiksiz teslim ettiğini, dolayısıyla sözleşmenin 4. maddesine aykırılık olmadığını, sözleşme ve teslimin üzerinden 3 yıldan fazla bir süre geçmesine karşın tarafına yapılan bir ihbarın olmadığını, davacının şirketi ibra ettikten sonra dava açmasının kanuna aykırı olduğunu, sözleşmenin 3/i-j maddeleri gereğince tapu masrafları ve diğer masraflarla birlikte mesken masraflarının davacı tarafından ödenmesi gerektiğini, davacı tarafından ödenmesi gereken elektrik, su ve doğalgaz abonmanlıkları, çevre düzenlemesi ve ferdi iskan masrafları, tapu harç/masrafları ve mesken masraflarının halen ödenmediğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini, karşı davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 100,00 TL'nin 31.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, 06.12.2021 tarihli dilekçe ile talebini 6.340,00 TL'ye yükseltmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının herhangi bir hak ve talebinin kalmadığına ilişkin imzaladığı teslim tutanağının mevcut olduğu, tapu kaydının yapıldığının belli olduğu, 2017/861 E. sayılı dosyada verilen karar gereğince davacının kambiyo senedinin geçersizliği nedeniyle alınan senetten dolayı davalıya borçlu olmadığına ilişkin hüküm kurulduğu, bu kararın kesinleştiği, bundan dolayı davacı-karşı davalının maaşından 3.500,00 TL kesinti yapıldığı, bunun haricinde davacı-karşı davalının fazladan ödeme yaptığına ilişkin belge olmadığı, ayrıca 3.500,00 TL'nin davacı-karşı davalıya teslim edildiğinin tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, 20.000,00 TL alacağı olduğuna ilişkin soyut beyanından başka delil olmadığı, her ne kadar eksik işlere ilişkin fazla ödemenin iadesini talep etmişse de davalı-karşı davacı firmayı ibra ettiği göz önüne alınarak, asıl davanın reddine; karşı davanın kabulü ile 6.340,00 TL'nin 31.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde taraf vekilleri istinaf başvuruda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 05.04.2022 kararıyla; davalı tarafından sunulan belgenin mesken ödemeleri yönünden ibra mahiyetinde olduğu, bu durumda davacının, davalıdan fazla ödediğini belirtiği 11.940,00 TL ve tapu masrafları yönünden talepte bulunamayacağı, takibe konu senedin davacı tarafından ödenmeyen mesken masrafı ve tapu masrafları karşılığı alındığı, senedin geçersiz olmasının senedin ispat fonksiyonuna ilişkin bir durum olup hakkın esasına ilişkin bir durum olmadığı, davalının takip yaparken açıkça haksız ve kötü niyetli olduğunun kabule imkan bulunmadığı, koşulları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebinin reddi yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu; davacı, davalının aralarında imzalanan sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen teknik şartlara aykırı şekilde teslim ettiğini, bu durumun da dairenin değerini düşürdüğünü iddia etmiş olup, mahkemece bu hususta herhangi bir araştırma ve mahallinde konusunda uzman teknik bilirkişi ya da bilirkişiler vasıtasıyla keşif yapılmadan ve rapor alınmadan hüküm kurulduğu belirtilerek, taraf vekillerinin karşı davaya yönelik istinaf başvuru dilekçelerine konu edilen alacağın/dava değerinin/kabul edilen karar miktarının 6.340,00 TL'ye ilişkin olması sebebiyle kesinlik sınırı içinde kaldığından, istinaf başvurularının usulden reddine; davacı-karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeler doğrultusunda kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeler doğrultusunda ve asıl davadaki belirtilen karar kısmı yönünden kaldırılmasına, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere, asıl davanın kaldırılan kısmı yönünden davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine, davacının fazla ödediğini beyan ettiği meblağa yönelik yapmış olduğu istinaf talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine yönelik karar kısmıyla ilgili istinaf talebinin reddine; reddedilen manevi tazminat talebine yönelik vekalet ücretiyle ilgili davalı tarafın istinaf talebinin kabulü ile manevi tazminat talebi yönünden kurulan hüküm kısmının kaldırılmasına, düzeltilerek bu yönden yeniden bir karar verilmesine; davalı tarafın asıl davadaki reddedilen maddi tazminat kararına yönelik istinaf talebinin, dairemizce bu kısımla ilgili kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesine dair kararının niteliğine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara süresi içerisinde davacı-karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairece verilen 30.05.2023 tarihli ilamla; Bölge adliye mahkemesince, asıl davadaki talepler bölünerek karar verilemeyeceğinden, bir kısım taleplerin esastan incelenip bir kısım talepler yönünde ise gönderme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak mahallinde yapılan keşif sonucu alınan teknik bilirkişi raporu ve itirazlar yönünden alınan ek rapora göre davacı- karşı davalının taraflar arasındaki sözleşme tarihi itibariyle 25.000,00TL maddi zarar/tazminat alacağının bulunduğu, fazlaya ilişkin kısımla ilgili maddi zarar/tazminat talebinin ise kesin ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı, davacı-karşı davalının manevi tazminat talebinin kabulü için kanuna göre aranan gerekli koşulların oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 25.000,00TL maddi tazminatın sözleşme tarihi olan 17.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalı- karşı davacı şirketten alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine, davacı- karşı davalının fazlaya ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat talebinin reddine, karşı davanın kabulüne, 6.340,00 TL'nin 31.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı- karşı davalıdan alınarak davalı- karşı davacı şirkete verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili; evin bedelinin 240.000,00 TL şeklinde kararlaştırıldığını, o tarihte Kayseri'deki terör saldırısı nedeniyle emniyet personeli olan müvekkilinin de şehirde gerçekleşen olay nedeniyle içeriğini fazla inceleyemediğini, sözleşme metninde farklı bir bedelin yazılı olduğunu anlayamadığını, müvekkiline vaat edilen evin 145 m2 olacağı belirtildiği halde, 120 m2 olarak yapıldığını, davalının müvekkiline spor salonu ve saunası olan bir ev teslim etmeyi taahhüt ettiğini, alınan raporda bu ekik işlerin bedelinin sadece 25.000,00 TL olarak tespit edilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin tutumları neticesinde müvekkilinin ekonomik ve manevi yönden ciddi yaralar aldığını, soruşturma geçirdiğini ve devamında emekli olduğunu, davalının talebine konu tapu harcına ilişkin dayanak belgenin 23.12.2016 tarihli tapu devir talimatı isimli belge olduğunu, bu belgeyi kabul etmediklerini, belgenin yalnızca alt kısmında müvekkilinin imzası olduğunu, üst kısmının davalı tarafından dilediği şekilde doldurabileceğini, bilirkişinin 6.340,00 TL bedele nasıl ulaştığının anlaşılamadığını, müvekkilinin sadece kendisine teslim edilen daire için ibrada bulunduğunu, bu belgeye dayanarak davalının sorumluluktan kurtulduğu yönündeki kabulün hatalı olduğunu, müvekkilinin davalının tutumu nedeniyle icra tehditleri ile boğuşmak zorunda kaldığını, maaşından kesintiler yapıldığını, manevi yönden zarara uğradığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada taşınmaz satışına dayalı maddi ve manevi tazminat; karşı davada ise aynı taşınmaz satışından kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve yargılama sırasında ileri sürülmeyen hususların temyiz aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, davacının reddedilen maddi zararı yönünden iddiasını ispatlayamadığı, manevi zarara hükmedilmesi için gerekli şartların oluşmadığının anlaşılmasına göre davacı- karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı- karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Asıl davaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 47648ccb1e4d49b2 c7b4e5738b1d5d91