Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3506 E., 2025/2816 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3506 E., 2025/2816 K. (14.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3506
Karar No
2025/2816
Karar Tarihi
14.05.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/3506 E. , 2025/2816 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 54. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2133 E., 2024/1575 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/1350 E., 2024/207 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı ile dava dışı Türk Hava Kurumu arasında imzalanan kira sözleşmesinden doğan hak ve alacakların 25.06.2014 tarihli sözleşme ile davacıya temlik edildiğini, temlik işlemine istinaden 05.07.2017 tarihine ait Temmuz ayı kira bedelinin zamanında yatırılmadığını, ödeme 14.03.2018 tarihinde yapıldığından sözleşmenin (26.) maddesi gereğince gecikilen her gün için muaccel hale gelen kira bedellerinin KDV dahil %0.5'i oranında ifaya eklenen nitelikte faiz ödeme mükellefiyeti doğduğunu, 24.07.2017 tarihli ihtarname ile tüm yasal ve akdi hakların saklı tutulduğuna dair bilgi verildiğini ileri sürerek; şimdilik 15.000 USD'nin Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla birlikte fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davanın dayanağı olan 01.07.2005 tarihli kira sözleşmesi dava dışı Türk Hava Kurumu Genel Başkanlığı ile dava dışı ... Giyim San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanmış olup müvekkili şirketin, 18.03.2013 tarihli protokol ile anılan kira sözleşmesini devraldığını, davacının 25.06.2014 tarihli temlik sözleşmesi ile kira alacaklarını temlik aldığını, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, feri alacak niteliğinde olan ifaya ekli cezai şartın, kira bedeli ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin tahsil edildiğinden istenmesinin mümkün olmadığını, kiralananın kullanılmasının da engellendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 2 aylık kira bedelinin ödenmesi maksadıyla .... Noterliği vasıtasıyla keşide ettiği, ihtarnamenin incelenmesinde, cezai şartın taraflarından her zaman talep edilebileceğine ilişkin kayıt bulunmadığı, davacının ifaya eklenen cezai şartın tahsilini talep ettiği ancak ifayı çekincesiz olarak kabul ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından kira bedellerinin bankaya ödenmesi aşamasında cezai şart talebine ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin kabul edildiği, sözleşmenin (26.) maddesinin ifaya ekli cezai şart olduğu, kira ödemelerine ilişkin ihtirazi kayıt konulmadığı ve ihtarname içeriği dikkate alındığında davanın reddinin yerinde olduğu gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; banka kanalıyla yapılan ödeme bakımından ihtirazı kayıt konulmasının mümkün olmadığını, ihtarname içeriğinin cezai şart taleplerinden feragat veya ifayı çekincesiz kabul şeklinde yorumlanamayacağını, ihtarnamede “ilgili yasal mevzuatın tanımış olduğu haklarımızın kullanılmak durumunda kalınacağını ihtar ve tebliğ ederiz” denilerek fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, bu kaydın cezayı isteme hakkının saklı tutulması olarak kabul edilmesi gerektiğini, kira sözleşmesinin (26/4.) maddesinde cezai şart talep edebilmek için ihtirazi kayda gerek olmadığının kararlaştırıldığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, kira sözleşmesi uyarınca kira bedelinin geç yatırılmasından kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) "Ceza koşulu" üst başlığı altında düzenlenen "Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi" başlıklı 179. maddesinde; “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.” hükmünü içermektedir. Maddenin birinci fıkrasında seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu kararlaştırılmış ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise, alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda, aksi sözleşmede öngörülmemiş ise, alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini isteyemeyecektir. İkinci fıkrada düzenlenen ifaya ekli ceza koşulunda ise alacaklı, açıkça vazgeçmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen ceza koşulu ise maddenin üçüncü fıkrasında hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat etme hakkı saklı tutulmuştur. Ceza koşuluna ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya ekli ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür. İstisnası cezanın indirilmesiyle ilgili 6098 sayılı Kanun'un 182. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde: “Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.” denilmek suretiyle, bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; sözleşmenin (26.) maddesinde kararlaştırılan bedelin ifaya ekli cezai şart olduğu, 24.07.2017 tarihli ihtarname içeriğinde davacı tarafca akdi hakların saklı tutulduğunun belirtilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı