3. Hukuk Dairesi 2024/3352 E. , 2025/2527 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2850 E., 2024/1324 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/196 E., 2023/270 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu belirlenmiştir. Temyize konu edilen kararda dava değeri, duruşma sınırının altında olduğundan, duruşma isteğinin miktar yönünden reddiyle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteminin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalı ile dava dışı malik arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek sözleşmeler düzenlendiğini, davalının bu sözleşmeler kapsamında hak sahibi olmayı umduğu dava konusu taşınmazı satış vaadi sözleşmesi ile müvekkiline satmayı vaad ettiğini, ancak davalı ve dava dışı malik arasında imzalanan eser sözleşmesinin Mahkeme tarafından geriye etkili olarak feshedilerek kararın kesinleştiğini, bunun üzerine davalının taşınmazda bir hakkının kalmadığını ve müvekkiline satmayı vaad ettiği dairenin satışının da fiilen imkansız hale geldiğini ileri sürerek, dava konusu dairenin ifanın imkansız olduğu tarihteki rayiç bedelinin tespiti ile faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 20.12.2017 tarihli dilekçe ile talebini, taşınmazın 22.01.2009 tarihi itibariyle değeri olan 500.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; süresinde cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının tazminat isteminin dayanağının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 112. maddesi olup, yüklenicinin taahhüdünü ihlal etmesi nedeniyle borcun doğduğu, borçlunun müspet zarar olarak nitelenen dava konusu taşınmazın rayiç değerini ödeme sorumluluğu bulunduğu, satış vaadini kabul eden sıfatıyla davacı ve satış vaadinde bulunan sıfatıyla davalı tarafından imzalanan ... Noterliğinin 22.03.1999 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalı müteahhidin dava konusu bağımsız bölümün tamamını davacıya satmayı vaad ettiği, buna karşılık olarak satış bedelinin tamamını davacıdan peşinen ve nakden aldığı, ancak taşınmazın 14.09.2010 tarihinde (dava tarihinden önce) dava dışı ...'ye satılarak tapuda devredildiği ve halen malik tarafından kullanılmakta olduğu, bu nedenle davalı müteahhit tarafından davacıya satılmış olan davaya konu dairenin, davacı adına tescil imkanının kalmadığı; sözleşmenin ifasının davalının kusuruyla imkansız hale geldiği, bu nedenle, davacının, sözleşmenin ifasından vazgeçip, ifanın imkansız hale geldiği 27.05.2010 tarihi itibariyle, müspet zararını, yani, dava konusu dairenin rayiç bedelini davalı müteahhitten istemekte haklı olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarihli ve sayılı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; kararın taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, davacı tarafın taşınmazın 22.01.2009 tarihindeki rayiç bedelini talep ettiği açık olup, hükme esas alınan 12.06.2023 tarihli raporda ise davacı tarafın talebine uygun olarak 22.01.2009 tarihli rayiç bedele ilişkin bir hesaplama yapılmadığını, satışa emsal olmayan internet ilanlarından oluşan bir takım ilanlarla emsal incelemesi yapılmasının hatalı olduğunu, bu ilanların dava konusu taşınmazın rayiç bedelini hesaplarken ne şekilde etki ettiğine dair hiçbir objektif veri ortaya konulmadığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının dava konusu taşınmazı teslim aldığı, kullandığı ve gelir ettiği hususlarının dikkate alınmadığını, davacı adına tapuda tescil yapılamamasında müvekkilin kusuru bulunmadığını ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yüklenicinin payına düşen taşınmazın satın alınmasına rağmen taşınmazın tapu devrinin yapılmamasından kaynaklı rayiç bedelin tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle zamanaşımı süresinin on yıl olup ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle başlayacağı, ifanın imkansız hale geldiği tarihin ise doğru olarak tespit edilerek bu tarih itibariyle taşınmazın rayiç değerinin belirlendiği, yine taleple bağlılık ilkesi uyarınca hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.