3. Hukuk Dairesi 2024/3392 E. , 2025/1613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/307 E., 2022/465 K. Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 20.10.2001 vadeli bir adet 50.000 USD, iki adet 100.000 USD bedelli emre yazılı senetten kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla Üsküdar 1. İcra müdürlüğünün 2002/10115 ve 2002/10116 sayılı dosyaları ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin vekili Av. ... tarafından senet asıllarının imza karşılığında kasada muhafaza edilmek üzere icra müdürlüğüne teslim edildiğini, daha sonra haciz talep edildiğinde haciz kararı alınmadan borçlu vekili Av... nın iletişime geçerek anlaşma teklif ettiğini, bunun üzerine avukatların bir araya gelerek 22.01.2003 tarihli protokolü düzenlediklerini, bu protokolde borçlu vekilinin açtıkları borca ve imzaya itiraz davalarından feragat etmeyi ve savcılıkta müvekkili hakkındaki sahteciliğe ilişkin şikayetlerini geri çekmeyi taahhüt etmiş isede Av. ... bilahare protokolü ve imzasını inkar ettiğini, zira borçlu vekilleri Av. ... Av. ... ve Av. ....’ın icra kasasında saklanan senetleri icra müdürü ... ve icra memuru ... ile el ve iş birliği yaparak iki defa kasadan alıp icra dairesi dışına çıkarmak suretiyle bilgisayar ortamında hazırlanmış sahteleriyle değiştirdiklerini, şikayetleri üzerine ... ve ... hakkında ceza davası açıldığını, avukat hakkında ise soruşturma izni verilmesi talep edildiğini, avukat hakkında benzer pek çok dosyanın bulunduğunun ve 2001 yılı Mayıs ayında işten el çektirildiğinin Baro kayıtlarından anlaşıldığını, icra müdür ve memurunun hizmetinde kanunun ve nizamın gösterdiği usul ve şekle uymayarak tebligat parçalarının çalınmasına, kıymetli evrakın sahteleriyle değiştirilmesine sebebiyet vererek alınan haciz kararının infazını engellediklerini, İcra Mahkemesine yansıyan yapay itirazların reddedilemediği için müvekkillerinin alacaklarını alamadıklarını, bu nedenle müvekkilinin toplam 250.000 USD tutarındaki senetlerden dolayı icra takibine konu olan ve miktarı belirlenen Türk Lirası alacağının tahsili ile bu miktarın geç ödenmesi nedeniyle uğrayacağı zararların karşılanması gerektiğini, müvekkilinin parayı değerlendirme imkanından yoksun kaldığını, enflasyon nedeniyle mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan yüksek faiz oranlarından faydalanamadığını, bu zararın bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği ileri sürerek; mahkemece belirlenecek miktar üzerinden dava hakkı baki fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000.000.000 (eski) TL nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.12.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle talep sonucunu 616.421,54 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili; iddiaların varit olmadığını, icra müdürü ile memur hakkında yürütülen ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Feri müdahil ...; davacı vekilininin senetleri sahte olarak tanzim edip takibe koyduğunu, senetler kasaya alındıktan sonra kendisine verilen alındı belgesini ve örnekleri mahkemeye sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.07.2014 tarihli kararıyla; takip konusu senetlerin şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan kişi tarafından keşide ve ciro edildiği, bu senetlerden dolayı şirketin sorumlu olmasının söz konusu olmadığı, senetlerin asıl ya da fotokopi olmalarının farklılık arzetmediği, esasen senetlerin tahsil kabiliyeti bulunmadığından davalının da sorumlu olmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.02.2016 tarihli ilamıyla; Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden; davacılar tarafından dava dışı borçlular hakkında 11/12/2002 tarihinde Üsküdar 1. İcra Dairesinin 2002/10115 ve 10116 sayılı dosyaları takip başlattıkları, borçluların takip konusu senetteki borca ve imzaya itiraz ettikleri, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından takip konusu üç adet senet üzerinde grafoloji uzmanı bilirkişiye inceleme yaptırılarak alınan raporda, senetlerin zemin görüntüsünün ve matbu yazıların piyasada hazır basılmış ve satılmakta olan senet koçanlarından renkli elektronik tarayıcılar ile taranıp aynen elde edildiği, bu işlemlerden sonra birinci hamur kağıdına pullar yapıştırıldıktan sonra elde edilen bu senet görünümünün üzerine, elle doldurulmuş gibi görünen yazılar ile senetlerdeki imzaların bilgisayar ortamında yerleştirilerek ön ve arka taraflarından renkli çıktı alınarak işlemin tamamlandığı, her üç senedin sahte olduklarının belirtildiği ve bu nedenle Üsküdar 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2007/562 ve 563 Esas sayılı dosyalarında her iki icra takibinin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Takip konusu senetlerin, borçlu vekilinin talebi ile icra memurunun refakatinde özel bilirkişi incelemesi yaptırılması ve renkli fotokopisinin çektirilmesi için icra dairesi dışına çıkarıldığı hususu ile sahte oldukları hususu ihtilafsızdır. İcra dairesine verilen senetlerin başlangıçta mı orijinal olarak verilmediği, yoksa bilahare mi sahteleri ile değiştirildiği tespit edilememiş ise de; davacı takip alacaklıları, icra dairesine teslim ettikleri senet asıllarının sahteleriyle değiştirildiği iddiasıyla icra müdürü ve icra memuru hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardır. Açılan ceza davasının yargılaması sonunda, Üsküdar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/362 Esas, 2008/725 Karar sayılı kararı ile, her iki sanığın senetlerin ilk takibe konduğu sırada, ya da fotokopi çektirildikten sonra geri getirildiğinde orijinal senet yerine sahtesinin konulduğunu yaptıkları işin gereği olarak bilmeleri gerektiği, en hafif değerlendirme ile sanıkların ihmallerinin bulunduğu gerekçesiyle görevi ihmal suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş, karar 4. Ceza Dairesi tarafından onanarak 22/04/2010 tarihinde kesinleşmiştir. Üsküdar 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tanık olarak dinlenen icra müdür yardımcısı ...'ın 30/06/2004 tarihli duruşmadaki beyanında; alacaklı vekilinin getirdiği senetlerin aslını ve fotokopilerini aldığını, fotokopilerini onaylayıp dosyasına koyduğunu, asıllarına herhangi bir şey yazmayıp kasaya koyduğunu belirtmiş olduğu görülmüştür. Takip talebini alan icra müdürü, alacaklının kambiyo senedinin aslını takip talebine eklediğini, senedin kambiyo senedi olup olmadığını, alacaklının yetkili hamil olduğunu, kombiyo senedinin borçlusu olan kişiye karşı takip yaptığını ve vadesinin geldiğini görürse borçluya ödeme emri gönderir. Senet asıllarına da icra dairesi kaşesi ve icra dosya numarasını vurduktan sonra icra kasasına alması gerekir. Takip konusu senet asıllarına bu şekilde işlem yapılmadığı icra müdür yardımcısının beyanından anlaşılmaktadır. Zira bu şekilde işlem yapılmış olsaydı senetlerin fotokopileri çekilip getirildikten sonra sahteleriyle değiştirildikleri kolayca anlaşılabilirdi. Nitekim senet asıllarının inceleme yaptırılması ya da fotokopilerinin çektirilmek üzere memur nezaretinde icra dairesi dışına çıkartılması da genel uygulamaya ve hayatın olağan akışına uygun değildir. Senet aslını incelemek isteyen borçluya, icra dairesinde memur gözetiminde incelemesine izin verilip sonrasında tekrar kasaya konulması gerekir. İcra dairesi görevlilerinin senet asıllarının icra dairesi dışına çıkartılmasına izin vermeleri doğru olmamıştır. Mahkeme kararında, dava konusu senetler ile bu davanın konusu olmayan senetler karıştırılmıştır. Davaya konu olan Üsküdar 1. İcra Dairesinin 2002/10115 sayılı takip dosyasındaki 20/10/2001 vadeli 100.000 USD'lik iki adet senedin ... tarafından keşide edilerek lehdar ...'ya verildiği, onun tarafından da davacılar murisi ...'ya ciro edildiği anlaşılmaktadır. Yine Üsküdar 1. İcra Dairesinin 2002/10116 sayılı takip dosyasındaki 20/10/2001 vadeli 50.000 USD'lik senedin ... İnşaat Depoculuk Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına ...tarafından, kendisi lehdar gösterilerek keşide edildiği ve sonrasında davacılar murisi ...'ya ciro edildiği görülmektedir. Mahkemenin, şirketin kendisini temsil ve ilzama yetkili olanların imzalarını taşımayan senetlerden dolayı sorumlu tutulamıyacağı gerekçesi de yerinde değildir. Zira dava konusu senetlerin tamamı şirket adına düzenlenmediği gibi, şirket adına senet düzenleyen ...'ın şahsen sorumlu olacağı hususunun gözetilmemiş olması da doğru olmamıştır. Şu halde, 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi (818 sayılı BK m. 53) uyarınca, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı ile maddi olgu belirlemesinin hukuk hâkimini bağlayacağı hususu ile yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, icra dairesi görevlilerinin davacılar tarafından başlatılan icra takiplerinin sonuçsuz kalmasına sebep olduklarından, davalının icra dairesi görevlilerinin kusurlu eylem ve işlemlerinden sorumlu olduğu sonucuna varılmalıdır. Mahkemece, davacıların uğradıkları zarar kapsamı belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi yerine, yazılı gerekçe ve hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 07.12.2017 tarihli kararıyla önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2022 tarihli ilamıyla, davaya konu kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takiplerinde borçluların borca ve imzaya itiraz etmesi nedeniyle icra mahkemesi tarafından senet üzerindeki imzaların borçlulara ait olup olmadığı hususunda yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda senet üzerindeki imzaların borçlulara ait olmadığının tespit edildiği, bunun üzerine icra mahkemesi tarafından söz konusu takiplerin iptaline karar verildiği, Üsküdar 1. İcra Müdürlüğünde görevli icra müdürü ve icra memuru hakkında senet asıllarını sahteleriyle değiştirdikleri iddiasıyla Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açıldığı, Üsküdar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/362 E., 2008/725 K. sayılı dosyası üzerinde yapılan yargılama sonucunda gerekli özenin göstermemelerinden dolayı görevi ihmal suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği ve kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.04.2010 tarihli ve 2009/28899 E., 2010/7859 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, maddi olgunun tespitine ilişkin kesinleşen ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimi yönünden yukarıda açıklanan nedenlerle bağlayıcı olacağı, icra dairesi görevlilerinin davacılar tarafından başlatılan icra takiplerinin sonuçsuz kalmasına sebep olduklarından kusurlu oldukları benimsenerek davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle Özel Daire kararında gösterilen nedenlerden dolayı direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bilirkişi raporu ile dava açılış tarihine göre davacı tarafın Üsküdar 1. İcra Dairesinin 2002/10115 E. sayılı dosyası bakımından 493.137,28 TL, Üsküdar 1. İcra Dairesinin 2002/10116 E. sayılı dosyası bakımından 123.284,31 TL olmak üzere karşılanması gereken toplam zararının 616.421,59 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 616.421,54TL'nin 05.12.2003 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ Dairenin 11.06.2024 tarihli ilamıyla; bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, tacir olmayan davalı aleyhine haksız eyleme dayalı olarak hükmedilen tazminata uygulanan yasal faiz oranının yerinde olduğu, zamanaşımı yönünden ilk verilen hükümle davacı lehine kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş; davalı vekilince kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME A.Karar Düzeltme Sebepleri Davalı vekili; temyiz itirazlarının gerekçesiyle cevaplanmadığını, deliller incelenmeden karar verildiğini, icra müdürünün savunmalarının ve cevaplarının dinlenmediğini, müvekkilinin ve icra memurunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ıslah tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkiline tazminat davası açmak dışında başka bir iş yapmadığını, borçlulara karşı alacak davası açmadığını veya senedin zayi nedeniyle ihyası ya da iptalini istemediğini, 29.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda senetlerin karşılaştırılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen bunun yapılmadığını, ceza mahkemesinde tanık olarak dinlenen icra müdür yardımcısı ..., değiştirildiği iddia edilen senetlerin en başta davacı avukatı tarafından getirilmiş senetler olduğu yönündeki beyanlarının dikkate alınmadığını, borçlu ... ile Av. ..., Av. ....ve Av. .... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan yapılan yargılama sonucunda mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kanıt bulunmadığından beraatlerine karar verildiğini ve bu kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, icra müdürü ile memurun ise görevi ihmalden cezalandırıldığını belirterek Daire kararının düzeltilmesi talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Karar düzeltme yoluyla incelenen kararda yer verilen gerekçeye, uyulan bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verilmiş olmasına, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına ve Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.